İyi Kitap

Veletlere en hınzırından resimli kitaplar…

Veletlere en hınzırından resimli kitaplar…

Şiirsel Taş

Sadece görsellikleriyle bile çocukların dikkatini kendine çeken resimli çocuk kitapları, okul öncesi çağdaki çocukların sıkı birer okuyucu olmasının ilk adımı aynı zamanda. Bu önemli alanda yayımlanmış biri çeviri, diğeri telif iki ilgi çekici kitap konuk oldu sayfalarımıza.

Hınzır kitapları sever misiniz? Çocuklar hınzır kitaplara bayılır. “Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikâyesi”nde aklınıza gelebilecek en hınzır öykülerden birini okuyacaksınız.

“Günlerden bir gün, küçük köstebek, sabah güneşine bakmak için kafasını topraktan dışarı uzatmıştı ki, olanlar oldu.” Bir çocuk kitabı için oldukça sıradan bir başlangıç tümcesi gibi gözüküyor, öyle değil mi? Bir de devamını okuyun.

İşin aslı, küçük köstebeğin ‘başına gelen’ yuvarlak, kahverengi ve şekli sosise benzeyen bir ‘şey’dir. Evet, meçhul bir şahıs küçük köstebeğin kafasına etmiştir. Köstebek, haklı olarak küplere biner. Kafasına eden meçhul şahsı arayıp bulmaya kararlıdır.

Köstebek kafasındakini, öykünün başından sonuna kadar bir şapka gibi taşır ve karşılaştığı her hayvana, “Kafama eden sen misin?” diye sorar. Hayvanların her biri, “O nasıl soru öyle, bak benimki böyle,” yanıtını vererek, ortalığı şenlendirir.

Kitaptaki betimlemelerin bazıları gerçekten de çok başarılı ve çocuklar için kesinlikle çok eğlenceli. Keçiden “boğaz pastili renginde, bir avuç yumrucuğun pıtır pıtır dökülmesi” boğazı ağrıyan çocuk için pastili daha mı cazip kılar, yoksa itici hale mi getirir, bilmiyorum. Elbette, aynı soru “şlop diye yere düşüp yayılan, yeşilli-kahveli büyük bir krep hamuru”na benzeyen inek dışkısı için de geçerli.

EDEN BULUR
Resimler de en az öykünün kendisi kadar hınzır. Lezzet uzmanı iki karasineğin çabalarıyla kafasına edenin kim olduğunu öğrenen köstebeğin yüzündeki “ben şimdi sana gösteririm” ifadesiyse görmeye değer. “Eden bulur” sözünü doğrulayan finali biraz yadırgasam da, sanırım, onca hayvanın içinde bir tek köstebeğin
nasıl “ettiğini” öğrenememek hayal kırıklığı yaratırdı.

Çocuğun, kendi başına bir dışkı edebiyatı yarattığı ve konuyla ilgili sözcükleri dilinden düşürmediği koprofil dönemde, “Nasıl olsa bu lafları yüzlerce kez yineledikten sonra tüketecek” diyerek ermiş sabrıyla bekliyorsanız, bu kitabı birlikte okumak ikinize de iyi gelebilir.

Bu arada, dilimize yeni çevrilmiş olsa da öykünün neredeyse yirmi yıl önce yazılmış olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Bu kitaba ilişkin deneyimler, anne babalar için de bir tür sınav olacaktır. Bakalım, çocuğunuz sokakta yürürken, size defalarca okutmuş olacağı bu kitaptan aklında kalan bölümleri kıkır kıkır gülerek yüksek sesle tekrarladığında ne yapacaksınız?

Okul öncesi çağdaki zorlayıcı deneyimlerden bir diğeri −hele hele alelacele bir yere yetişmeye çalışıyorsanız− yaşanan soyunma giyinme krizidir. İki kol ile bir baş için üç deliği olan kazakta, doğru deliği bulmak çözülmesi zor bir bulmaca haline gelir. Eyvahlar olsun! Üç delikli bir de pantolon var giydirilmesi gereken. Kumaşın içinde debelenen bir kütlenin çırpınışlarını izlersiniz çaresizce.

Sara Şahinkanat, çocuklar için kaleme aldığı ilk kitabının ithaf bölümünde boşuna şöyle dememiş: “Küçükken giydirilmesi pek de kolay olmayan canım oğluma…” Ve kol-bacak sayısına göre giydirilmesi en zor olabilecek canlıyı öyküsüne kahraman olarak seçmiş.

Bir ahtapot olduğunuzu düşünün. Sekiz kollu bir giysiyle mücadele edecek, sekiz eldiven takacaksınız. Artık küçük ahtapot Nino’nun derdini anlayabilirsiniz. Nino, annesi yardım etse bile giyinmek için bu kadar zaman harcamaktan bezmiştir. En büyük hayali, tek delikli giysilerini üstüne kolayca geçiriveren bir yılanbalığına dönüşmektir. Annesi ise, küçük oğlunun zamanla farklı düşüneceğini bilir ve aslında her annenin çocuğu için hissettiklerini dile getirir: “Sen bizim için özelsin, inan olduğun gibi çok güzelsin.”

Nino yılanbalığına dönüşmez, ama giyinirken başına dert olan sekiz kolunu kullanarak yılanbalığı için yaptığı iyilik, onu gerçek bir kahramana dönüştürür. Giyinmek hâlâ zor olsa bile, Nino sonunda sekiz koluyla barışır.

“Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor” ile, ressam Feridun Oral’ın her sayfasını tabloya dönüştürdüğü çocuk kitaplarına bir yenisi daha eklenmiş. Ressamın, denizin altı ile üstünü biraraya getirdiği bu kendine özgü, renkli dünyada, ‘kardan ahtapot’ gibi sevimli, küçük ayrıntılar gizli.

Resimler bunca güzel olunca, balıkların kullandığı taşıtların üzerinde ‘TAXI’ değil de, ‘TAKSİ’ yazsaydı dedirtecek kadar ayrıntıya takılıyor insan.

Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor
Sara Şahinkanat
Resimleyen: Feridun Oral
Yapı Kredi Yayınları
30 sayfa

Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan
Küçük Köstebeğin Hikâyesi
Werner Holzwarth – Wolf Erlbruch
Çeviren: Bahar Siber
İletişim Yayınları
24 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz