İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir

İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir

G. Mine OLGUN

Dünyadaki yolculuğunu anlamak isteyen herkes için bir başucu kitabı olan Küçük Prens’in, içerdiği birçok farklı tema arasında kahramanımızla çiçeğinin ilişkisi, edebiyatın en güzel aşk metaforlarından biri sayılabilir.

Yeryüzünde anlatılan onca hikâyeden bazısı daha çok sızar hayatın içine… Bu hikâyeler biricik oldukları gibi, bütünü de teklifsizce kapsarlar. Garip bir çelişki vardır bu durumda: Sanki bu basit hikâyeler kulağınıza evrenin sırlarını fısıldamaktadır. Bu nedenledir defalarca yeniden okunup yine başka olmaları. Böyle birçok kitap vardır, ama bence, insanın sözüyle yazılmış kutsal kitapların başında gelir Küçük Prens. Büyüklerin çocukluğuna, çocukların geleceğine ithaf edilmiştir ve içinde bir tek hayat kuralına ya da tavsiyeye rastlayamazsınız.

Antoine de Saint Exupéry kitapta, anlatıcı olarak, Büyük Sahra Çölü’ne düşmüş ve ölüm kalım savaşı vermekte olan bir pilota ses vermiş. Büyük olduğu halde büyüklerden pek haz etmeyen bu adam, hayatı boyunca insanlar arasında bulamadığı içtenlikle çölde karşılaşıyor, uçağını tamir etmeye çalışırken Küçük Prens’le tanışmak ve hikâyesini dinlemek şerefine erişiyor. Küçük Prens anlatıyor; nereden gelmiş, orada hayat nasılmış, neden terk etmiş küçük gezegenini ve yol boyunca karşılaştığı çiçekler, yılanlar, tilkiler ve insanlar hakkında ne düşünüyormuş… Küçük Prens’in gezegenindeki hayatta gündelik işleri var, mesela büyüyüp
duran korkunç bir bitki olan baobap ağacını ehlileştirmesi gerekiyor, zaten küçük olan gezegeni daha da ufalmasın diye… Ondan, koyun da koyun diye tutturması. Koca baobapı koyuna yedirecek aklı sıra… Peki ya koyun, çiçeğini de yerse?

VARSA YOKSA ÇİÇEĞİ…
Küçük Prens’in hikâyesi, hem kendi kadar küçük hem evren kadar geniş. O yüzden, onun gezegenini terk etmesine ve bu hikâyenin yazılmasına sebep olan asıl şeyden, yani bir çiçekle olan sorunlarından bahsedeceğim.

Türkiyeli bir gökbilimci tarafından keşfedilmiş olan B 612 adlı gezegenini, kısa ve hüzünlü bir geçmişin yükünü sırtlanıp terk etmiş Küçük Prens. Ne mi olmuş? Ne olduğu, anlamak isteyenler için mükemmel bir metafor: Bir gün, çiçeklerin çok sade olduğu gezegenine, bilmediği bir yerlerden bir tohum uçup gelmiş. Bu tohum daha sonra eşi benzeri bulunmaz bir çiçeğe dönüşmüş. Dönüşmüş dönüşmesine ama, günlerce sürmüş gizemli süslenmeleri. Bir cilveler, bir pozlar… Küçük Prens sabırla beklemiş. Bir sabah tam gün doğarken ortaya çıkmış çiçeği.

Küçük Prens bu güzelliğe hayran olmuş. Ancak çiçek talepkâr ve kaprisliymiş. Küçük Prens’in ona ne kadar hayran olduğunu bildiğinden olacak, istekleri hiç bitmemiş. Çiçek, dikenleriyle övünürmüş örneğin. Ama Küçük Prens’in gezegeninde kendini savunmasını gerektirecek bir tehlike yokmuş ki! Küçük Prens tüm iyi niyetine karşın çiçeğinden şüphe etmeye başlamış ve ondan uzaklaşmaya karar vermiş.

Küçük gezegenlerinde başka kimseye yer açmayan birçok insanla karşılaşmış, çiçeğinin evrendeki eşi benzeri olmayan çiçek olmadığını anlamış; ama tilkiden bir çiçeği diğer binlerce çiçekten ayıran şeyin sevgi olduğunu yani ‘evcilleşmeyi’ ve evcilleştiğimizde biraz gözyaşını göze aldığımızı da öğrenmiş. Evcilleştirdiğimiz şeylerden sorumlu olduğumuzu da…

Bırakalım Tilki anlatsın olanları… “ ‘Evcilleşmek bağlar kurmak anlamına geliyor. Yani,’ dedi, ‘örneğin sen benim için hâlâ yüz bin öteki çocuk gibi herhangi bir çocuksun. Benim için gerekli değilsin. Senin için de aynı şey. Ben de senin için yüz bin öteki tilkiden farkı olmayan herhangi bir tilkiyim. Ama beni evcilleştirirsen birbirimiz için gerekli oluruz o zaman. Benim için sen dünyadaki herkesten farklı birisi olursun. Ben de senin için eşsiz benzersiz olurum.’ ”

Çiçeğine hak ettiği inceliği gösterememiş olduğu için pişman olmuş Küçük Prens. Çiçeğinin yanındayken onu nasıl seveceğini bilemeyecek kadar küçük olduğunu fark etmiş. Çiçeğin numaraları ardında yatan sevgiyi göremediğini de anlamış. Aşkın bin bir yüzü var. Tilkinin ona öğrettiği gibi: “Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez. İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir.”

Peki ya siz, nasıl seveceğinizi bilemediğiniz zamanları özlüyor musunuz?

Küçük Prens
Antoine de Saint- Exupéry
Çeviren: Yaşar Avunç
Mavi Bulut Yayınları
95 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz