İyi Kitap

Yusuf Atılgan’ın dünyamızdaki yeri

Yusuf Atılgan’ın dünyamızdaki yeri

Semih GÜMÜŞ

Ortak Okumalar’ın bu ayki konuğu, Anayurt Oteli ve Aylak Adam’la edebiyatımızda yeni bir roman anlayışının kurucuları arasında yer alan Yusuf Atılgan.

Yusuf Atılgan’ın az yazdığı söylenebilir. 1959’da yayımlanan ilk romanı Aylak Adam’dan sonra Anayurt Oteli ile Bodur Minareden Öte, ölümünden sonra yayımlanan Canistan romanı ile Eylemci adlı öykü kitabı ve Ekmek Elden Süt Memeden adlı çocuk kitabı. Bu denli az sayıda kitabıyla edebiyatımızın önüne bu denli büyük bir değer getiren yazarlara bugün daha az rastlanıyor.

Yusuf Atılgan da Vüs’at O. Bener ya da Bilge Karasu soyundan, ilk yapıtlarıyla egemen edebiyat anlayışının dışına çıkabilmiş, yazdıklarının gücüyle nitelikli edebiyata değer verenlerin ilgisiyle karşılaşmış yazarlardandı. Özellikle Aylak Adam ve Anayurt Oteli romanlarının edebiyatımızda 1950’lerden sonra yaşanan modernist dönüşümde önemli bir yeri olduğu neden sonra daha iyi anlaşılmıştı. O güne dek edebiyatın taşıdığı toplumsal kaygıların dışında, toplumsal olana iki sıra dışı bireyin dünyası içinden ışık tutmuştu bu romanlar.

Bu arada Yusuf Atılgan’ın yazdıkları yeterince okunup değerlendirilmiş midir, diye sormak istemiyorum; çünkü bir edebiyatın egemen, gözde eğilimlerinin dışına çıkan yazarlar çoğu kez hak ettikleri gibi değerlendirilmez. Belki gecikmeyle değerlendirilmeleri de yeterli sayılabilir.

Aylak Adam yayımlandıktan sonra yerleşik edebiyat anlayışını değiştiren romanlar arasında yer aldı. Yaşar Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay yazdıkları romanlarla nasıl zaman içinde daha iyi anlaşılmış ve roman sanatımızda keskin dönemeçler oluşturmuşsa, Aylak Adam da bir dönüm noktası yaratmış, ana yoldan sapılacak yeni bir yol çizmiştir. Belki de o güne dek yazılan romanlar arasında en katkısız kent romanlarından biriydi Aylak Adam, bir ilkörnek’ti.

KARA DÜNYA
Onu bugünün okuma kütürü içinde okuduğumuzda anladığımızla, bundan tam elli yıl önce okuyanların anladığı aynı olabilir mi? Romanın o yıllarda sıra dışı bir kişilik sayılabilecek kahramanı C., bugünün okuruna sanırım şaşırtıcı gelmez. Aykırı bir ruhsal durumu adım adım oluşturan C., kendi yalnızlığıyla birlikte, canlı ve karmaşık bir kent hayatı içinde dolaşır. Kentin hızı romanın anlatım biçimine sinmiştir. Dört mevsim boyunca, bir büyük kent hayatının pek çok köşesine sızarak akar anlatı.

Oysa Anayurt Oteli’nde zaman durmuş gibidir. C.’den sonra Zebercet: Yusuf Atılgan, iki romanında unutulmaz iki roman kahramanı kazandırmıştır edebiyatımıza. Ve Zebercet kendini içine kapadığı hücrede zamanı dondurmuş gibidir. Ara sıra dışarı çıktığında Anayurt Oteli’ndeki iletişimsiz, kara dünyasını sokaklara taşır.

Anayurt Oteli her okur için irkiltici, olağandışı bir yaşantı, tuhaf bir dünya yaratır. Zebercet’in dört duvarı olan otel, dışarıdaki dünyadan büsbütün kopuktur. Yaşayan bir dünya gibi değildir. Zebercet dışarıdaki gerçek dünyayı yok saymış gibidir. C.’nin büyük bir kentin sokaklarında yaşama biçimi de Zebercet’in habercisidir aslında. Aylak Adam’da da sokakların havasından farklı bir dünya solunmaktadır.

Yusuf Atılgan, Aylak Adam ve Anayurt Oteli’yle –özellikle bu iki romanıyla– edebiyatımızda yeni bir roman anlayışının kurucuları arasında yer almıştır. Zamana karşı dirençli oluşu, onun romanlarını ve öykülerini hiç kuşku yok ki çağdaş Türk edebiyatının klasikleri arasına sokacak, farklı zamanların yepyeni okuma biçimleri içinde edebiyatımıza katkılarını çoğaltacaktır.

Bu arada Yusuf Atılgan genç yazarların dünyasında bir yer tutmuş mudur, bilmiyorum. Edebiyatımızın yenilikçi atılımlarının önündeki yazarlar arasında oluşu, onu genç kuşakların göz önünde tuttuğu yazarlar arasına sokmuş olmalıdır.

Anayurt Oteli
Yusuf Atılgan
YKY Yayınları / 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz