İyi Kitap

Göçebelik ve yerleşiklik üzerine korku dolu bir balad

Göçebelik ve yerleşiklik üzerine korku dolu bir balad

Zarife BİLİZ

Marcus Sedgwick, Kılıç Tutan Elin Şarkısı’nda yeniliğe tamamen kapalı olan birköyün yaşantısını konu ediniyor. Bu köyde toplum baskısı öyle ağır ki, düzen bozulmasın diye peşi sıra hunharca işlenen cinayetlerin bile üstü örtülüyor.

Hikâyemiz kara kışın göbeğinde, Transilvanya’nın ta Türkiye’ye dek kilometrelerce uzanan karlar altındaki ıssız ormanlarında, bir dağ köyünde başlıyor. Bir oduncu, ormanda korkunç bir biçimde öldürülüyor; ama köyün ihtiyarlarının kararıyla merhum intihar etmiş biri muamelesi görüyor.

Cinayetler biteceğine devam edince, köyü aylarca örten karın altında sanıldığından çok daha fazla sırrın yattığı anlaşılıyor. Roman boyunca peşimizi bırakmayan korku dolu bu olaylar, kara kışın soğuğunu, karanlığını, Orman Ana’nın cömert ama tekinsiz kucağını kendine arka plan alarak bizi soluksuz peşinde koşturuyor.

Tüm bu olaylar bize köye yakın zamanda gelip yerleşmiş oduncu Tomas’ın oğlu genç Peter’in gözünden anlatılıyor. Bu ücra köyde değişim sevilmiyor, yabancılar da. İhtiyarlar yıllardır değişmeyen geleneklerle ve inançlarla köyü yönetirken, gençler bu iktidarın sarsılmazlığına duydukları inançla, karşı çıkmayı, sorgulamayı akıllarına getirmiyor. Korku diz boyu.

Öldürülenlerden biri köyün bekâr gençlerinden biri olunca bu sefer gelenekler uyarınca bir ‘cenaze düğünü’ yapılmasına karar veriliyor. Köyün itibarlı ve zorba ihtiyarı Anna’nın kararıyla, gelin, Peter’in sevdiği kız Agnes oluyor. Gelinin bir ölüyle evlendirildiği ‘cenaze düğünü’ gereğince, gelinin üzerine giydiği kaba kumaştan siyah renkteki gelinliğiyle, köyün dışındaki bir kulübede kırk gün kırk gece tek başına kalması gerekiyor. Kızın orada kapalı olmasının sadece simgesel bir anlamı var; çünkü isterse kilidi kırıp kolayca çıkabilir kulübeden. Ama çıktığı takdirde köyün sosyal yaşamının içinde artık bir yeri olmayacak.

KÖYE ÇİNGENELER GELİYOR
Köyde yaşanan tuhaf olaylar özellikle geceleri köyün içini bile güvensiz kılarken, kızın kırk gün kırk gece köyün dışındaki bir kulübede tek başına kalması hem korkutucu hem de tehlikeli. Üstelik yakın zaman önce ölen babasının geceleri annesini ziyarete geldiği söylendiği düşünüldüğünde, Agnes’in ve dolayısıyla onu seven erkek olarak kendisine düşen görevlerle Peter’in işi hiç kolay değil. Üstelik, sırlarla dolu geçmişini erik rakısında boğmaya çalışan babası, ona yardımcı olmak bir yana, olan biten tüm gerçeklere gözlerini kapayarak ve ayrı bir sorun yumağı oluşturarak Peter için işleri iyice zorlaştırıyor. Oysa belki de tüm sırların çözümü bu alkolik ve işe yaramaz babada, onun gizemli geçmişinde yatıyor.

Ne var ki, ya da iyi ki, bu kuş uçmaz kervan geçmez köye bir gün çingeneler geliyor. Buralara yolu düşebilecek denli köksüz ve anlaşılmaz olan yegâne insanlar. Köyün içinde gecelemesine izin verilmeyen bu çingeneler, görünüşleri, halleri ve tavırlarıyla olduğu kadar ruhlarıyla da farklı köylülerden. Peter’i bir yandan büyüleyen, bir yandan korkutan çingeneler toplumun baskısını önemsemiyor, bildikleri gibi yaşıyor. Hiçbir yere bağlı kalmak zorunda değiller; bir yere bağlı olmanın, başka bir alternatif yaratamamanın baskısıyla inanmadığı bir şeyi yapmak zorunda kalan Agnes gibi değiller. Onlar canlı ruhlar. Yaşayan ölüler değiller… Güzel ve özgür çingene kızı Sonia ise Peter’in aşkın ve hayatın gerçeğini sorgulamasına sebep oluyor. Peter, çingenelerin kimliğinde kendi kimliğini keşfediyor ve delikanlılıktan yetişkinliğe geçiyor.

Marcus Sedgwick Kılıç Tutan Elin Şarkısı’nı yazmak için Doğu Avrupa vampir folklorunun tüm külliyatını derinlemesine taramış. Vampir hikâyelerinin beşiği olan Transilvanya hem romandaki olaylara kaynaklık etmiş hem de romanın geçtiği sahneyi oluşturmuş. Tüm kitabı vampir folklorunun etnografik bir derlemesi olarak okumak da mümkün. Çünkü romanda geçen tüm gelenekler ve ayrıntılar gerçek yaşamdan ya da gerçek yaşamın söylencesinden alınmış. Ama gerçek yaşamla söylencenin ayrıldığı ya da birleştiği yeri kim bilebilir?

Romana yazdığı sonsözde Sedgwick’in de belirttiği gibi, 2004’te Romanyalı bir aile, fertlerinden birinin cesedini mezardan çıkararak, kalbini yakıp, küllerini de suya karıştırıp içtiği iddiasıyla mahkemeye verilmiş. İfadelerine göre sebep, adamın geceleri mezarından kalkıp onları ziyaret etmesiymiş…

Kılıç Tutan Elin Şarkısı
Marcus Sedgwick
Çeviren: Arif Cem Ünver
Tudem Yayınları / 240 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz