İyi Kitap

Bu hikâyeleri nereden biliyor Montague Amca?

Bu hikâyeleri nereden biliyor Montague Amca?

G. Mine OLGUN

Küçük bir çocuğun gizemli amcasından dinlediği korku hikâyelerinden oluşan Montague Amca’nın Dehşet Hikâyeleri, gotik tarzıyla okuyucuya korkunun yanı sıra felsefi sorgulamalar da vaat ediyor. Kitapta iyilik ve kötülük ikiliği bütün kültürlerdeki ortak noktalara vurgu yapılarak anlatılıyor.

Nasıl derler? Herkesin bir hikâyesi var. Tutkularımız ise hikâyelerimizin yolunu çiziyor. Peki ya peşinden koştuğunuz onca şey arasında en büyük tutkunuz hikâyelerse? Montague Amca’nın dehşetli hikâyelerinin hevesli dinleyicisi ve onları yıllar sonra okuyucuya aktaran Edgar’ın en büyük tutkusu hikâyeler. Doğrusunu söylemek gerekirse, yaşlı mı yaşlı büyük amcasının (yoksa büyük büyük büyük amcası mı demeliyim?) tekinsiz mi tekinsiz bir ormanın ortasındaki soğuk ve kasvetli evine ulaşmak üzere korku dolu bir yolculuğa katlanmasının tek sebebi de bu.

KLİŞELERE YER YOK
Kitapta, amcasının evinde geçirdiği bir günü anlatan Edgar, en az onun kadar usta bir anlatıcı. Dolayısıyla Montague Amca’nın Dehşet Hikâyeleri bir hikâye içinde hikâye kitabı. Montague Amca hikâyeleriyle büyülerken, kendisinin, sırrı ancak kitabın sonunda çözülecek hikâyesinin ipuçlarını da vererek okuyucuyu iyice meraklandırmayı ihmal etmiyor.

İkili, Montague Amca’nın dışardaki orman kadar tekinsiz evinin soğuk çalışma odasında, kitaplar ve birbirinden garip eşyalarla dolu rafların arasında, ısıtmayan şöminenin başında oturuyor. Bu eşyaların her birinin sıradışı bir hikâyesi var ve Edgar gibi biz de yavaş yavaş bu sıradışılığa vakıf oluyoruz.

Kendini fazlasıyla ciddiye alan ve bu ciddiye alış ölçüsünde cesaret sergileyen Edgar’ın dinlediği her hikâyeyle tüyleri diken diken olsa da sonuna kadar gidiyor. (Ama okuyucunun nereye kadar gideceği kendisine kalmış!) Kendini “tekinsiz, talihsiz ve lanetli olan şeylerin koleksiyoncusu” olarak tanımlayan Montague Amca da küçük dinleyicisinin gösterdiği cüret ölçüsünde yavaş yavaş dozu arttırıyor. “Elbette ki, bunlar sadece birer hikâye!” diyerek kendini telkin eden Edgar, Montague Amca’nın bu hikâyeleri nereden bildiğini merak ediyor. Çünkü, çoğu hikâyenin sonunda başkarakter, başından geçenleri anlatabilecek kadar sağlıklı, hadi açıkça söyleyelim, canlı olmuyor.

Dehşet hikâyelerinin ortak noktası olarak akla ilk gelen, kahramanlarının uyumsuz denilebilecek özellikler taşıyan ve kötülüğe ilgi duyan çocuklar olmaları. Kitaptaki hikâyeler, geleneksel halk hikâyelerini andırsa da, korku klişelerinin ardına saklanmıyor; sürprizli ve etkileyici bir bağlama oturuyor. Kitapta ayrıca, itaat, saygı, tedbirlilik, dürüstlük, uyumluluk gibi kavramlarla ilgili mesajlar var. Joseph’ın tırmanmaması gereken karaağaca tırmandığı için ağacın bekçisi olan yaratık tarafından acımasızca öldürülmesi, Matthew’un kendisinin korkunç ve çarpık yansımasıyla karşılaştıktan sonra kayalıklardan aşağıya yuvarlanması, sahte ruh çağırma seansları düzenleyen Maud’un gerçek bir ruhla karşılaşması gibi ilk bakışta sıradan gözüken hikâyeler, başarılı bir kurguyla yeniden yazılıyor.

URFA’YA YOLCULUK
Aslına bakılırsa, kitabın ana ekseninde yer alan iyiyle kötü arasındaki ikilik, doğaüstü güç ve yetenekler, kötülüğün cezasını bulması gibi kavramlar farklı farklı yorumlansa da bütün kültürlerde mevcut. Hikâyelerin arasında Urfa’ya yolculuk eden bir baba oğlun başından geçen bir cin hikâyesinin de olması buna iyi bir örnek.

Ancak bu hikâyeleri farklı kılan, okuyucuya sunduğu edebi tat. Tam bir gotik hikâye ustası olan Chris Priestley, dehşet hikâyeleriyle korkutucu ve şaşırtıcı olmanın yanı sıra, okuyucuyu etkileyici bir biçimde çok daha geniş açılımlara varan sorgulamalara yöneltiyor. İyi ve kötü ikiliği, peşimizi bırakmayan düşünce ve saplantılar, lanetlenmişlik, kendinden korkmak, korkudan –ve hatta korkusuzluktan korkmak– gibi kavramlar okuyucunun zihninde dolaşıyor. Son olarak bir ipucu: Ormandaki çocuklara dikkat!

Montague Amca’nın Dehşet Hikâyeleri
Chris Priestley
Resimleyen: David Roberts
Çeviren: Zeynep Alpaslan
Tudem Yayınları / 224 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz