İyi Kitap

Ölüm üzerine ‘canlı’ iki gençlik kitabı

Ölüm üzerine ‘canlı’ iki gençlik kitabı

Şiirsel TAŞ

Gençlik yazınının eğlence kadar hüzne de ihtiyacı var. Tudem Yayınları, yayınladığı Nehrin Oğlu ve Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları adlı iki romanla, gençleri ölüm kavramıyla yüzleşmeye çağırıyor.

Ana izleği ölüm olan iki kitabı birlikte okuyup kendinizi kötü hissetmemeyi başarabilir misiniz? Pek çok kitabın kurgusunda heyecana, gerilime ya da acıya vesile olan ölümle karşılaşmak mümkün. Ama bu kez sözünü ettiğim farklı bir durum: Ölüm kavramı ile gerçek anlamda bir yüzleşmeye tanık olmak.

Gençlik yazını alanında pek çok eser vermiş olan Tim Bowler’ın Nehrin Oğlu adlı kitabı, insanın kendini çok yakın hissettiği birinin ölümü ve bununla başa çıkmanın yolları üzerine kurgulanmış bir roman. Genç yazar Sally Nicholls’ın ilk kitabı olan Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları ise, hazmedilmesi çok daha zor bir
konuyu büyük bir ustalıkla işliyor: Kişinin kendi ölümüyle yüzleşmesi.

BİR SÜREÇ OLARAK ÖLÜM
Her iki kitapta da ölüm, bir anda olup bitiveren ve yaşamı sonlandıran bir olaydan çok, bir süreç olarak hissettiriyor kendini. Her ne kadar bu iki romanın kahramanları yaşları, yaşamları, hayata bakış açılarıyla çok farklı noktalarda olsalar da, ikisinin önemli bir ortak özelliği var: Ölümcül bir hastalıkla pençeleşmeleri.

Nehrin Oğlu, Jess ile ailesinin, ağır bir kalp hastalığı olan büyükbabayı doğup büyüdüğü, ama yıllardır uzak kaldığı topraklara götürmesiyle başlıyor. Bu huysuz, inatçı, ihtiyar ressam sadece torunuyla yakınlık kurabilmiştir. “Geçmiş ya da geleceği düşünmeyip yalnızca şimdiyi yaşayan, günü yakalayan ve kendini anın akışına bırakarak tüm benliğini o ana adayan bir ruh savaşçısı” olan büyükbabanın doğduğu yere geri dönmesinin nedeni nostalji değil, ‘Nehrin Oğlu’ adını verdiği son tablosunu tamamlama arzusudur. Yaşlı adamın gücü tükenmiş olsa bile, Jess büyükbabasının fırçayı tutan eli olur. Usta bir yüzücü olan Jess, tuvalde
Nehrin Oğlu’nun belirmesini merak ve heyecanla beklerken, bir yandan da, benliğini anın akışına bırakarak yaşamış olan büyükbabası gibi kendini nehrin akışına bırakmayı öğrenir.

METAFİZİK VE GERÇEK
Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları okunmanın dışında, üzerinde uzun uzun yazılıp çizilmeyi hak eden bir kitap. Ölümü, üçüncü kişinin değil, ölecek olanın gözünden bu denli ironik bir dille anlatan ve bunu gençlik yazınının bir parçası haline getirebilen bir başka kitap var mı, bilmiyorum. On bir yaşındaki lösemi hastası Sam kendi hakkında beş gerçeği sıralarken, hazırlıklı olmamız için bizi en başından uyarıyor: “Siz bunu okurken galiba ölmüş olacağım.”

Tim Bowler’ın kitabında, Jess’in büyükbabası ile olan ilişkisi ağırlık kazanırken, Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları çok daha geniş bir ilişkiler ağı çiziyor. Bu ilişkilerden biri, Sam’in kendisi gibi lösemi hastası olan ve ölümü en az onun kadar tiye alabilen matrak arkadaşı Felix ile dostluğu. Sözünü ettiğim ironi, Felix ile Sam arasındaki diyalogda, bir parça hüznün yanında kendini her zaman hissettiriyor (o hüzün de, sanki Sam ile Felix’ten çok, okurun yakasına yapışıyor).

Sam ile yakınları arasındaki ilişkiler açısından, romanın zirveleri sayılabilecek, unutulması zor, özel bölümler var. Ancak romandaki ilişkiler ağı bu kadarla da kalmıyor; Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları, ölüm üzerine o kadar ‘canlı’ bir kitap ki, okur ile Sam arasında bir bağ oluşmaması çok zor. Sanırım, her okur Sam ile arasında gelişen ilişkinin zirvesini farklı satırlarda yakalayacaktır.

Nehrin Oğlu’nda metafiziğe kayma eğilimi gösteren kurgunun tersine, Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları yüzde yüz gerçek hamuruyla yoğrulmuş. Ama güzel olan şu ki, Tim Bowler Nehrin Oğlu’nda realiteden sapan bir yol izlemekle birlikte, çığrından çıkmış bulanık bir mistisizme gömülmemiş. Öte yandan Sally Nicholls Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları’nda yansıttığı gerçeklerle okuru incitip hırpalamadan, gözyaşlarına boğmadan son noktaya ulaşmayı başarmış.

Sonsuza Kadar Yaşamanın Yolları
Sally Nicholls / Çev: Nursel Yıldız
Tudem Yayınları / 199 sayfa

Nehrin Oğlu / Tim Bowler
Çev: Özgür Çallı
Tudem Yayınları / 184 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz