İsyanım var: Sevmiyorsam hor görme bari – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

İsyanım var: Sevmiyorsam hor görme bari

İsyanım var: Sevmiyorsam hor görme bari

Ömür ŞAHİN

Bu kadar sevgi kitabı içinde bir de ‘sevmeyen’ kahramanları anlatalım istedik. Her şeye isyan eden Cimcime ile hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevmeyen Bay Çiklet’in derdini anlamaya çalıştık.

Neşeli bir piknik alanında herkes oyunlar oynarken, bir kenarda oturup surat asan bir çocuktum ben… Büyüdüm. Geçti. Ama tam olarak değil. Kendimi uyumsuz, hırçın, her daim her şeyden rahatsız çocukların hak savunucusu ilân etmiştim. Evet ‘Kara Murat’ bendim! Madem mevzubahis sevgi ve aşktı, ben de kimseleri sevmeyenlerden bahsetmeliydim. Bu nedenle, sizin için Cimcime ve Bay Çiklet karakterlerini seçtim.

Öncelikle iftiharla belirtirim ki, bu yazı ‘kimseleri sevmeyen’ bu karakterlerin esasında ‘iyi’ olduklarını ispatlamak için yazılmadı. Hiçbir karakter, okuyucunun acıma duygusuyla sevgisini kazanmayı hak etmiyor çünkü. Asıl meziyet, var olanı olduğu gibi kabul etmek.

Küçük bir çocuk için ‘mükemmel’ sayılabilecek bir hayatı cehennem azabı gibi algılayan Cimcime’nin hikâyesini anlatmadan önce, gelin birlikte ‘çocuk zihniyle’ düşünmeye çalışalım: Bir çekirdek aile içindeyiz. Sabah erkenden kalkıp soğuk suyla yüzümüzü yıkadıktan sonra, giyinip kahvaltıya oturmak zorundayız. ‘Gerekli’ olan her şeyi yedikten ve hatta kokusunu hiç sevmediğimiz o koca bardak sütü içtikten sonra, biraz sütün etkisinden biraz da uykusuzluktan midemiz bulana bulana yola düşüp okula gitmeliyiz. Sıramıza oturmamızla öğretmenin içeri girmesi bir oluyor. ‘Günaydın!’ ‘Sağol!’… Ders hayat bilgisi mesela, ama canımız matematik işlemek istiyor. Bize soran kim? Akşam eve gidiyoruz. Önce ödevler, sonra ‘sağlıklı’ deyip durdukları ve tadını hiç sevmediğimiz yemekler… Tam oturup az sonra anne babamızın nail olacağı film keyfine dâhil olacağız ki, babamızın esprisiyle dünyamız yıkılıyor: “Ee hadi, saat on yatağa kon!” Aman ne komik! Ev ahalisi kıkırdıyor ama. Herkes mi bize karşı? Şu Pollyanna masalı nasıldı yahu? Pollyanna nerede hatta, gidip konuşmak istiyoruz…

Cimcime’nin Epsilon Yayınları’- ndan çıkan ve üç kitapta toplanan maceralarına dönelim: İki katlı, bahçeli bir evde anne ve babasıyla yaşıyor. Burayı hiç sevmiyor; çünkü evde büyüklerin düzenine uygun yaşamak zorunda. Kendisinin neredeyse on misli olan ve Minyatür adını taktığı kedisi ile evi birbirine kattığında, ailesinin ona kızmasını hiç anlamıyor. Sevgi gösterileri onu boğuyor. Cimcime, tüm bu ‘aile hayatı’ndan sıkılarak özel eşyalarını toplayıp evi terk ediyor. Ve ‘dev’ kedisiyle birlikte sokağın özgürlüğünün tadını çıkarıyor. Denizci olup dünyayı gezmek gerektiğine karar verip kalkan ilk gemiye gizlice biniyor. Geminin altını üstünü getiriyor tabii. Anne ve babası tarafından bulunup eve geri dönüyor; bu kez de okulda müdireyi yaralıyor.

Çocukluk kadar bütün hayatını, her hareketini ve hatta düşünceni başkalarının kontrol ettiği bir dönem var mı ki hayatta. (Var diyenler için: İktidar teorilerini başka zaman tartışırız) Cimcime tam da bu dertten muzdarip. Kimsenin kuralını kabul etmiyor. Hayatta aradığı tek şey özgürlük… Yani sevgili büyükler, elinizi vicdanınıza koyun; mini mini birlerin çalışkan ikilerin, eğer onlara neden böyle yaşamaları gerektiğini doğru dürüst anlatmazsak şu hayata ‘itirazım var’ diye
tepki koymaları yersiz değil…

Çocukluğuma gönderme yaparak başladığım bu yazı için sadece çocuk kahraman seçmedim. Çünkü büyük ve hiçbir şeycikleri sevmeyen o kahramanların hayatla kavgaları da onu çocuk gibi algıladıkları için… Huysuz bir ihtiyar için boşuna ‘Yaşlandı, iyice çocuklaştı’ demiyorlar…

YETERİNCE KORKUNÇ MUYUM?
Girizgâhtan anlaşıldığı üzere, sıra Tudem Yayınları’ndan çıkan ve dört kitapta toplanan Bay Çiklet’in maceralarına geldi. Limonlu Bayır’da yaşayan Bay Çiklet, kırmızı sakallı, kan çanağı gözleriyle ters ters bakan, öfke dolu, yaşlı bir adam. Çocuklardan, hayvanlardan, eğlenceden, gün ışığından ve bütün çizgi filmlerden nefret ediyor. Toplumda genel olarak ne seviliyorsa hepsinden teker teker nefret edip sevilmeyen, iğrenilen, ürkülen ne varsa onlara kucak açtığını söyleyebiliriz. Mahalleli de ondan korkuyor haliyle. Yıkık dökük harabe bir malikânede yaşıyor. Yerlerde süt kutuları, pizza artıkları, muz kabukları… Bütün gün hiç kımıldamadan yatmak istiyor. Ama kendine bir yatak yapmaya bile üşenmiş, samanların arasında yatıyor… Sabahları uyandığındakırık aynasına bakıp “Yeterince
korkunç muyum?” diye soruyor kendi kendine. Cevap evet değilse, saçını sakalını birbirine karıştırıyor, o da yetmiyor, tükenmez kalemle birkaç çatık kaş daha çiziyor suratına. Mahallede en sevdiği ve kendini rahat hissettiği yer ‘İngiltere’nin en tiksinç kasabı kupası’nı tam yirmi kez kucaklayan Billy William’ın kasap dükkânı. Mahalledeki tek kasap dükkânı orası, ama o kadar pis ki, kimse oradan alışveriş yapmıyor. Birçok insan et almak için kasabaya gidiyor, geriye kalanlar da vejetaryen oluyor. Hatta kuş yemi yiyen bile var. Gerisini siz düşünün…

Yaşam şekli ve tercihleri konusunda son derece tutarlı olan bu karakterin tek tutarsız noktası çevredeki en güzel, temiz ve düzenli (yani tam onun sevmediği gibi) bir bahçeye sahip olması. Hayır! Hemen oltaya gelmeyin, yazar her kötünün içinde bir iyi vardır demeye çalışmıyor. Bay Çiklet bu bahçeye, gelip sopasını kafasına indiren periden korktuğu için iyi bakıyor. Bu kahramana olduğu haliyle âşık olmamak elde mi!

Geçtiğimiz yılın sonunda serinin son kitabı olarak çıkan Bay Çiklet ve Güç Kristalleri’nde ise cesur ve maceracı kız Polly’nin köpeği Jack, Limonlu Bayır’ı yerle
bir edebilecek güce sahip ‘güç kristalleri’ buluyor. Düşünsenize, bu kristalleri Bay Çiklet ele geçirse neler olur? Anlayacağınız bu kitapta mahalleli bu güç kristallerini Çiklet’ten saklamaya çalışıyor…

Ez cümle, işte bu ‘sevmeyenler’ çoğunluğun düz gördüğü hayat resmini tersinden algılayabiliyor ve kurallara uymayarak kendi çaplarında alternatif yaşam şekilleri yaratıyorlar. Bu kadar iyimser ve sevgi dolu karakterin içinde işte bu yüzden bizim sevgimizi kazandılar ve hatırlanmaya değer bulundular…

Cimcime ve Minyatür
Pierre Le Gall – Éric Héliot
Çeviren: Fırat Yenici
Epsilon Yayınları / 30 sayfa

Bay Çiklet ve Güç Kristalleri
Andy Stanton
Resimleyen: D. Tazzyman
Çeviren: Elif Yalçın
Tudem Yayınları / 136 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz