İyi Kitap

Muzır neşriyat değil, gerçek

Umay SALMAN

Ingvar Ambjörnsen, Pelle ve Prof isimli iki çocuğun maceralarını anlattığı romanlarında, çocuk edebiyatında görmezden gelinen, yokmuş gibi davranılan ‘karanlık’ tarafa geçiyor. Polisiye seri, hayatın ‘sert’ gerçeklerini anlatırken, herkesi biraz daha hoşgörülü olmaya çağırıyor.

Irkçılık, çocuk tacizi, ensest, fahişelik, uyuşturucu… Norveçli yazar Ingvar Ambjörnsen, yetişkinlerin bile dillendirmediği, sorulduğu zaman kaçamak cevaplar verdiği gerçekleri dengeli bir dille anlatarak çocukları gerçek hayatla tanıştırıyor. Tüm bunları Prof ve Pelle isimli 15 yaşındaki iki çocuğun maceraları üzerinden, sürükleyici bir şekilde ve okuyucusunu karamsarlığa düşürmeden yapıyor üstelik.

Ambjörnsen’in gençlik romanlarındaki dozu iyi ayarlanmış gerçeklikte, yazarın yaşam biçiminin payı büyük. 14 yaşında yazar olmaya karar veren Ambjörnsen, okulla ilişkisini kesip 10 yıl boyunca kendi deyimiyle uyku tulumunun içinde yaşıyor. En büyük çıkışını Beyaz Zenciler ile yapıyor. ‘Yerleşik bir toplumdışı’ olarak
tanımlanan Ambjörnsen’in kitapları farkındalık yaratıp gençleri duyarlılığa davet ediyor.

Polisiye türündeki bu kitap dizisinin kahramanları Pelle ve Prof, birlikte büyümüş, aralarından su sızmayan iki kanki. Aslında Prof onun gerçek ismi değil, profesörün kısaltması. Zira Prof, lakabının hakkını verecek kadar zeki bir çocuk. Pelle’nin annesi ve babası 68 kuşağından, arkadaşlarının deyimiyle ‘yaşlı hippiler’. Prof ’un ise biri gazeteci iki ağabeyi var; diğer ağabeyi eşcinsel.

Kitapların hiçbirinde gerçek hayattan kopuk karakterler yok. ‘Bay Doğru’ yerine, hata yapabilen kanlı canlı tiplemeler var.

Dizinin ilk kitabı Neo-Nazi grupların ırkçı saldırılarını anlatan Devlerin Düşüşü. Kitap, iki arkadaşın okullarının bahçesinde hakaret içeren broşürler bulmasıyla başlıyor. Yaşananlara kayıtsız kalamayan Pelle ve Prof ’un ırkçı grupların peşine düşmesiyle soluk soluğa sürecek bir macera başlıyor. Muhteşem ikili, Neo-Naziler’in eylemlerini durdurmaya çalışarak büyük bir tehlikenin içine giriyor.

‘YASAK’ AŞK…
Kardaki Alevler isimli bir diğer kitapta ise, Pelle ve Prof, bu kez daha da karışık işleri çözmeye çalışıyor. Yangınlar çıkaran kimliği belirsiz bir kişi, Prof ’un eşcinsel ağabeyi ve sevgilisinin üzerine atılan çocuk tacizcisi iftirası, eşcinsel olduğu için üvey babasından şiddet gören bir genç…

Başta birbiriyle ilgisiz görünen bu üç olay, başarılı bir kurguyla birbirine bağlanıyor. Bu kitapta da diğer kitaplarda olduğu gibi empati ve toplumun önyargılarına eleştiri var. Prof, ağabeyinin cinsel yöneliminden bahsederken eşcinsellerin yaşadığı toplumsal baskıyı da ortaya koyuyor: “Bu insanların kendilerini gizli tutmaları gerekiyor, genellikle yetişkin yaşa gelinceye kadar gizliyorlar. Senin benim gibi hatunlardan hoşlananlar canlarının istediğini yapabiliyorlar. Onlara hiç kimsenin söyleyecek bir sözü yok… Leif (Prof ’un eşcinsel ağabeyi) ve Gunnar (Leif ’in sevgilisi) bütün yaşamları boyunca mahalledekilerin onların şey… yani ne olduklarını anlarsa herkesin üzerlerine atacağı çamurda boğulma tehlikesiyle yaşadılar.”

Pelle ve Prof ’un maceraları başka romanlarda devam ediyor. Din tacirlerini, fahişelik batağına saplanmış gençleri, denize kimyasal atık bırakan fabrikaları da anlatan, toplamda yedi kitap var. Pelle ve Prof dizisini herkese tavsiye ederim. Özellikle de, gerçeklerin muzır neşriyat sayılıp yasaklandığı memleketimizin gençlerine. Çünkü Türkiye ‘gerçek’ten çok uzakta olduğunu, ‘ayıpçı’ zihniyetin değişmediğini eşcinsel aşkı anlatan bir kitaba yasaklar koyarak bir kez daha gösterdi. Üçüncü Sınıf Kadın isimli kitap muzır neşriyat sayıldı. Yani 19 yaşındaki Anıl Alacaoğlu tarafından yazılan kitap küçüklere zararlıdır işaretiyle satılacak, açık sergilerde satılamayacak, dükkânlarda teşhir edilemeyecek, tanıtımı yapılamayacak… Yani okutulmayacak!

Devlerin Düşüşü
Ingvar Ambjörnsen
Resimleyen: Şahin Erkoçak
Çeviren: Deniz Canefe
Can Çocuk / 180 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz