İyi Kitap

Michael Morpurgo’nun Kayıp Zamanlar romanından…

Michael Morpurgo’nun Kayıp Zamanlar romanından…

Thomas adındaki bir askerin 1. Dünya Savaşı’nın siperlerinden hayatını gözden geçirişini anlatan Kayıp Zamanlar, her satırıyla savaşın anlamsızlığının ve kuvvet komutanlarının acımasızlığının altını çiziyor. Unutulmaması ya da affedilmemesi gereken olaylardan bahseden hüzünlü bir roman…

Charlie beni elimden tutarak götürüyor, çünkü gitmek istemediğimi biliyor. Daha önce hiç yaka takmamışım; nefes alamıyorum. Ayaklarımdaki botlar garip ve ağır. Kalbimde de bir ağırlık var, çünkü gideceğim yer beni ürkütüyor. Charlie bana bu okul denen yerin ne kadar korkunç bir yer olduğunu defalarca anlatmıştı. Bay Munnings’ten, onun öfke nöbetlerinden ve masasının arkasındaki duvara astığı uzun sopadan bahsetmişti.

Koca Joe okula gitmek zorunda değil ve bence bu haksızlık. O benden yaşça çok daha büyük. Charlie’den bile büyük, ama hiç okula gitmemiş. Annemizle birlikte evde kalıyor ve en sevdiği ağaca tırmanıp bir dala oturduktan sonra, gülerek Portakal ve Limonlar’ı söylüyor. Koca Joe sürekli gülüyor ve hep mutlu. Keşke ben de onun gibi mutlu olabilsem. Keşke ben de onun gibi evde kalabilsem. Charlie’yle gitmek istemiyorum. Okula gitmek istemiyorum.

Omzumun üzerinden arkama bakıyorum ve bu durumdan bir şekilde kurtulmayı, annemin koşarak gelip beni eve götürmesini ümit ediyorum. Ama o bir türlü gelmiyor. Okul, Bay Munnings ve sopası, attığım her adımda biraz daha yaklaşıyor.

“Omuz?” diye soruyor Charlie. Gözlerimin yaşla dolu olduğunu görüyor ve beni anlıyor. Charlie her zaman anlar. O benden üç yaş büyük; yani yapmadığı, bilmediği şey yok. Aynı zamanda da güçlü biri; omuzda taşıma konusunda çok iyi. Sırtına atlayıp sıkıca tutunuyorum ve gözlerimi kapatıp çaktırmadan, ses çıkarmamaya çalışarak ağlıyorum. Ama bu durumu uzun süre devam ettiremeyip yüksek sesle ağlamaya başlıyorum, çünkü bu sabahın annemin dediği gibi yeni ve heyecan verici bir sabah olmadığının farkındayım. Bugün bir şeylerin başlangıcı falan değil, benim başlangıcımın sonu yalnızca. Charlie’nin boynuna sarılmış bir şekilde ilerlerken, dertsiz ve rahat geçen zamanların sonuna geldiğimi, öğleden sonra eve döndüğümde aynı kişi olmayacağımı biliyorum.

Gözlerimi açtığımda, gagası açık duran, ölü bir karganın çitten sarktığını görüyorum. O bet sesiyle şarkısını söylemeye henüz başlamışken, ötmek için ağzını açtığı sırada mı vuruldu acaba? Ölü olduğu halde, tüyleri hâlâ rüzgâr tuttuğundan, cansız bedeni sallanıp duruyor. Tepemizdeki yüksek karaağaçlarda tünemiş olan ailesi ve arkadaşları keder ve kızgınlık içinde ötüyor. Öldüğüne üzülmüyorum. Kızılgerdanımı korkutup kaçırarak, zavallı hayvanın yuvasındaki yumurtaları,
benim yumurtalarımı, çalan o olabilir. Parmaklarımın altında, ılık ve canlı beş tane yumurta. Hepsini tek tek çıkarıp avucuma koyduğumu hatırlıyorum. Teneke kutumun içine dizecektim onları. Tıpkı Charlie’nin yaptığı gibi içlerini boşaltıp boyamak, altlarına pamuk serdiğim karatavuk ve güvercin yumurtalarımın yanına yatırmak istiyordum. Tam onları almak üzereyken bir şey beni tereddüde düşürmüş ve elimi geri çektirmişti. Kızılgerdan, babamın gül ağacının üzerine tünemiş beni seyrediyor; hiç kırpmadığı gözleriyle bana yalvarıyordu.

O gözlerde babam vardı. Gül ağacının altındaki nemli ve solucanlı toprağın altında, epey derinlerde bir yerde, onun bütün değerli eşyaları gömülüydü. Önce annem babamın piposunu koymuştu. Ardından Charlie onun kabaralı postallarını yerleştirdi; birbirlerine doğru kıvrılmış uyuyor gibi duruyorlardı. Koca Joe da dizlerinin üzerine çöktü ve postalları babamın eski atkısıyla örttü.

Annem, “Sıra sende Tommo,” dedi. Ama bir türlü yapamıyordum. Öldüğü gün giydiği eldivenler vardı elimde. Birini yerden alışımı hatırladım. Bilmedikleri bir şey biliyordum, ama bunu onlara hayatta söyleyemezdim.

Kayıp Zamanlar
Michael Morpurgo
Çeviren: Arif Cem Ünver
Tudem Yayınları
191 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz