İyi Kitap

Mutlu yıllar, iyi okumalar…

Mutlu yıllar, iyi okumalar…

G. Mine OLGUN

Yılın en güzel zamanları geldi çattı. Etrafı yılbaşı günlerinin büyüsü sardı… İyi Kitap olarak biz de bu büyünün etkisiyle çocuklar ve gençler için bir yılbaşı kitaplığı hazırladık.

İşte yılın en güzel zamanları… Camdan baksanız göreceksiniz sokaklardaki bayram havasını. Nedeni en sorgulanmayanından bir coşku, nerede olursanız olun peşinizi bırakmıyor. Aynı çocukluğunuzdaki gibi… Zaten bu büyüye en fazla kapılanlar çocuklar değil midir? Sanki bütün bir yıl boyunca bu günleri beklemişçesine süslemezler mi Noel ağacını. Aylar öncesinden ısmarlamazlar mı hediyelerini? Yılın en güzel zamanlarını, kendi tarihlerinde daha da güzelleştirmek için ellerinden geleni yapmazlar mı?

BİRKAÇ AYDINLIK GÜN
Çocuklar bu zamanlarda sanki bambaşka bir boyuttaymışçasına yaşarlar. Öte yandan, yılbaşı zamanlarının en güzel yanı, kanımca, büyüklerin de kendilerini, ‘çocukça’ davranmaktan sakınmamalarıdır. Dikkatlice bakın, göreceksiniz o heyecanı. İnsanların bayram telaşı içinde birbirlerine çarparak koşuşturmaları, paketlerini unutup sonra gerisingeriye dükkanlara girmeleri, o sevinçli kargaşa içinde meydana gelen yüzlerce küçük olay ve en güzel hediyeleri seçme telaşı… Kısacası her şey daha bir farklı. Bu nedenledir ki, size de çocuklara da en gerekli olan yılbaşına dair masallar, öyküler, hikâyeler okumak, anlatmak. Bir süreliğine
de olsa, belki uzak zamanlara, belki de uzak diyarlara ait mutlu masallarla süslemek için dünyayı…

“Koca bir yılın takviminde insanların birbirlerine yüreklerini severek açtıkları, herkesi kendileriyle eşit görüp yaşamın mezara giden çetin yolunda bir yoldaş olarak benimsedikleri birkaç aydınlık günde” geçiyor tüm zamanların en sevilen Noel masallarından biri olan Charles Dickens’ın Noel Şarkısı.

HUYSUZ, CİMRİ, AKSİ!
Aman yanıltmayayım sizi, Noel Şar-kısı’nın başkahramanı huysuz, cimri, aksi, bencil, açgözlü gibi sıfatları hiç yabancılık çekmeden taşıyabilecek biri olan Scrooge. Onun Noel’le filan işi yok. Azıcık haftalıklarına rağmen Noel coşkusu yaşayanlara da edecek iki çift lafı var: “Paranız yokken bir sürü faturayla karşılaşmaktan, yaşınıza bir yıl eklenirken kasanıza tek kuruş eklenmediğini görmekten, hesap defterlerini dengelerken yılın on iki ayında da açık verdiğinizi anlamaktan başka ne olabilir Noel bayramı sizin gibiler için?”

Ancak bu Noel, Scrooge’un fikirleri değişecek. Noel’den bir gece önce, Scrooge’u eski iş ortağının hortlağı –hayattayken huy olarak da eştiler– ziyaret ediyor ve ona, yaşarken daha iyi bir insan olmadığı için duyduğu pişmanlığı anlatıyor. Hortlak, Scrooge’a isterse bu yazgıdan kurtulabileceğini söylüyor.

Bu gecenin ardından Scrooge’a üç ruh görünüyor. Birincisi onu geçmişine götürüyor. Scrooge’un donuk gözleri mutlu çocukluk anılarıyla ışıldıyor, yüreği hopluyor; sonra yılların gerisinde kalmış, bu unutulmuş çocuk için gözyaşları döküyor. Nasıl acımasız, duygusuz bir adama dönüştüğünü görüyor Scrooge. İkinci ruh ona Noel’i gösteriyor, bayramın nasıl bir coşkuyla yaşandığını, insanlara nasıl da mutluluk kattığını… Scrooge, onu seven, ama onun inatla kötü davrandığı yakınlarının Noel masalarına oturuyor görünmeden. Üçüncü ruh ise Scrooge’u geleceğe götürüyor. Scrooge ölmüş ve başında bir tek ağlayanı yok. Bu manzaradan çok etkileniyor Scrooge, ölenin kendisi olduğunu kabullenmek istemiyor. Fakat üçüncü ruh geleceğin aynasının ta kendisi.

BAYRAM ETMESİNİ BİLMEK
Scrooge dersini alıp, artık iyi bir insan olmaya karar veriyor ve bambaşka biri oluyor! Kiliseye gidiyor, sokak sokak dolaşarak insanları seyrediyor, çocukların saçlarını okşuyor, dilencilerle konuşuyor, evlerin pencerelerinden içeri bakıyor, insanlara yardım ediyor, her şeyde ayrı bir tat buluyor.

Rasgele bir gezintinin ya da herhangi bir şeyin kendisini böylesine mutlu kılabileceğini daha önce aklının ucundan bile geçirmemişti Scrooge. O günden sonra herkes, “Dünyada bayram etmesini gerçekten bir bilen varsa, o da Scrooge’dur!” demeye başladı. Yediden yetmişe her yaştan insanın sevdiği Noel Şarkısı, bir güldüren bir ağlatan, ayrıca hiç modası geçmeyecek dersler veren bir yılbaşı masalı.

Yılbaşı masalı deyince, Hans Christian Andersen’in Kibritçi Kız adlı masalını anmadan olmaz. Herkes yılbaşı telaşı içinde koşuştururken, kimsenin dikkatini çekmeyen bir kapı girintisine sığınmış bir kız çocuğu var. Üşüyor, üstelik bir tek kibrit bile satamamış. Sonunda acıya dayanamıyor ve ısınmak için bir kibrit çakıyor. Ve bir tane daha. Yaktığı kibritlerin kısa süreli alevleri onu düşler âleminde mutlu yolculuklara çıkarıyor. Ancak, sonunda küçük bedeni soğuğa teslim oluyor Kibritçi Kız’ın. Bu masal, içinde barındırdığı tezatla birçoğumuzu çaresizlik duygusuyla tanıştırmıştı.

Masallar, ortak belleğimizde yer tuttukları sürece tekrar tekrar yorumlanıyor. Başka masallara ilham veriyor. Şükran Farımaz, Bir Yılbaşı Masalı adlı öyküsünde Kibritçi Kız’ı hem de kahramanıyla hem okuyucularıyla arkadaş ediyor.

Yılbaşı gecesi… Işıklarla donatılmış bir ev, gelin gibi süslenmiş bir çam ağacı, nar gibi kızarmış bir hindinin süslediği yemek masası. İnsanlarda bir telaş. Tüm bunlara karşın hiç mutlu olamayan bir kız çocuğu varmış bu evde, uzak ülkelerin düşünü kuran. Yanardağları, soğuk iklimlerin sessiz ormanlarını, ren geyiklerinin gezdiği ıssız yolları öyle bir özlemle düşünüyormuş ki, başka hiçbir şeyle ilgilenmiyormuş. Herkes eğlenirken o uykuya dalmış. Ve gecenin ilerleyen saatlerinde ziyaretine gelen Kibritçi Kız’la birlikte o hayalini kurduğu uzak diyarlara doğru yola koyulup Karlar Kraliçesi’ni ziyaret etmiş.

Masalın sonu da oldukça anlamlı. Belirtmekte fayda var: Farımaz daha merhametli bir son uygun görmüş masalına. Bir Yılbaşı Masalı, Şükran Farımaz’ın aynı adı taşıyan kitabında yer alan ‘çağdaş’ masallardan biri. 8-11 yaş grubu okuyucuya hitap eden bu masallar hem eğlenceli hem de düşündürücü.

Ne diyorduk? Yılbaşı güzeldir, bir de kar yağarsa tadından yenmez. Şimdi de elimde, ters çevirdiğinizde kar yağan yılbaşı biblolarını andıran bir okul öncesi kitap var. Bu kış çok kar yağıyor ve her taraf bembeyaz bir örtüyle kaplanmış. Oyuncakçı dükkânında yılbaşına hazırlanan Noel Baba ve arkadaşları Süperler oyuncak yaparken çok eğleniyorlar. Biraz da heyecanlılar, çünkü yılbaşına az kaldı. Yeşil kıyafetli Süperler ışıkları ve yıldızları, kırmızı kıyafetli Süperler ise oyuncak bebekleri ve arabaları yapıyorlar. Noel Baba ise listeleri kontrol ediyor.

EN ÖNEMLİSİ ARKADAŞLIK
Bu hummalı çalışma içinde, karışıklıklar da çıkıyor tabii. Yeşil Süperler ışıkların çok önemli olduğunu düşünüyor; Kırmızı Süperler ise oyuncakların. Noel Baba ise babacan tavrıyla tartışmayı sonlandırıyor ve miniklere minicik bir ders de vermiş oluyor böylece. Söz Noel Baba’nın: “Işıklar olmadan oyuncaklar çok sönük kalır, oyuncaklar olmadan ışıklar ne işe yarar.” Süperler işlerini tamamladıktan sonra, arkadaşlığın oyuncaklardan da ışıklardan da daha önemli olduğunu
anlıyorlar. Charles E. Reasoner’ın Süperlerin Oyuncak Dükkânı adlı kitabı hem fantastik ve eğlenceli hem de eğitici bir yılbaşı kitabı. Kitabın görselliği ise ayrı bir yazının konusu. O derece sevimli.

Noel Baba ve dostları karlı bir yılbaşı gecesine hazırlanadursun; kar yağdığında işler her zaman yolunda gitmeyebiliyor. Okul öncesi çağdaki çocuklar tarafından çok sevilen Ece ile Efe serisinin kahramanları olan ikiz kardeşleri de bir sürpriz bekliyor yılbaşı gecesinde. (Serinin ilk okuma kitabı olarak okunmaya da uygun olduğunu belirtmekte fayda var.)

Yılbaşını dedelerinin evinde kutlayacak olan aile yola çıkıyor. Ancak kar iyice bastırıyor ve radyodan yolların kapandığını öğreniyorlar. Baba da çareyi bir benzin istasyonuna sığınmakta buluyor. Ece’yle Efe hayal kırıklığına uğruyorlar. Geceyi burada geçirmek, hiç hediye alamamak demek çünkü. Derken, benzin istasyonundaki komik kıyafetli adam, bir kutlama düzenlemeyi teklif ediyor. Herkes işe koyuluyor ve benzin istasyonu süsleniyor. Birbirini tanımayan insanlar, yılın bu en anlamlı gecesini birarada şarkılar söyleyerek geçiriyorlar. Ece ile Efe’nin hayatlarından çok memnun olduklarını söylemeye gerek var mı!

Gece yarısı fırtına dindikten sonra yola çıkan komik yolcunun onlar için hazırladığı, sabahleyin uyandıklarında karşılaşacakları bir sürprizi de var. Ece ile Efe, Sürprizlerle Dolu Bir Yılbaşı, yalın anlatımı ve görsel algıyı destekleyen çizimleriyle çocukların çok hoşuna gidecek.

Yılbaşı ruhunu yaşamak ve yılbaşı atmosferinde eserler okumak isteyen gençler –ve tabii yetişkinler– içinse Agatha Christie’nin Noel’de Cinayet adlı eseri biçilmiş kaftan. Christie bu kitapta, polisiye gizemin yanı sıra mükemmel bir atmosfer vaat ediyor ve okurunu 1930’lu yıllarda bir Noel akşamına götürüyor. Noel’de Cinayet, Christie’nin yarattığı, çok sevilen Belçikalı dedektif Hercule Poirot’nun maceralarından biri.

Multimilyoner Simeon Lee, Noel yemeği için tüm ailesini evine davet eder. Bu davet konuklar tarafından kuşkuyla karşılanır. Simeon aile bağları kuvvetli biri değildir ve zaten aile üyelerinin çoğunun da birbirleriyle arası açıktır. Kutlama akşamı, kulakları sağır eden bir gürültü ve canhıraş bir çığlık duyulur. Simeon Lee, üst katta boğazı kesilerek öldürülmüştür. Köyde, bir arkadaşının evinde Noel tatilini geçirmekte olan Hercule Poirot olaya el koyunca, evde yas havası yerine kuşku rüzgârlarının estiğini fark eder. Yaşlı adamdan nefret etmek için herkesin, kendine göre bir nedeni vardır… Daha fazla ipucu veremeyeceğim ama Hercule Poirot’nun bu kitapta harikalar yarattığını söyleyebilirim.

Katili Poirot’dan ve yeni yıldan önce siz bulun! Hepinize mutlu yıllar!

Noel Şarkısı
Charles Dickens
Resimleyen: D. Morrissey
Çeviren: Nihal Yeğinobalı
Can Çocuk / 125 sayfa

Süperlerin Oyuncak Dükkanı
Charles E. Reasoner
Çeviren: Nevin Avan
İş Kültür Yayınları / 12 Sayfa

Bir Yılbaşı Masalı
Şükran Farımaz
Resimleyen: Claude Leon
Can Çocuk / 87 sayfa

Noel’de Cinayet
Agatha Christie
Çeviren: Gönül Suveren
Altın Kitaplar / 176 sayfa

Ece ile Efe
Sürprizlerle Dolu Bir Yılbaşı
Catherine Metzmeyer
Resimleyen: Marc Vanenis
Çeviren: Gökçe Mine Olgun
Tudem Yayınları / 16 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz