İyi Kitap

Yavru maskotlar nihayet sahalarda…

Serda SEMERCİ

Bilgin Adalı kitaplığına futbol üzerine bir seri eklendi: ‘Renklerin Kardeşliği’. Yazarın futbol üzerine kalem oynatmaktaki amacı, çocuklara sporun kardeşliği ve hoşgörüsüne dair birkaç cümle kurmak. Kim bilir, büyüklerin yapamadığını belki çocuklar başarabilir diye…

Stadyumlarda coşkuyla kalkan bazı kalabalıklar, hem kendilerine hem de çevrelerine zarar vererek oturuyorlar yerlerine… Renklerin Kardeşliği serisinin yazarı Bilgin Adalı’ya göre çocuk taraftarlar büyüklerden çok daha olgunlar.

Bilgin Adalı son olarak futbol ve taraftarlık üzerine üç kitaplık bir seri yazdı. ‘Üç büyükler’in maskotları, kartal, kanarya ve aslanın isimlerini taşıyan kitaplarda, çocuklara sporda saygı, centilmenlik gibi kavramları aşılamayı amaçlıyor.

Yavru kartal, yavru aslan ve sarı kanarya stadyumda birbirlerine küfreden, karşı takımın oyuncusunu yuhalayan taraftarları gördüklerinde çok üzülüyorlar ve bu tavırların nedenini de bir türlü anlamıyorlar. Bunun üzerine her maçta bütün taraftarlara dostluk mesajları vermek ve herkesi barıştırmak için kolları sıvıyorlar.
Birbirlerini alkışlayan ve tebrik eden taraftarları görünce de çok mutlu oluyorlar.

Futbol yakın zamanlarda hep şiddet sözcüğüyle yan yana anılır oldu.Bu sert ortam içinde, çocuklar da geleceğin öfkeli taraftarları olma riski altındalar. Bilgin Adalı Renklerin Kardeşliği serisinde işte tam da bu riske karşı bir önlem almaya, çocuklara futbolun aslında iyi ve seyirlik bir spor olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Aslında eski bir sinema ve TV yönetmeni. Biraz TRT ve üniversitede öğretim görevliliği döneminizden bahseder misiniz?
1968’de, TRT Televizyonu’nun ilk yönetmenlerinden biri olarak görev aldım. Belgesel filmler çektim, çocuk ve gençlik programlarına katkıda bulundum. Daha sonra 9 Eylül Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’ne öğretim görevliliği yaptım. 1984’te istifa edip İstanbul’a geldim. Reklam yazarlığı yapmaya başladım. Şimdilerde yalnızca çocuk kitapları yazıyorum.

Çocuk kitapları yazmaya nasıl başladınız?
60’lı yıllardan beri yazıyorum. 1979’da çıkan ilk şiir kitabımın bir bölümü çocuklar için -çocuk şiiri değilyazılmış şiirlerden oluşur. Çocuklar için yazmaya, 70’li yıllarda oyunlaştırdığım Bencil Dev (Oscar Wilde) ile başladım. Yani hep gündemdeydi çocuklar için yazmak ama bir süre yazmaya tümüyle ara verdim. Bir tür küstüm yani.

Neden küstünüz?
Gündüz reklam metni yazıp akşam öyküyle devam edemiyordum. Bir de kitaplarımı bastıramıyordum. 60’lı 70’li yıllarda yazdığım öykülerimden oluşan ilk öykü kitabım Gün Dağların Ardında ancak 1990’da çıkabildi. Hâlâ basılmamış şiir kitaplarım var. Yazdıkların okuyucusuna ulaşamıyorsa, o zaman yazmanın ne gereği var diye düşündüm. Sonra Havşan Öyküleri’yle başladım yeniden yazmaya.

2009 Kasımı’nda Renklerin Kardeşliği serisini çıkardınız: Yavru Aslan, Yavru Kartal ve Sarı Kanarya… Taraftarlık ve futbol üzerine bu seri önceki kitaplarınızdan sonra ilginç geldi bana…

Çocuklarla söyleşmek için okullara gittiğimde mutlaka sorulan bir soru var: “Hangi takımı tutuyorsunuz?”
Salonun dört yanından sesler yükselir hemen, “Fener! Galatasaray! Beşiktaş!” diye… Milli takımı tuttuğumu söylediğimde düş kırıklığına uğrar çocuklar. Renklerin Kardeşliği o düş kırıklığından doğdu. Çocukların birbirlerinin takımlarına saygı göstermeleri gerektiğini, sportmenliğin bunu gerektirdiğini anlatmaya çalıştım. İnsanlar karşı takımın attığı golü de alkışlayabilmeli. Örneğin teniste böyledir bu. Karşı tarafın güzel hareketleri de alkışlanır. Futbolda da böyle bir bilinç yaratılamaz mı, diye düşündüm.

Yalnız, kitaplarınızda çocuk taraftarlardan bahsetmemişsiniz. Özel bir nedeni var mı bunun?
Çocuk taraftarlar, takımların maskotlarıyla simgeleniyorlar. Ayrıca maçlarda çocukların yetişkinler kadar hoşgörüsüz olmadığını düşünüyorum. Hoşgörüsüzlük, büyüdükçe artıyor.

Futbol aşırı rekabetle güç gösterisine, taraftarlık da fanatiklerle şovenizme dönüştürülüyor. Sizce taraftarları sakinleştirmek, birbirine dost ve saygılı izleyiciler olmalarını sağlayabilmekte basının rolü nedir?
Basında zaman zaman fanatizmin eleştirildiğine, sahalardaki çirkin hareketlerin kınandığına tanık oluyoruz. Ama bu yeterli değil. Bence takım yöneticileri maçları yan yana oturarak dostluk içinde izlemeli. Tezahüratta aşırıya kaçanlara engel olunmalı.

Peki ya çocukları bu durumdan uzak tutmak için neler yapılmalı?
Bilmiyorum. Ben bu soruya yanıtı Renklerin Kardeşliği dizisinde aradım. Çocuklar üzerinde bir etkisi olacak mı, bilemiyorum. Birlikte göreceğiz. Belki dostluk turnuvaları düzenlemeleri gerekir, özellikle de çocuklar arasında. Bugünün çocuğu, yarının yetişkin taraftarı. Karşı takımları tutan candan dostları olursa, fanatik yollara başvurmayacaktır.

Futbol ve başka sporların (örneğin tenis ya da basketbol) taraftarları arasında neden bu kadar büyük fark var sizce?
Sanırım futbolun çok daha sert bir spor olmasından kaynaklanıyor bu. Sonunda elin kolun becerileri sergilenmiyor, tekmelerle oynanıyor. Doğal olarak bu seyredenlere de yansıyor.

Serinin devamı başka renklerdeki takımlar için de gelecek mi?
Hayır, gelmeyecek. Gençler, çocuklar her yörede yerel takımları tutuyorlar. Ama her biri ‘üç büyükler’ denen takımlardan birini, ikinci takımı olarak tutuyor. Dostluk kavramlarının işlenmesi için bu üç takım yeter sanırım.

Bilgin Adalı’nın yakın zamanda başka bir kitap projesi var mı? Nedir?
Yakın zamanda basılacağ ını umduğum Elif’in Olağanüstü Düşleri, Zamana Açılan Kapı, Alev Kız Aninna, ABC, Meraklı Karınca Cimcim, Barış’ın Uçurtması beklemede. Atlantis’in Çocukları’nın üçüncü ve son cildi, Zamana Açılan Kapı’nın ikinci cildi yazılmakta. Bu arada üstünde çalışmakta olduğum iki kitap
daha var ama onlar sürpriz olacak.

Renklerin Kardeşliği – 1
Yavru Aslan
Bilgin Adalı
Resimleyen: Hande D. Akçam
Beyaz Balina Yayınları / 53 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz