İyi Kitap

Hayat bir oyun alanıdır, oynamayı bilene…

Hayat bir oyun alanıdır, oynamayı bilene…

Elif TÜRKÖLMEZ

Kafadenkler lakaplı bir grup öğrencinin ‘kazı bilim kampı’ macerasını anlatan Bintepe’nin Hayaleti, tarih ve arkeoloji biliminin Türkiye’de pek bilinmeyen ‘kıymetine’ vurgu yaparken, takım ruhu ile keşif duygusunun da altını çiziyor.

Kafa kâğıdı eskidikçe, çocukken en iyi bildiğimiz şeyi, hayatın bir oyun alanı olduğu bilgisini bize unutturan sebeplerden biri de, çocuklar için yazılmış kitaplara eskisi kadar yüz vermememiz olabilir. Nur İçözü’nün Bintepe’nin Hayaleti adlı kitabını okurken en çok bunu düşündüm. Sıkıcı yetişkinlere hayatın bir oyun alanı olduğunu hatırlatmanın en iyi yolu ellerine birer çocuk kitabı tutuşturmak olur sanırım.

MEZAR MI KAZACAĞIZ!
Bintepe’nin Hayaleti, her biri bir lakaba sahip olan (Kasıntı Can, Meraklı Serkan, Bolgöbek Yaşar, Paten Ayten gibi) dokuz öğrencinin yaz tatilinde, öğretmenleri Neriman Hanım ve Arkeoloji Kulübü öğretmeni Yavuz Bey’le çıktıkları kamp macerasını anlatıyor. Sıradanlığı sevmeyen, meraklı ve yaratıcı bu öğrenci grubu, çıktıkları kampı da eğlenceye dönüştürmeyi başarıyor.

Hani okullarda bazı sosyal etkinlikler pek popülerdir de bazıları pek ilgi görmez ya, Kafadenkler’in okulunda da Arkeoloji Kulübü ikincisinden nasipleniyor. Tüm öğrenciler arkeolojiye burun kıvırıp, “Mezar mı kazacağız?” diye dalga geçince, “Kimse katılmıyorsa biz katılırız,” diyen Kafadenkler, kendilerini bir anda tarihin gizemli atmosferinde buluyorlar. Önceleri sadece kulüp odasında konuşulan gizemli olaylar, gittikleri Bintepeler kampında gerçek birer deneyime dönüşüyor.

Bintepeler, Manisa’nın Salihli ilçesi yakınlarında, Gediz Ovası’nda yer alan bir kral mezarlığı alanı. İçinde Lidya krallarına ait mezarların olduğu yaklaşık 90 tümülüs (tepecik) nedeniyle bölgeye Bintepeler adı verilmiş. Kral Karun olarak bilinen, zenginliğiyle ünlü Kral Krezüs’ün mezarını da inceleyen Kafadenkler’in hikâyesi burada başlıyor. Karun’un hazinesine göz diken tarihi eser kaçakçıları, tarihi eserleri koruma bilinci gelişmiş çocukların elinden kurtulamıyorlar.

Türkiye gibi; arkeoloji, prehistorya, tarih, sosyoloji türü bilimlerin konusunun doğru dürüst bilinmediği, bu işlerle meşgul olan insanların neler yaptığının tam olarak anlaşılmadığı bir ülkenin çocuklarına bu bilimleri anlatmak, sevdirmek amacıyla yola çıkmış bu kitap bunu başaracağa benziyor. Her çocuğun, içindeki henüz örselenmemiş keşif duygusuyla, kültür zenginliği açısından benzeri olmayan böyle bir coğrafyada Kafadenkler’inkine benzer bir maceraya atılması gerek.

İçözü dil konusunda o kadar titizlenmiş ki, hem gençlerin bugün kullandığı argonun en doğrusunu bulmuş hem de her sözcüğün Türkçe’sini… Arkeoloji ‘kazı bilim’ olmuş, hoparlör ‘ses vericisi’… Ben aslında gençlerin dili kullanmaktaki, eğip bükmekteki yaratıcılıklarını takdir ediyorum ve dilin ancak günlük hayatta gelişen, canlı bir varlık olduğunu düşünüyorum ama İçözü’nün dille ilgili çabasının dikkate alınıp değerlendirilmesini de umuyorum.

Kitapta, üstünde önemle durulan bir diğer konuysa atasözleri ve deyimlerin günlük hayatta kullanılması. Çalçene Mine adlı karakterin kullandığı atasözleri ve deyimler çoğumuzun günlük hayatta kullanmadığı bu sözleri hatırlatması bakımından önemli. Yazar, karakterlere bu sözleri bazen bile bile yanlış kullandırıyor ve bir başka karakter düzeltince, doğru kullanımını öğreniyoruz.

Kent hayatının yetişkinler ve çocuklar için giz taşımadığını, hayal kurmaya ve macera yaşamaya köstek olduğunu düşünürsek, doğa ve tarihle baş başa olmanın ne kadar öğretici ve eğlendirici olacağı aşikâr. Özellikle ilk ve ortaöğretim çağındaki çocuklar ve gençler (+10) için iyi bir yaz tatili arkadaşı olacağına inandığım Bintepe’nin Hayaleti, okuyan herkese maceraya atılmak için ilham verecek.

Bintepe’nin Hayaleti / Nur İçözü
Resimleyen: Nuran Balcı Özekçin
Altın Kitaplar / 167 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz