İyi Kitap

Nasreddin Hoca’ya yakın markaj…

Serda SEMERCİ

Tanınmış çocuk kitabı illüstratörlerinden Mustafa Delioğlu, metinlerini de kendisinin yazdığı Nasreddin Hoca Bir Gün başlıklı seriyle, Hoca’ya yeniden hayat verdi.

Mustafa Delioğlu, Türkiye’de çocuk kitabı illüstrasyonu yapan en güçlü isimlerden biri. Çocuklar için kitap kapakları ve içleri resimlerken, onlara resmi sevdirmeyi ve estetik algılarını geliştirmeyi amaçlayan sanatçının son alametifarikası Nasreddin Hoca Bir Gün adlı seri.

Nasreddin Hoca Bir Gün serisinin en önemli özelliği, metinleriyle birlikte tamamen Delioğlu’na ait olması. Bu seriyle sanatçı ilk kez metin de oluşturmuş. Nasreddin Hoca’nın keskin zekâsını gösteren en tipik fıkraları seçen sanatçı, bu metinleri, renkli, canlı ve âdeta yaşıyor hissi uyandıran figürlerle zenginleştirmiş ve Anadolu kültürünün gelmiş geçmiş en ünlü figürlerinden olan Nasreddin Hoca, Delioğlu’nun elinde bir kez daha can bulmuş. Hoca her sayfada başka kostümlerle, başka renklerde ve başka başka yüz ifadeleri takınmış halde resmedilmiş.

Mustafa Delioğlu kullandığı suluboya tekniğiyle okuyucuda sayfalar arasında geziniyor hissi uyandırıyor. Türkiye’de değil resimli, doğru düzgün çocuk kitabı bile yayımlanmazken bu mesleğin başlatıcısı olan sanatçı, her gün atölyesinde kitap resimleri çizmeye devam ediyor.

Çalışma mekânında ziyaret ettiğimiz Delioğlu’yla hem son ürünü Nasreddin Hoca Bir Gün serisi hem de kişisel kariyeri ve resimlediği binlerce kitap üzerine sohbet ettik.

40 küsur senedir kitap kapakları tasarlıyor ve kitap içi resimleri yapıyorsunuz… Neredeyse bir ömür geçmiş. Nasıl başlamıştınız bu işe?

Resim yapıyordum ama edebiyata da ilgim çoktu. O dönemde resimlikitap sayısı çok azdı. 1972’de, Oluş Yayınları’ndan çıkan Fırtınayla Gelenler adlı roman için kapak resmi çizdim ve böylece mesleğe başladım.

Peki neden özellikle çocuk kitapları üzerine yoğunlaştınız?

Nasreddin Hoca kitabının başında da yazdım; “çocukların estetik algısını geliştirmek önemli” diye… Hem de ben bu işe başladığımda Türkiye’de çok az çocuk kitabı çıkıyordu, çıkanların da görsel yönü zayıftı. Çocuk kitaplarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bazıları, yazılması, çizilmesi kolay, alt tarafı çocuk kitabı dese de bu kitapların apayrı bir zorluğu vardır. Hem sanatsal ve edebi olmalı, hem de çocukların anlayabileceği düzeyde tutulmalıdır.

Çocuğu bir kitaba çeken, kapağındaki resim, içindeki illüstrasyon ve renk midir?

Kesinlikle. Çocuk, bir kitabı eline aldığında önce kapağa, içindeki görsellere bakar. Onu sevmesi içinse, içindekilerin hem güzel hem de gerçek ve samimi görünmesi gerekir. Nasreddin Hoca Bir Gün serisinin ikinci, üçüncü ve dördüncü kitaplarında ilk kez metinlere de el attınız… Uzun süre Nasreddin Hoca figürleri çizdim. Ama öylece bir kenara koyuyordum. Daha sonra, uzun süredir birlikte çalıştığım Can Çocuk, bunları yayımlamayı teklif etti. Ben de hem fıkraları seçip bu kitaba göre uyarlayayım, hem metinleriyle hem resimleriyle tamamen bana ait bir şey olsun istedim.

Giriş yazısında Nasreddin Hoca’- nın Anadolu kültüründeki öneminin altını çiziyorsunuz. Sizin için kimdir Nasreddin Hoca?

Nasreddin Hoca bizim kültürümüz. Anadolu kültürü deyince akla gelen en önemli figür. O, hazır cevaplılığı ve keskin zekâsıyla verdiği yanıtlarla bir fenomene dönüştü. Bence Nasreddin Hoca evrildi ve Anadolu insanının kimliğinin bir sembolü oldu.

Kitaptaki fıkraları seçerken nelere dikkat ettiniz? Bazılarında çocuk Nasreddin Hoca’ya da rastlıyoruz mesela…

Çoğu hepimizin bildiği fıkralardan oluşan bir derleme. “Parayı veren düdüğü çalar” gibi. Küçük Nasreddin Hoca’yı da onun, çocukken de ne kadar muzip ve afacan olabileceğini gösterebilmek için ekledim.

Kapak ve içerik resimlerinde en dikkat çekici unsur her bir sayfada Hoca’nın da diğer karakterlerin de yüz ifadelerinin çok belirgin olması…  Bakışlar çok önemli! Gerçek ve canlı hissini onlar veriyor resme. Zaten bu kitaptaki Nasreddin Hoca’nın da en büyük farkı bu oldu bana kalırsa. Başka resimlerde hatırlayın: Hep uzak, başında sarık, üzerinde kaftanıyla tek tip biçimde gösterilirdi Hoca. Ben burada onu da kırmak istedim. Şaşırırken, sinirlenirken, korkarken, ya da donakaldığı (ki bu çok tipik bir Nasreddin Hoca duruşudur) halleriyle resimledim.

Sizce en güzel, en komik Nasreddin Hoca hikâyesi hangisi?

Bilmem, hepsini de seviyorum ben. Şu eşeğe ters bindiği ama “E, zaten inecektim,” dediği fıkrasını çok komik bulurum mesela…

Uzun yıllardır Cağaloğlu’ndaki Nur-i Osmaniye Caddesi’nde bulunan atölyenizde çalışıyorsunuz. Böyle hayat dolu bir yerde çalışmak sizi besliyor mu?

Şüphesiz. Aslında Kadıköylü’yüm; kolayca oradan bir atölye tutabilir, hatta evden çalışabilirdim. Ama buraya 30 yıldır gidip geliyorum. Çevrede herkesi tanıyorum. Ayrıca her sabah kalkıp vapura biniyorum, bir sürü insan görüyorum. Bir sürü başka yüz… Onlar hep bir yere kazınıyor. Bir gün bir yerde kullanıyorum o yüzleri. İnsanlara, hayata karışmak sanat için olmazsa olmazdır bana göre.

Başka kitaplarda başka önemli masal/roman kahramanları için özel çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Hacivat-Karagöz için belki? Şu an için öyle bir fikrim yok. Nasreddin Hoca serisinin devamı gelebilir. Çünkü elimde bir bu kadar kitaba daha yetecek kadar Nasreddin Hoca figürü var. Dediğim gibi, şu an için böyle bir şey gündemde yok ama olabilir de…

Peki, son olarak günümüz Türk yayıncılığına dair birkaç söz alsak sizden… Gelişmeler iyi yönde ama hâlâ kalitesiz işler basan yayınevleri var, ne yazık ki. Kitap illüstratörlerinin çoğunun (neyse ki ben onlardan değilim) aslında hiç sevmedikleri, hoşlanmadıkları işler için çizdiklerini biliyorum. Ama çok iyi işler yayımlamaya başlayan yayınevleri de var. Bazı genç, hevesli kitap illüstratörü arkadaşları görüyorum, bir sürü şey yapmak istiyorlar ama piyasa onlara yanıt verecek kapasitede değil. Onlar da kısa zamanda usanıp bırakıyorlar mesleği. Yani iyi illüstratör yetişmemesi de büyük tehlike yaratıyor bu alan için… Zamanla düzeleceğini umuyorum.

Nasreddin Hoca Bir Gün 3
Hazırlayan ve resimleyen:
Mustafa Delioğlu
Can Çocuk
57 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz