İyi Kitap

Edebiyatta olmayacak dua yok!

Irmak ZİLELİ

Bizi asla giremeyeceğimiz dünyalara konuk eden edebiyat, neyse ki gücünü resimli kitaplardan da esirgemiyor. Hal böyle olunca, sadece çocuklara değil, anne babalara da diyecek sözü olan dört resimli kitap konuk oluyor sayfalarımıza.

Edebiyatın bize, belki de ömrümüz boyunca gitme olanağı bulamayacağımız öteki diyarlara yolculuk şansı verdiğini düşünürüm hep. Tabii bu turistik bir gezi değildir; kimi zaman hiç tanışamayacağımız duygularla, insanlarla karşılaştırır bizi. Bilmediğimiz o insanların ruhuna girer, keşfetmenin hazzını duyarız. Kimi zaman da kendi içimize dönük bir yolculuk vaat eder kitaplar. Dünyanın bir başka noktasında, bir başka insanın ruhudur yazılan, ama bizi bize anlatabilir.

Edebiyatın bu ücretsiz seyahat olanağı sunan yönü, okul öncesi bir çocuk kitabında karşıma çıkınca şaşırdım. Üstelik yeni bir şey eklenmişti. Yalnız edebiyatın değil, sanatın her türünün böyle bir özelliği olduğunu söylüyordu öykü bize. Ama bundan da ötesi vardı. Yaratmak. Sanatın izleyeni, edebiyatın okuyanı, onu yaratan sayesinde başka diyarlara gidebiliyor, ücretsiz seyahatin tadını çıkarabiliyordu, evet. Ama bir de yaratıcıyı düşünün. Yaratan hep gitmeyi istediği bir yere sanatı sayesinde ulaşabilirdi pekâlâ. Ya da hasretini çektiği bir insanla yaptığı bir resim sayesinde buluşabilirdi. Tıpkı Seza Kutlar Aksoy’un yazdığı, Serap Deliorman’ın resimlediği Yolculuk isimli bu kitapta olduğu gibi.

Kitap kapağında kıvır kıvır sarı saçları yukarı doğru bakan çitlembik gibi bir kız çocuğunun kollarını açmışgörüntüsüyle karşılaştığımda bunun bir kavuşma öyküsü olduğunu anlamalıydım. Arkasında hayalden bir deniz olduğuna göre, söz konusu yolculuk da hayali bir yolculuk olabilirdi ancak.

SIKI CAN İYİDİR
Öykü, bu kız çocuğunun annesiyle evde otururken canının çok sıkılmasıyla başlıyor. Bu can sıkıntısının derinlerinde bir başka neden olduğunu anlıyoruz hemen: Baba hasreti. “Artık babasının yanına gitmek istemektedir” bu kız. Ve annesi kızının bu dileğini duyar duymaz başını kaldırır kitabından. Hemen dışarı çıkarlar, boya kalemi, resim defteri alırlar ve eve gelirler. “Yolculuk başlıyor,” der annesi. Kızın heyecanla, “Aaa, nereye?” diye sorması üzerine açıklar: “Ben düşleyerek, okuduğum kitaptaki yere, sen de resim yaparak git canının çektiği yere.”

Küçük kız, babasının çalıştığı gemiyi, geminin üstünde kendisini, babasını ve annesini yan yana çizer. Ve böylece yolculuk başlar… Hayallerdeki bu mutlu yolculuk, hasreti kısa bir süreliğine de olsa kavuşmaya dönüştürür… Resimleriyle, anlatımıyla çocukların hayal dünyasını renklendirecek bir kitap Yolculuk.

Minik Ayı Vadu isimli kitap, ‘Babam beni seviyor mu?’ altbaşlığını taşıyor. Erkeklerin duygularını sözcüklere dökme güçlüğü taşıdığını düşünürsek yerinde bir soru bu. Belki de pek çok çocuğun kendi kendine sorduğu bir soru. Hikâye, bu sorunun sorulduğu evlere konuk olup, onun yanıtını vererek anne babayı da, çocukları da rahatlatacak bir çözüm bulmuş. Sevgiyi sözcüklerde değil, davranışlarda aramak…

Minik ayı Vadu, annesine babasının kendisini sevip sevmediğini sorar ve annesi babasının onu ne kadar çok sevdiğinin kanıtlarını bir bir sunar. Yiyecekleri azaldığı gün, minik Vadu daha çok yiyebilsin diye karnının çok tok olduğunu söyleyen, baba ayı değil midir? Canı bal çeken Vadu burnunu arı kovanına uzatınca, elini arılarla Vadu’nun burnu arasına sokan, baba ayı değilse kimdir? Ormanda boz kurtla karşılaşan minik Vadu’nun hemen arkasında dikilip, onun kendini
savunmasına izin veren, ama her daim bir kol mesafesinde onun güvenliğini sağlayan, yine baba ayıdan başka kim olabilir? Tüm bu kanıtlar minik Vadu’yu rahatlatır gerçekten. Babasının onu sevdiğine ikna olmuştur. Ayrıca sevgi sözcüklerinden daha çok davranışlardır sevginin göstergeleri.

Doğru söze ne denir? Yine de ben bu öykü kitabını çocuklara babaların okumasından yanayım. Böylece herkesin sevildiğini duymaya da ihtiyacı olduğunu onlar da öğrenmiş olurlar belki. Daha da iyisi bu öykü, iyi geceler öpücüğünün yanına bir “seni seviyorum” cümlesinin de kondurulmasına yarayabilir, neden olmasın?

Şimdiki iki kitap, aynı yazarın imzasını taşıyor; Jill Murphy. Ve her ikisi de ayılar diyarında geçiyor. Ben dememiş miydim size, edebiyat bizi asla giremeyeceğimiz dünyalara konuk eder diye? Uykusuz Bir Gece isimli kitap, uyumak için çareler arayan baba ayının, sabaha kadar evin içinde o odadan bu odaya dolaşma öyküsünü anlatıyor. Günlük yaşamımızda sık sık karşılaşabildiğimiz bir olay, hiçbir olağanüstülük olmadan aktarılıyor. Sıradan gibi gelen bu öykü, bize çocuk kitabı denilince illa ki içinde cadılar, kazanlar, zehirli elmalar, prensler, prensesler olması gerekmediğini de söylemiş oluyor. Bir de tabii bütün gece, karısının horlamaları nedeniyle uykusuz kalan baba ayının anlayışına hayran kalıyorsunuz. “İyi uyudun mu?” sorusu karşısında homurdana homurdana öteki
tarafa dönmek yerine, son derece sevecen bir sesle şu yanıtı veriyor baba ayı: “Hayır, pek sayılmaz canım.” Bu komik öykü, gülmeye bahane arayan çocuklara iyi gelecektir…

Yolculuk
Seza Kutlar Aksoy
Resimleyen: Serap Deliorman
Tudem Yayınları / 32 sayfa

Minik Ayı Vadu
Babam Beni Seviyor mu?
Ayfer Gürdal Ünal
Resimleyen: Gözde Bitir S.
Can Yayınları / 34 sayfa

Ay’a Yolculuk
Jill Murphy
Çeviren: Gülten Sanem Kaleli
Mandolin Yayınları
32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz