İyi Kitap

İstanbul’da gece çiçeği olmanın büyüsü…

İstanbul’da gece çiçeği olmanın büyüsü…

Irmak ZİLELİ

Doğan Egmont’un Usta Kalemlerden Masallar başlıklı dizisi Ahmet Ümit’in iki masal kitabıyla başlamıştı, Türk edebiyatının sıradışı bir ismiyle devam ediyor: Nazlı Eray’la…

İstanbul gerçekliğini her an kanıtlayan acımasız dünyasına karşın, hayale fazlasıyla yeri olan bir şehirdir. Şehir meydanlarındaki kalabalıklar, araba kornaları, insanların itiş kakışları, dükkânlardan sokaklara yayılan her telden müzik sesleri, seyyar satıcılar, yüksek binaların dibindeki eski zaman evleri, ara sokaklarına ait iç karartıcı hikâyeler, kapı arkalarındaki bilinmeyen yaşamlar, İstanbul’u İstanbul yapan keşmekeşin nasıl birer parçasıysa; dar sokakları, insanları, hikâyeleri,
Arnavut kaldırımları, eski görkemli binaları, kıvrılarak inen ve sokaklara bağlanan merdivenleri de onun büyülü masal dünyasının birer parçasıdır. Tüm bu karmaşanın içinde sıkışıp kalmış gibidir hayal dünyamız. Kendine şöyle rahat bir mekân arar; büyüyüp yeşermek, alabildiğine genişleyebilmek için… Ama aslında hayali kamçılayan da, İstanbul’u İstanbul yapan o karmaşadır. Sıkışıklıktır. Kaldırımları bir örnek, binaları simetrik, bahçelerindeki otları bile ölçülü bir Avrupa
kentinde hayale olanak var mıdır, bir de bu açıdan düşünün…

Büyülü gerçekçi edebiyatın ülkemizdeki tek tük yazarlarından biri olan Nazlı Eray, hayal perdesini çocuklar için aralamış bu kez. Onun insanı uçuran, alıp götüren, dizginlenemez bir şekilde peşinden sürükleyen o büyülü anlatımı, çocuklar söz konusu olunca bir başka konuşmuş. Daha bir yalın ama çok daha canlı, coşkulu çıkmış sesi. Çocuk dünyası böyle bir şey olmalı; ayaklarımızın yerçekimi karşısındaki direncini güçlendiriyor…

HAYALLERE DOĞRU UÇMAK
Bunları yazarken aklıma bir söyleşimiz sırasında Afşar Timuçin’in söyledikleri geldi. Timuçin demişti ki, “Çocuk bir sopayı alıyor, at yapıyor ve koşmaya başlıyor. Kendini aklı başında sanan bir baba diyor ki, ‘Ya bu böyle sopayı at yapıyor, biz buna bir oyuncak at alalım.’ Bu sefer aptal bir at alınıyor, çocuk yerinde sallanıyor. O değil ki, o, hızla atını sürecektir, değil mi?” Nazlı Eray, oyuncak bir at almak yerine, atının terkisine atlayıp onunla birlikte hayallere doğru uçmayı yeğliyor.

Gece Çiçeği İstanbul, teknolojik olanaklar sayesinde renklenmiş oyuncakçıların dışında bir seçenek daha olduğunu gösteriyor bize. Elimizde koskoca bir evren var. Hayallerin evreni. Masalların dünyası. Orada dilediğimizce at koşturabilir, istediğimiz her maceraya atılabilir, rengârenk kişiliklerle tanışabiliriz. Olmadık öykülerde yer alabilir, büyülü dünyaların konuğu olabiliriz. Hepsinin olup bittiği tek yer, en özgür olduğumuz mekândır, zihnimiz… Son teknolojiyle yapılmış uzaktan kumandalı arabalar bizi İstanbul’un meydanlarından ara sokaklarına götürüp Pamuk Prenses’le tanıştırabilir mi? Düğün pastasının içinde gezdirip, bir parmak krema, bir parmak çikolatadan tattırabilir mi? Büyücü marifetiyle kanaryaya dönüştürülmüş Hazerfan Çelebi’yle buluşturabilir mi? Konuşan mavi gül çiçeğinin, kitap yazan begonyanın, iksir içip gençleşen Madam Berta’nın dünyasına konuk edebilir mi? Kolları bacakları ahtapot gibi İstanbul’un sokaklarına yayılmış, binalarıyla sarmaş dolaş olmuş bir devi kurtarma operasyonuna katılma şansı verir mi bize?

MACERANIN DEVAMI VAR
Gece Çiçeği İstanbul tüm bu olanakları ve daha da fazlasını sunuyor. Nazlı Eray, büyüleyici ama bir o kadar da yalın anlatımıyla derin bir tat veriyor okura. Lokmaları yavaş yavaş çiğnemenizi öneririm, tadın derinliğine ulaşabilmek için. Türkçenin tüm olanaklarını kullanıyor, cümle kuruluşlarıyla hayallerinizi özgürleştirdiği gibi anlatım yeteneğini geliştiriyor. Bu kitabı okuyan bir çocuğun düz, basit ve yüzeysel cümlelerle yetineceğine inanmak zor. İmgelerin zenginliğine kanat açacakları ise muhakkak. Kitabın başarısını anlatırken, resimlerden de söz açmak gerek. İstanbul’un özgünlüğünü başarıyla yansıtan resimler,
hayallerimizi tamamlıyor. Ama kısıtlamıyor, çerçeve çizmiyor.

İstanbul’da bir gece çiçeği olmanın büyüsüne kapılırsanız bir kere, öyle sanıyorum ki maceranın devamı olan Frej Apartmanı’nın Esrarı’nı da kaçırmayacaksınız…

Gece Çiçeği İstanbul
Nazlı Eray
Resimleyen: Gökçe Akgül
Doğan Egmont / 168 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz