İyi Kitap

Ben yazsaydım…

Barış MÜSTECAPLIOĞLU

Her yazarın, hatta sıkı okurun, ben yazsaydım dediği bir kitap yok mudur! İyi Kitap sordu; fantastik Perg Efsaneleri serisiyle sevilen yazar Barış Müstecaplıoğlu, ben yazsaydım dediği çocuk kitabını bizlerle paylaştı…

Bazı kitapları unutmazsınız. Üzerinden yıllar geçse de, aklınızda bir yerde, kapaklarını ilk çevirdiğiniz günkü kadar canlı dururlar, ne zaman hatırlasanız size aynı neşeyi ya da hüznü yaşatırlar. Pal Sokağı Çocukları’nı ortaokul çağında okumuştum ve benim için bu tanıma uyan ilk kitaplardan biri olmuştu. Ondan sonra da dayanışmanın, arkadaşlığın ve fedakârlığın bu kadar basit ve bu kadar güzel anlatıldığı bir başka kitap okumadım. Dünya çapında en tanınan Macar romanı olan Pal Sokağı Çocukları, Ferenc Molnar’ın ilk eseri, belki benzersiz içtenliğini de bir ilk kitap olmasına borçlu. Biz yazarlar yarattığımız karakterlerle bazen birkaç
sene, bazen daha uzun süre birlikte yaşarız, onlarla yatar onlarla kalkarız, bu yüzden Pal Sokağı Çocukları’nı ben yazmış olmak isterdim. Kitabın başlıca karakteri Nemeçek’le, çocuk edebiyatının ölümsüz kahramanları arasına rahatlıkla girecek bu cesur ve masum delikanlıyla yıllarca arkadaşlık etmek çok hoşuma giderdi.

Pal Sokağı Çocukları’nı okurken Komutan Boka ve ‘tek rütbesiz er’ Nemeçek ile macun çiğneyip odun yığınları üzerinde ‘arsa’mı korumak için nöbet tutmuş, kırmızı gömleklilerle yapacağım savaş için kumdan toplar hazırlamıştım. Benim için hepsi gerçekti, dostlarımdı, canları yandığında canım yanar, onlarla birlikte gülerdim. İlk gördüğümde düşman saydığım kırmızı gömleklilerin içinde Pal Sokağı sakinleri kadar onurlu ve sevilesi çocuklar bulunduğunu öğrenmek benim için büyük bir kazanımdı. Canavar sandığım Pastor kardeşlerin bile masum bir yanlarının olduğunu görmek, o yaşta dünyaya yeni gözlerle bakmamı sağlamıştı. Bugün farklı kamplardaki insanlar arasında iyilerin de kötülerin de olabileceğinin ayırdındaysam, çeşitli sebeplerden karşı karşıya kaldığım, beni azılı düşman gören kişilerle bile farklı koşullarda dost olabileceğimi biliyorsam, bunu Pal Sokağı Çocukları ve benzeri kitaplara borçluyum.

Şimdi düşününce, eğer bu kitabı ben yazsaydım, galiba okuyan herkesin gözünden birkaç damla yaş koparan o malum son sahneler hiç yaşanmaz, bir şekilde olaylar tatlıya bağlanırdı. Çocuklar söz konusu olduğunda fazlasıyla yufkalaşan yüreğim ne kadar gerçekçi ve kaçınılmaz olsa da, öyküyü o şekilde bitiremezdi. O zaman da yaşananlar bu kadar çarpıcı ve unutulmaz olmazdı, Pal’lı çocukların paylaştıkları dostluk, gösterdikleri fedakârlık ve affedicilikleri insanların kalbine böylesine güçlü işlemezdi. Dolayısıyla, iyi ki Pal Sokağı Çocukları’nı ben ya da bir başkası yazmamış da Ferenc Molnar yazmış diyorum. Şimdi izninizle gidip kum toplarımı hazırlamam gerek, barikatları da kontrol etmeliyim. Kırmızı gömlekliler her an gelebilir, kapıyı tutmak lazım!

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz