İyi Kitap

Gerçekliğin adı: Orhan Kemal

Gerçekliğin adı: Orhan Kemal

Semih GÜMÜŞ

Gerçekçi edebiyat, ilhamını gerçek hayattan alır, ama hayatı olduğu gibi aktarmak yerine, bilinenleri yaratıcı bir biçimde aktarmak önemlidir. Orhan Kemal, bunu büyük bir ustalıkla yapabilen ender yazarlarımızdan biriydi.

Edebiyat, yaratıcılığın ulaşabileceği bütün kıyılara köşelere, neredeyse önlenemez biçimde sızmayı başarırken, hayalleri, düşleri, fantastik ve gerçeküstü öğeleri de özgürce kullanır. Değil mi ki yazınsal yapıt bir kurmacadır, ortaya da yazarın yarattığı, uydurduğu, dolayısıyla gerçek olmayan bir dünya koyar.

Gelgelelim, yazarın kurmaca nesnesi ya da kaynağı da gene gerçek hayattır. Edebiyat insanın hallerinden çıkar, sonunda insana döner. Gerçek hayat, her zaman ilk bakışta görünen, herkesin bilip paylaştığı olmayabilir. Bu arada yazarın gözlemciliği çoğu kez başkalarının göremediklerini görecek; bilmediğimiz hayatları, o hayatlar içindeki insanların bizim fark edemediğimiz yanlarını seçip çıkaracaktır.

Orhan Kemal bunun ustasıydı işte. Yüzü sokağa dönüktü, oradan aldığı herhangi bir ayrıntı üstüne bir öykü yazabilecek duyarlıktaydı. Belki en zoru budur. Sonunda gerçek yaşantılar üstüne öyküler yazıyorsanız, onları gerçek hayatın aynısı olmaktan çıkarıp yazınsallaştırmak da gerekir. Bütün gereksiz çapakları temizlemek, en pırıltılı ayrıntıları seçmek, bir öykü kişisinin davranışından kişiliğine ilişkin sağlam ipuçlarını verebilmek… Bunlar, Orhan Kemal’in sanki çok kolay üstesinden gelebildiği güçlüklerdir.

ESKİMEYEN METİNLER
Orhan Kemal’in öyküleri ve romanları belki kolay yazıldığı izlenimini vermektedir ki, yanıltıcıdır elbette. Kolay yazılmış gibi görünen metinlerin içinden çıkmanın aslında ne denli zor olduğunu, yazmayı deneyenler bilir. Orhan Kemal’in başarısının sırrı, yazdıklarını çok içeriden ve iyi tanımasında. Tarım ya da fabrika işçilerini, kent varoşlarında yoksunluk içinde yaşayanları öylesine yakın ve ayrıntılara işleyen gözlemlerle anlatır ki, bu düzeyde bir gözlemci olmak, ancak içinde yaşamış olmakla olasıdır.

Öte yandan, o güne dek edebiyatımızda pek anlatılmamış çocukları, çocuk işçileri anlatma biçimi de şaşırtıcıdır. Bir çocuğu öykü ya da romanda konuşturmak, yazarı bıçak sırtına sürer. Orada iğreti kalan bir söz, yazılanları aşağı düşürür. Sonunda, gerçeğe en bağlı ve yatkın yazarlarımız arasında ilk akla gelenlerdendir Orhan Kemal, ama yazdıkları hiçbir zaman kaba gerçekçilik düzeyine düşmemiştir.

Dönemin pek çok yazarı kendilerini toplumsal sorumlulukla yükledikleri için gerçekçiliği dışarıdaki hayatı olduğu gibi aktarma biçiminde anlamış, bu yüzden de yazdıkları bugün artık okunmayan, eskimiş metinler olarak kalmıştır. Orhan Kemal’in yazdıkları bir yandan gerçekçiliğin edebiyatımızdaki parlak örnekleri arasında yer alırken, zamanla aynı canlılıkla okunmayı sürdürdükleri için de ayrıksı bir yerdedir.

Gerçekçiliğin, bu arada olumlu anlamların bir taşıyıcısı olmadığını, dolayısıyla olumlu kişiliklerin ille de baskın olmaması gerektiğini de iyi örnekler Orhan Kemal’in yazdıkları. Kötücül duygular ve davranışlarla tersi aynı potada, yazınsal bakımdan eşit ilişkiler içinde yer alır. Bunun, üstünde durmaya değmez bir özellik olduğunu düşünebiliriz, ama bugün. Yoksa bir zamanların edebiyat anlayışında, gerçekçiliği toplumcu görev duygusuyla birleştirip yalnızca olumlu kişileri
ve davranışları iletme endişesi vardı. Edebiyata ahlaki bir görev yüklemekti bu. Oysa edebiyat, yazarın seçimlerinin gölgesinde kalmaktan kurtulup kendi özgür iradesini yazınsal değerler içinde koruyabildiği, öne çıkarabildiği sürece doğasına uygun biçimde oluşacaktır ve bundan ödün verildiğinde edebiyatın iç değerlerinden ödün verilmiş olacaktır.

Orhan Kemal’in gerçekçi tutumunun yalınlığı, niteliği belki yaşadıklarından yararlandıkça yükselmiştir. Değil mi ki yaratıcı yazarlar en iyi bildiklerini yazdıklarında yaratıcılığın büyüsünü de kendiliğinden bulur, Orhan Kemal de bazen gözlediği, bazen içinde yaşayıp yakından tanıklık ettiği gerçeklerle aradan geçen onca zamandan sonra bugün daha canlı biçimde okunuyor.

Sokaklardan Bir Kız
Orhan Kemal
Tekin Yayınevi / 337 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz