İyi Kitap

Batı resminin ustaları Türkçede

Batı resminin ustaları Türkçede

Şebnem AKALIN

Sanat tarihine ilgi duyan ya da sınav kargaşası içinde hayattan ve sanattan kopan gençler için dört kitap raflarda: Leonardo da Vinci, Bosch, Renoir ve Cézanne. Resim sanatının bu büyük ustalarını anlamamıza yardımcı olan kitapları Avrupa resim sanatının bir serüveni niteliğinde aynı zamanda.

Kitaplığımdaki Muhtasar Sanat Tarihi kitabının birinci cildi İstanbul Devlet Matbaası’nda 1928 yılında eski Türkçe harflerle basılmış. İkinci cildi ise bir yıl sonra Latin harfleriyle. Yazarı Fransa Encümeni Dânişi Muhabir Azasından Lille Darülfünunu sabık emini C. Bayet; nakleden Güzel Sanatlar Akademisi Sanat Tarihi muallimi Vahid. Sararmış sayfalarındaki siyah beyaz fotoğraflar resim sanatının şaheser kabul edilen yapıtlarının görkemini yansıtmaktan elbette çok uzak. Metni anlayabilmek içinse biraz Osmanlıca’ya vakıf olmak zaruri! Sanat Tarihi eğitimine başladığımda ilk kitabım olan Sanatın Öyküsü ise iç kapağında da belirtildiği gibi alışılmış bir el kitabı veya kuru bir tarih metni değil, serüven dolu bir bilgi ve beğeni yolculuğu. Bedrettin Cömert’in dilimize çevirdiği bu vazgeçilmez başvuru kitabında da metni destekleyen üç yüz doksan yedi fotoğraftan pek azı renkliydi. Yıllar önce Tünel’deki Haşet Kitapevi’nden aldığım kuşe kağıda basılı ithal sanat kitaplarından bir nebze olsun tanıma olanağı bulduğum tabloların müzelerdeki asıllarını gördüğümde, kitaplardan edindiğim izlenim daha da pekişmişti. Bu konudaki Türkçe yayınların eksikliği yavaş yavaş kapatılmaya çalışılıyor gibi.

Yapı Kredi Yayınları Sanat Dizisi’nden çıkan dört kitap sanat tarihine ve batı resim sanatına ilgi duyan her okurun ilgisini çekecek türden. Monografilerden ikisi Rönesans döneminin iki farklı ustası Leonardo da Vinci ve Bosch’u; diğerleri İzlenimcilerin önde gelen temsilcisi Renoir ile onlardan ayrıldıktan sonra kendine özgü sanatı ile modern resim sanatının öncüsü olarak kabul edilen Cézanne’nı tanıtıyor. Tanıtıyor sözcüğünü özellikle seçtim. Çünkü kitaplar küçük boyutlu olmalarına rağmen yüzlerce tam sayfa tablo ve ayrıca her tablonun üçer küçük detay resmi ile yapıtları yakından tanımamızı sağlıyor. Kitap metinleri ise ne sanatçının yaşamı hakkında ansiklopedik bilgi veriyor, ne de yapıtlarını anlaşılması güç sanatsal ifadelerle  tasvir ediyor.

BOSCH SANATININ İPUÇLARI
Serinin kitaplarından ilki, hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz Hieronymus Bosch’un sanatını anlamamızı sağlayacak ipuçlarını vermeyi amaçlıyor. Rönesans ustalarının çağdaşı olan Bosch’un onlardan tümü ile farklı, hatta detaylarda sürrealist olarak yorumlanabilecek tablolarında cehennem sahneleri, zavallı günahkâr ruhlar, onları cezalandıran yarı insan, yarı hayvan ürkünç şeytanlar, kısacası Ortaçağ’dan beri insanların üstüne bir karabasan gibi çöken cehennem korkusu yepyeni bir şekilde betimlenmiş. Gotik sanattan etkilenen hayal gücü ile benzersiz tablolar yaratan Bosch hakkında çok sayıda sanat tarihçinin görüşlerinin özetlenmiş olması, tablolarını hangi etkilerle yaptığı gibi farklı konuların ele alınması kitabın dikkat çeken özelliklerinden. Hollandalı sanatçı 16. yüzyılın ortalarında İspanya’da popüler olmuş ve tablolarından otuz altı tanesi Kral II. Felipe tarafından satın alınmış. Ressamın toplam kırk eseri bilindiğinden bu sayının önemi daha da ilginç olmakta. Kitabın sayfalarını çevirdikçe, İspanya’nın iç dünyası karanlık kralının bu korkunç betimli hayal ürünlerine özel ilgi duymasına şaşırmayacaksınız.

Bosch’un tablolarında Rönesans ressamlarının doğayı yansıtma ve sfumato (giderek erime) yöntemi yoktur. Kenar çizgilerini yumuşatıp, figürleri sanki gölgede kayboluyormuş gibi belirsizleştirerek katılıktan kurtaran bu teknik Leonardo’nun buluşu idi. İzlenimciler bunun da ötesine geçerek özgür fırça vuruşlarıyla boyanmış ve gün ışığında giderek çözülen renk lekeleriyle doğayı resmettiler. Bu yeni ilkeleri yalnızca manzara resimlerinde değil, günlük yaşamdan sahnelere de uyguladılar. Renoir’ın özellikle ilk dönem çalışmalarında yaşadığı kentin kalabalıklarını, coşkulu yaşamını izlerken, bir yandan da İzlenimcilerin ilk sergilerine duyulan tepkileri, eleştirmenlerin acımasız yaklaşımlarını, düzenledikleri özel sergilerle sanatlarını kabul ettirmek için verdikleri mücadeleyi de öğreniyoruz. Kendi ifadesine göre yalnızca resim yapmak yetmiyordu. Yaşamlarını sürdürmeleri için bunları satmaları da gerekiyordu ama tüccarlar onlardan hoşlanmıyordu. Kırmızı, pembe ve portakalın egemen olduğu aydınlık renklerde manzaraları ve tombul gövdeli çıplak kadın resimleri sanatçının yaşamının son yıllarında yaptığı tabloları. Geçirdiği hastalık sonucu parmakları esnekliklerini kaybettiğinde fırçasını eline bağlayarak resim yapmayı sürdüren Renoir’ın kitaptaki yüz yirmi tablosu ressamın retrospektif sergisi gibi.

RESMİN DEĞİŞİM SERÜVENİ
Dört kitabı bir bütün olarak değerlendirdiğimizde birbirlerinden farklı dört sanatçının yapıtlarında Avrupa resim sanatının değişim serüveninin ipuçlarını buluyoruz. Ünlü tablolarının yanı sıra az tanınanlara yer verilmesi, hangi müzelerin koleksiyonunda yer aldığının belirtilmesi sanat kitaplarının olmazsa olmazlarından.

Renklerle ve çizimle küçük yaşta haşır neşir olanlar, okul yaşına geldiklerinde SBS, ÖSYS gibi harf/sınav kargaşası içinde sanattan kopmakta. Yalnızca sınavda sorulacak sorulara odaklanan eğitim sisteminde sanat tarihi, estetik ve felsefe gibi gereksiz! konular müfredattan çıkarılıyor. Böyle bir ortamda resim sanatını sevdirmek ve öğretmek için harcanan çabalara yenilerinin eklenmesi sevindirici. Sokaklara taşan kuyrukları ile ses getiren Picasso ve Dali gibi sergilerin kataloglarının satış rakamları ile ziyaretçi sayısı arasında büyük uçurum olduğunu sanıyorum. Oysa sergiler su üstündeki iz, kitaplar ise yok olan bu izin her zaman tekrar tekrar bakılabilecek belgesi. Yapıtlarını ülkemizde göremeyeceğimiz sanatçıları bu kitaplarla tanımaya çalışabiliriz.

Bosch
Virginia Pitts Rembert
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Yapı Kredi Yayınları / 255 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz