İyi Kitap

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Bir insanı sevmekle başlar her şey

Semih GÜMÜŞ

Ortak Okumalar’ın bu ayki konuğu içten üslubu ve şiirsel diliyle Türk Öykücülüğü’nde yeni bir çığır açan Sait Faik Abasıyanık. Yazarın eserlerine YKY kitaplığından ulaşmak mümkün.

Kimi yazarların ulaştıkları yaratıcılık düzeyinin kaynaklarını açıklamakta çektiğimiz zorluğun nedenleri her zaman bizim yetersizliğimiz değildir. Bazen o yazarların belli, hemen gösterilebilir kaynakları olmayabilir ve kendi bilişsel, yazınsal yetilerinin sıradışı oluşudur ulaştıkları düzeyin nedeni.

Sait Faik bu soydan yazarların ilk akla gelenlerinden sayılır. Öykücülüğümüzdeki ilk büyük değişikliğin yaratıcısı olan öykülerinin asıl kaynağı, onun bir başına var olma ve yaşadığı hayatı herkesten bambaşka biçimde görme biçimiydi. Ondan önce öykü yalnızca geleneksel, öteden beri bilinen biçimlerde yazılıyor, bilinenden başka daha hangi biçimler alabileceği konusunda adamakıllı düşünülmüyordu. Fransız Edebiyatı’nı tanıyordu, gerçeküstücülükten ya da çok sevdiği Lautréamont’dan etkilendiği kuşkusuzdu, ama onlardan aldıkları öylesine dolaylıdır ki, titiz bir çözümlemeyle bile tek tek gösterilmesi olanaksızdır.

Öykücülüğümüzün yenilenmesinde unutulmaz katkılar yapan Memduh Şevket Esendal ile Sait Faik’i yan yana koyabiliriz belki, ama gene de birbirlerinden etkilendikleri söylenemez. Sait Faik’in yarattığı öykü dünyası ve biçimi, Batı’daki örneklerinin gerisinde olmak bir yana, belki pek çoklarının önündeydi, öyle ki, bir başına Alemdağda Var Bir Yılan kitabı, onu dünya edebiyatında kısa öykünün modernleşme çizgisinin önüne getirir.

Kısa öykü denince sıradan insanlardan, hayatın ayrıntılarından hemen söz edilir. Haklı ve kaçınılmaz bir tanımlama biçimi bu. Üstelik kısa öykü asıl gücünü önemli sorunları dile getirmekten değil, yalın, basit, ilk bakışta herkesin göremediği ayrıntılardan alır. Çehov da öykü yazan gençlere seslenirken, “olağanüstü ve hatırlanan işler becermiş, olağanüstü insanlar hakkında yazman gerekmiyor” diyor. Belki de önemli olanları yazarken kendiliğinden düşen yazınsal düzey, basit sorunlar çevresinde yazılanı hep daha yukarıda oluşmaya zorluyor.

BİR SEVGİ HAVARİSİ
Demir Özlü de, Sait Faik’in yazdıklarıyla mutluluk arayışı arasındaki ilişki üstünde durur. Sait Faik’in öykülerinde anlattığı insanların neredeyse tümü İstanbul’un orta ve yoksul kesimlerinden kişilerdir. ‘Ama o da onlara mutluluk verdi; böylece izlediği toplumun kurmaca ahlâkından kopmuş ahlâkıyla bir sevgi havarisi oldu, yapıtlarında anlatılan, ince üslubun, insanların, kentin, adaların arasından taşan bu sevgidir.’ İçten, coşkunlukla gelen bu insan sevgisi, öykü dilini de kendiliğinden şiir diline yaklaştırdı.

Bu arada ilk kitapları Semaver ve Sarnıç’tan sonra Havuz Başı ve Son Kuşlar’a doğru öykü anlayışını kararlı biçimde değiştirip yenilemişti. Alemdağda Var Bir Yılan bu çizginin doruk noktasına çıkarken, yepyeni bir öykü dili ve anlatım biçimi yaratmıştı Sait Faik.

Bilindiği gibi, daha da çok denizi, balıkçıları, sokakları, kenar mahalleleri yazdı Sait Faik. Yazarı ile yazdıkları arasında özdeşlik arayanlar için de en uygun örneklerdendir o; kendi kişiliği nasılsa, konu ettiği insanlar ve yaşantılar da öyleydi ve günlük hayatı gerçekte nasıl paylaşarak yaşadıysa, öykülerini de aynı paylaşmacı ruhla yazdı. Doğrudan sokaktaki insanla paylaştığı hayatın süzülmüş gerçeğini öykülerde yeniden yaratırken, kendini içinde bulunduğu edebiyatın da doğal bir parçası görüyordu.

ÖZGÜN VE TOPLUMSAL
Tek bir insanın bile yaşadıklarıyla öykünün konusu olabileceğini düşündüğü için, bir zamanlar Sait Faik’in bireyci olduğu, toplumsal sorunlarla ilgisinin olmadığı eleştirileri yapıldı. Bu eleştirinin neden sonra yersiz olduğu anlaşıldı elbette. Sait Faik, kimilerinin ondan apayrı düşündüğü Orhan Kemal’in en beğendiği öykücü olduğunu söylüyordu.

Sorun da bunun anlaşılmasında: Edebiyat, yazılanların yalnızca kendi iç değerlerine göre değerlendirilmesi gereken bir dünyadır ve ne yazarın hayatı, ne onun edebiyatın dışındaki alanlara dönük ilgisinin düzeyi, yazılanların değerlendirilmesinde ölçüt olarak kullanılamaz. Sait Faik’in edebiyatımızın yenilenmesine yaptığı katkıyı gerçekten anlamak, kendimizi yenileyecek bir gizil gücü harekete geçirmek gibidir.

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz