İyi Kitap

Kimliği belirlenemeyen bir cisim bize doğru yaklaşıyor…

Kimliği belirlenemeyen bir cisim bize doğru yaklaşıyor…

Şiirsel TAŞ

Galilei teleskopunu gökyüzüne çevireli dört yüz yıl oluyor. Bu sebeple 2009, Dünya Astronomi Yılı olarak kutlanıyor. Biz de, yayımlanan astronomi kitaplarından bir seçki sunmak istedik.

Sonsuzluğa bakabilmek ne güzel! Ne yazık ki, büyük şehirlerde yaşam, geceleri karanlık gökyüzüne dalıp gitmeye, yıldızları izlemeye izin vermiyor. Oysa 2009 yılı, gözlerimizi yeniden gökyüzüne çevirmek için iyi bir fırsat. Galileo Galilei’nin teleskopla yaptığı ilk gökyüzü gözleminin 400. yıldönümü olması nedeniyle 2009 yılı, Uluslararası Astronomi Birliği tarafından Dünya Astronomi Yılı ilan edildi. Işık kirliliğinin astronomi gözlemleri üzerindeki olumsuz etkisi bir yana, şehir ortamında karanlık gecede hayranlık dolu bakışlarla gökyüzünü seyreden gözlerin sayısı giderek azalıyor. Karanlık bastıktan sonra büyük küçük hemen hepimizin retinasına vuran ışıklar, yıldızlardan değil, evde karşısına çakılıp kaldığımız ekranlardan geliyor hanidir. Dolayısıyla ister çıplak gözle, ister teleskop başında olsun, başımızı yukarı kaldırıp yıldızları seyretmenin nasıl bir deneyim olduğunu anımsamanın tam sırası.

DERSİMİZ ASTRONOMİ
Dünya Astronomi Yılı 2009 (kısaca DAY2009) ile ilgili olarak Türkiye’de yürütülen etkinliklerin koordinasyonunu üstlenen Türk Astronomi Derneği’nin internet sitesinden ya da www.astronomi2009.org adresinden 2009 Dünya Astronomi Yılı Broşürü’ne ve 2009 Gök Olayları Yıllığı’na ulaşabileceğinizi söyleyerek başlayalım. DAY2009 kapsamında astronomiye duyulan ilgiyi canlandırmak ve farkındalık yaratmak üzere yürütülen pek çok programdan bazıları özellikle çocukları ilgilendiriyor. “Evreni Anlayalım”, dört yaşından itibaren bütün çocukları uzayın derinliklerine konuk etmek üzere tasarlanmış bir program ve ilgili eğitim materyallerine www. unawe.org adresinden ulaşılabiliyor (ne yazık ki henüz Türkçesi hazırlanmamış). “Galileoskop” programı ise, Galileo’nun 400 yıl önce kullandığına benzer, basit tasarımlı, montajı kolay bir teleskopun özellikle çocuklara ulaştırılmasını hedefliyor. Bir gözümüz teleskoptayken, bir yandan da
astronomi ile ilgili kitaplara göz atalım en iyisi.

Uzay: İlk 50 Yıl, uzaya gönderilen ilk yapay uydu olan Sputnik 1’in fırlatılışından sonraki döneme ait uzay serüveninden kesitler sunan bir kitap. Önsözünü, ay yüzeyindeki deneyimini “muhteşem ıssızlık” olarak tanımlayan Buzz Aldrin’in yazdığı kitap, yarım asırlık süreci çarpıcı fotoğraflarla belgeliyor. İngiliz Astronomi Birliği’nin eski başkanı Patrick Moore tarafından kaleme alınmış olan Uzay: İlk 50 Yıl, uzayın keşfedebildiğimiz bölümünü tanıtmakta son derece başarılı. 1950’li
yıllardaki çalışmalardan başlayarak, insanın uzaya konuk olmasını, uzay istasyonlarının kuruluşunu, ay yolculuğu ve Mars’ın keşfini anlattıktan sonra, “En Güzel 50 Uzay Görüntüsü” bölümünde, okuru uzay boşluğuna çekiveriyor. 1950’lerden 2000’lere uzanan bu yolculuk, kitapta on yıllık dönemler halinde bölümlenmiş ve her bölümün başında, o zaman diliminde dünya tarihinde iz bırakan olaylar kronolojik olarak verilmiş. Böylece, gerek soğuk savaş dönemindeki rekabet ortamında gerekse daha sonraki yıllarda uzay araştırmalarında ne kadar yol alındığını okumadan önce, aynı süreç içinde yeryüzünde neler olup bittiğini görebiliyorsunuz. Uzay: İlk 50 Yıl, çok geniş yaş ölçeğinde bir okur kitlesine sesleniyor.

Profesör Dahi’nin Evren Kitabı, astronomiye yeni merak sarmaya başlamış genç amatörlerin hevesini körükleyen, gökbilim ve evrenbilim ile ilgili pek çok soruyu, Profesör Dahi’nin notlarından, yazışmalarından, kesip biçtiği gazete ve dergi kupürlerinden oluşan albüm benzeri bir tasarımla sunan farklı bir kitap. Gerçekte kolektif bir çalışmanın ürünü olan kitap, meçhul profesörümüzün “Mutlu okumalar ve en önemlisi soru sormayı unutma. Asla olası bütün cevaplar hakkında
düşünmeyi unutma…” sözleriyle başlıyor. Okur soru sormayı unutursa, kitabın kendisi zaman zaman soruyor ve Profesör Dahi ders vermiyor da sanki bugüne kadar edindiği bilgi ve deneyimleri içtenlikle paylaşıyor. Kitap, 1609’da Galileo’nun teleskopunu uzay boşluğuna çevirmesinden Hubble uzay teleskopunun geliştirilmesine kadar uzanan süreci anlatan “Evreni Gözlemlemek” adlı bölüm ile başlıyor. İlerleyen bölümlerde kozmik şehrimizin dışına çıkıp evrendeki yerimizi yurdumuzu anlamaya çalışıyoruz. Her ne kadar solucan delikleri ve zamanda yolculuk, teleportasyon, astrobiyoloji, yani astronominin gri bölgesindeki
uçbeylikleri her yaştan insanın en fazla ilgisini çeken konular olsa da, işe kitapta da yer verilen Kopernik, Kepler ve Galileo’nun gözlemleri hakkında fikir sahibi olarak başlamak önemli. Profesör Dahi’nin 2005 yılında yazdığı kitabında, 2006 yılında gezegenler tahtından indirilen Plüton’u güneş sistemimizin son gezegeni olarak anlattığı sayfanın karşısındaki uyarı dikkat çekici: “Gökbilimciler sürekli yeni keşifler yaptıkları için gökbilimsel araştırmalarınız için her zaman yeni yayımlanmış kitapları seçmelisiniz.” (!)

BİLİMİN ANLAŞILANI MAKBUL
Son olarak, astronomiye ilgi duyan büyük küçük herkesin uzayın kapısını aralamak için yararlanabileceği bir kaynak kitaptan söz edelim: Uzayın Kapısı Var mı? (Çocuk Üniversitesi Yüksek Lisans Uzay Programı). Çocuklar için bir uyarı: Adına aldanıp da boyunuzu aşan, kavranması zor bilimsel verilerle dolu bir kitap olduğunu düşünüp ürkmeyin. Alman Çocuk Üniversitesi’nin kurucularından Ulrich Jannsen ile Tübingen Üniversitesi Astronomi ve Astrofizik Enstitüsü müdürü Prof. Dr. Klaus Werner’in yazdığı kitap, Çocuk Üniversitesi’ndeki derslerden birinde, on bir yaşındaki bir kız çocuğun “Peki, uzayın bittiği yerde ne var?” sorusunu sorması üzerine doğmuş. Yani, uzay ve evren üzerine kafa yorup soru sormaya başlamış her beynin ‘dişine uygun’ bir kitap.

Uzayın Kapısı Var mı? yalnızca içeriğiyle değil, anlatımıyla, verdiği örneklerle farklı bir kitap.

Çocuk Üniversitesi, çocuklara yönelik bilim yazarlığı adına önemli bir iş başarıyor. Anlatılması/anlaşılması zor bir kavram düşünelim. Kitaptaki ifadeyle aktaracak olursam “Kaşarlanmış uzay araştırmacılarının bile üstesinden gelemeyeceği” bir kavram… Diyelim ki, kara delikler. Bir kara delik nasıl oluşur, ne menem bir şeydir, nasıl olur da kendisine yaklaşan ne varsa yalayıp yutar sorularına yanıt vermek pek de kolay olmasa gerek. Yazarlar bu soruları yanıtlarken, Schwarzchild yarıçapı, geri dönüşü olmayan olay ufku gibi ayrıntıları vermekten geri kalmıyorlar. Bununla birlikte üzerinde durdukları kavramların hiçbirinin peşini öyle kolay kolay bırakmıyor, aklın sınırlarını ne kadar zorlarsa zorlasın, daha kolay kavrayabilmemiz için basite indirgenmiş örneklerle anlatıyorlar. Bu tutum, bilim yazarlığında, hele hele çocuklar için yazıyorsanız son derece önemli. Bir sürü çılgın şeyi mümkün görmüş olan Einstein’ın bile olabileceğine inanmadığı bu çılgın düşünceyi (yani kara delikleri) daha iyi anlamamız için verdikleri örneği okuyalım ve bakalım “Astronot olay ufkuna yaklaştığında zaman o kadar genişler ki, sonunda durur.” sözleri ne ifade ediyor: “Mekân zamanını incelemek için en uygun yer büyük, rahat bir yataktır. Kara deliklerle ilgilenen çocuk yatak örtüsünün altında kıvrılmalıdır. Kendisinin, etrafında bir sürü uzay gemisi olan bir büyük kara delik olduğunu hayal etmelidir. Bu kara delik şimdi yaylar iyice bükülünceye kadar yaylı yatağı kendine çeker. Daha şimdiden etraflarındaki mekân biraz sıkışmış gibidir. Zamanın da durması için artık bir de olay ufku aşılmalıdır. Bunu en iyi şekilde yapmak için çocuk kara deliğin etrafında dönen uzay gemilerini saymalıdır. Büyük ve küçük uzay gemileri, foton işletme mekanizmalı uzay gemileri ve warp motorlu uzay gemileri, mavi, kırmızı ve yeşil uzay gemileri, kalkanlı uzay gemileri ve kuzu postlu uzay gemileri. Kuzu postlu
uzay gemilerine yoğunlaşalım! Kaç taneler? Bir, iki, üç, dört, beş?.. Çoğunlukla bütün uzay gemileri eksiksiz sayıldığında, şaşırtıcı bir şey gerçekleşir: Zaman aniden durur.”

Ve meraklı beyin uykuya dalar… Bir süreliğine yalnızca rüyalar olacak gecesinde, bir de yıldızlar…

Profesör Dahi’nin Evren Kitabı
Hubert Reeves
Çeviren: Oğuz Sebik
Tudem Yayınları / 64 sayfa

Uzay İlk 50 Yıl
S. P. Moore – H. J. P Arnolds
Çeviren: Aylin Güneri
Domingo / 224 sayfa

Uzayın Kapısı Var Mı?
Ulrich Janssen – Klaus Werner
Çeviren: Füsun Bayraktar
Optimist Kitap / 224 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz