İyi Kitap

Gerçeğin tuzu saçlarına değerse

Gerçeğin tuzu saçlarına değerse

Zarife BİLİZ

Yıl 1832. On üç yaşında ‘saygın’ bir genç kız olan Charlotte, İngiltere’den Amerika’ya gitmekte olan Balık Kartalı adlı geminin tek yolcusudur. Tayfanın arasında iki ay sürecek olan yolculukta yalan, ihanet, nefret gibi kavramlarla tanışacak, ‘sınıf ’ ve ‘adalet’ kavramlarını ise yeniden sorgulayacaktır.

Her şey, “16 Haziran 1832’de, ikindi vakti, günbatımından hemen önce, İngiltere’nin Liverpool şehrinin kalabalık doklarında” başlar. Varlıklı ve saygın bir Amerikalı ailenin kızı olan 13 yaşındaki Charlotte Doyle’un, Atlantik’i aşacak 1-2 aylık bir yolculuk için Balık Kartalı adlı gemiye tek başına binmesiyle… Aslında normal koşullarda, onun gibi “adaba uygun davranan, terbiyeli bir bayanın” tek başına böyle bir yolculuğa çıkması elbette düşünülemez. Ama babasının işi nedeniyle aile hemen Amerika’ya dönmek zorunda kalınca, “kurallara ve düzene katı bir inanç duyan” Bay Doyle, kızının Barringon Kız Ahlak Okulu’ndaki eğitimini yarıda bırakmak istemez. Bu yüzden, başka birkaç ailenin de eşliğinde, kendi şirketinin ticaret gemilerinden biriyle dönüşünü ayarlayıp İngiltere’den ayrılır.

Gelgelelim, gemiye binme anı geldiğinde Charlotte diğer ailelerin yolculuklarını iptal ettiğini öğrenir, hayduda benzer bir avuç adamın bulunduğu bu karanlık ve pis gemiye yapayalnız binmek istemese de, babasının yardımcısı kendisine verilen işi tam denildiği gibi, vaktinde tamamlamaya kararlıdır. Charlotte, kendini kamara denen, dik bile duramadığı karanlık bir bölmede bulur. Yatak dedikleri şey duvara çakılmış daracık bir raftır ve sandığının kamaraya sığmadığı için konulduğu ambarda gördüğü şeyler ödünün patlamasına sebep olacaktır. Üstelik geminin yegâne siyah tayfası, ona dostça davranan tek kişi, gelip eline bir bıçak tutuşturur, yastığının altında durmasının faydalı olacağını söyler.

OKYANUSUN TUZLU RÜZGÂRI
Gemi bir kez denize açıldığında artık dönüş yoktur. “… (Ş)u güzelim saçınızda biraz tuz kalmasından başka zarar görmeyeceksiniz” der Kaptan Jaggery. Görünüşte Charlotte’un bildiği ve inandığı dünyanın temsilcisiymiş gibi duran kaptanın varlığı içine biraz su serptiyse de, olayların gelişimi durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını ortaya serer. Charlotte Doyle düzene, adalete, üstlerin her zaman liyakatli olduğuna inanır. Ama onun kafasındaki bu ideal dünya, açık denizin rüzgâr ve dalgalarla sarsılan, ilerlemenin de batmanın da onlara bağlı olduğu bu tuzlu dünyada acaba ne kadar dayanabilecektir?

“Üstlerin hakkında kötü sözler edersen adalet yerini bulmaz,” der babası. Adaletin yerini bulması için üstler hakkında kötü söz söylememek yetecek midir? Yoksa adalet, siyahî tayfa Zachariah’ın Charlotte için söylediği gibi, insanın ruhundaki bir güçle kavrayacağı daha zor bir kelime midir?

“… (B)urada örnek bir çocuğun hikâyesini ya da dokunaklı bir olgunlaşma öyküsü bulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İnsanı zorlayan maceralı hikâyeleri kaldıramıyorsanız bundan sonrasını okumayın,” diyor kitabın başında yazar. Charlotte Doyle da önce bu yolculuğa çıkmak istemiyor. Çünkü belki de için için başına geleceklerden korkuyor: Yani, isyana hazırlanan bir tayfanın arasında, o güne dek öğrendiği tüm doğruların okyanusun tuzlu rüzgârıyla baştan aşağı sorgulanmasından.

Maceralar bizi değiştirir, başka biri haline getirir. İçinde bulunduğumuz güvenli limandan bir kere çıkmaya görelim, rüzgârın nereden eseceğini, karşımıza hangi tayfayı çıkaracağını, hangi direğe hangi fırtınada tırmanmak zorunda kalacağımızı ve rüzgârsız, hiç hareket etmeden ne kadar süre beklemek zorunda kalacağımızı bilemeyiz. O maceradan kim olarak çıkacağımızı da.

YAĞLI İLMEK
“Gemiyi güvenli bir limandan çıkaracak rüzgârı seçen denizcinin kendisidir. Evet… ama bir kez gemiye bindiğinde… rüzgâr nasıl isterse öyle eser.” Evet, Charlotte da o gemiye biniyor ve ‘normal’ bir kızın nasıl olması, nasıl davranması gerektiğine dair tüm yargılarını bir kez daha düşünmek zorunda kalıyor. Hem de yağlı ilmeğin kıyısına gitme pahasına. Balık Kartalı yüreğinizin ve bileğinizin gücünü sınamak için sizi bekliyor. Hadi çocuklar babafingo sereninin tepesine!

Saçtaki Tuz
Avi
Çeviren: Bülent Doğan
Hayykitap / 262 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz