İyi Kitap

‘Neden’ diye sormak çok güzel

İnci ÖZGÜR

Filozof Çocuk serisinin yazarı Oscar Brenifier Türkiye’deydi. Çocuk yazarımız İnci Özgür, tam da serinin mantığına uygun olarak Brenifier’i soru yağmuruna tuttu… Ortaya ilginç bir söyleşi çıktı.

Bana bir şey oldu. Bir arkadaşım var. Sanırım adını buradan yazmamalıyım. Onu görünce elim ayağım birbirine dolanıyor, kalbim deli gibi çarpıyor. Hep ama hep onu düşünüyorum. Evde her fırsatta ondan söz etmeye başladım. Annem de en sonunda dayanamayıp “Kızım yoksa sen âşık mı oldun?” deyiverdi. Yoksa ben âşık mı oldum? Aşk böyle bir şey mi? Âşık olunca insan böyle mi olur? Peki şimdi ne olacak sizce?

Bazen çok seviniyorum, bazen çok üzülüyorum. Sanki içim dışıma çıktı. Duygularımı kontrol edemiyorum. Bırakın kontrol etmeyi, ben zaten duygularımın pek çoğunu tanımıyorum. Anneme gidip “Başkalarıyla konuşuyor benimle ilgilenmiyor,” deyince gülüp “Kıskanç İnci,” diyor. Ben kıskanç mıyım, peki insan sevince kıskanç olur mu?

Dertleşmek için Aslı Abla’ya gidince o da bana Duygular Nedir? adlı kitabı verdi. “Oku bakalım belki kendini daha iyi tanırsın, duygularını anlarsın” dedi. Ben de böylece Filozof Çocuk’la tanıştım. Kimseye soramadığım sorularıma yanıtlar buldum, başka sorular sordum, kısacası hâlâ âşığım, ama artık kafasında sorular olan ve bol bol düşünen bir âşığım. Eh, hem düşünmek çocuk işi bir şey değil mi? Derdime deva olan Aslı Abla beni hayatımın en zor görevlerinden birine, Filozof Çocuk dizisinin yazarı Oscar Brenifier ile röportaj yapmaya gönderdi. Tabii Fransızca bilmediğim için Mine Abla’yı da benimle birlikte.

Çok heyecanladım. Fransızca bilmiyorum, nasıl anlatacağım kendimi diye korktum. Röportaj başladıktan sonra Oscar’ın son derece canayakın biri olduğunu, çocukların düşüncelerine, sorularına ve yanıtlarına çok ilgi gösterdiğini anlayınca oldukça rahatladım. İşin sırrı burada mı acaba? Neyse ben şimdi Oscar’a sorduğum sorulara döneyim.

Çocuklara felsefeyle öğretmek nereden aklınıza geldi?
Başından beri felsefi pratik üzerine çalışıyor ve felsefeyi herkese nasıl ulaştırabileceğimi düşünüyordum. Kafamda herkesin felsefe yapmasını sağlamak için fikirler vardı. Yaklaşık on iki yıl önce, büyük kızım anaokuluna başladığında onun okulunda üç-beş yaşlarındaki çocuklar için felsefe atölyeleri yapma önerisinde bulundum. Okulun bütün çocuklarıyla ve öğretmenleriyle çalışmalar yaptım. Sonunda yaptığım çalışma üzerine bir rapor yazdım. Okulun müfettişi bana çok sinirlendi çünkü ben ona göre öğretmenleri eleştiriyordum. Raporumda öğretmenlerin çocukları düşündürmekte zorlandıklarından söz ediyordum.

O okul bana bir daha gelmememi söyledi ama başka okullar yaptığım çalışmayı duymuşlardı ve benim onlarla çalışmamı istediler. Ve giderek ünlü oldum. O sırada editörüme çocuklar için felsefe kitapları yapmayı önerdim.

Yetişkinlerle felsefe çalışmakla çocuklarla felsefe çalışmak arasında nasıl bir fark var?
Kitaplardaki sorular temel sorular. Yetişkinler ya da çocuklar için değişmiyor. Büyükler bu soruları cevaplamaya korkuyor. Ben çocuklara basit sorular soruyorum. “Sen kimsin?”, “Ne yapıyorsun?”, “Ne istiyorsun?” gibi sorularla zaten felsefe yaparız. Bu Sokrates’ten bu yana birçok felsefecinin yaptığı bir şey.

Yani çocuklarla felsefe çalışmak Sokrates’in bulduğu bir şey mi?
Sokrat bunu çocuklar için değil, tüm insanlar için kullanıyor.

Düzenlediğiniz atölyelerde çocuklarla neler yapıyorsunuz ?
Çocuklara şöyle bir soru soruyorum: “Anne ve babana ne borçlusun?” Birinci cevap: Hayatımı borçluyum. İkinci cevap: Onlara saygı borçluyum. Üçüncü cevap: Onlara hiçbir şey borçlu değilim. Bunlar birbirlerinden farklı cevaplar. Doğrulanmaları gerekmiyor. Açık, net, kısa cevaplara ihtiyacım var.

Çocuklarla çalışmaya başladıktan sonra onlarda ne gibi değişiklikler oluyor?
Çocuklar önce duruyor, sonra düşünmeye başlıyorlar. Ama tartışmayı, dinlemeyi pek de bilmiyorlar. Çocukların düşünmeye cesaret edebilmeleri ve yetişkinlerin ne düşüneceğini önemsemeden kendilerine ait bir yargı cümlesi kurabilmeleri için onlara yardım etmek gerekiyor.

Öyleyse çocuklar önce kendi içlerinde sonra da birbirleriyle tartışmayı öğreniyorlar, doğru anlamış mıyım?
Evet. Bu eleştirel düşünmenin başlangıcı. Bu aynı zamanda bilimsel bir yöntem. Önemli olan bu yöntemi basitleştirmeyi amaçlamak.

Çocukların dünyasını bilgisayar oyunları, televizyon ve kitaplar belirliyor. Bunlar eleştirel düşünmeye yardımcı olabilir mi?
Her şey düşünmek için bir araç olabilir. Mesela futbol düşünmeye engel olabileceği gibi, içindeki gerçeklik prensibi ve sorumluluk alanları nedeniyle yeni düşünme alanları da yaratabilir.

Çocuklar zaten ‘neden’ demeyi biliyor. Ama anne babaları bundan çok sıkıldığı için onları yanıtlamıyor. Acaba bu, çocukların düşünmeyi öğrenmesini
engelliyor mu?
Neden sorusunu yanıtlarken yetişkinlerin dört davranışı var. İlki en sık karşılaşılan “vaktim yok, başkasına sor” demek. İkincisi kısa ve çabuk cevaplar verip çocuğu başından savmak. Üçüncüsü bu soruları çok sempatik bulup her yerde anlatmak. Dördüncüsü de sorduğu soruyu önce kendisinin yanıtlamasını istemek. Böylece çocuk tartışmayı ve kendi düşüncelerini oluşturmayı öğreniyor. Bu oldukça vakit alan, zor ve sabır isteyen bir şey.

Kitaplarınızı okuduğumda arabada arka koltukta oturuyordum ve okuduklarım karşısında sürekli içimden kahkaha atmak geliyordu. Annemden ve babamdan biraz çekiniyordum da. Annem neden güldüğümü sorunca, ona “Hayatımda bana sorulan en ilginç soruları okuyorum da onun için,” dedim. Ama annem de babam da kitabı okumadığı için neye güldüğümü, neden bu kadar mutlu olduğumu pek anlamadı. Ama sanırım ben uyuduktan sonra onlar da okudu. İşte bu kitapların gerçekliği bu. Bu ilk kez olmuyor, bu tarz şeylerle hep karşılaşıyorum. Çocukların bildiği ama kimsenin onlarla bunları konuşmadığı şeyler bunlar. Duygular kitabında çocukların bazen annelerine sarılmak istemediği de ortaya çıkıyor, böyle hisseden bir çocuk kendisini anlayan birini görünce seviniyor. Çocuklar bazen annelerinin onlara sarılmasını istemez ama bunu yüksek sesle söyleyemez. İşte bu kitaplarda çocukların kendi duygularını daha iyi ifade etmeleri olanağı ortaya çıkıyor.

Sizi tanıdığım için çok sevindim, yazdıklarınız için ve bize düşünmeyi öğrettiğiniz için teşekkür ederim.
Not: Asıl teşekkür Mine Olgun’a. O olmasaydı ben bu röportajı yapamazdım. Sadece Fransızca çeviri yapmakla kalmadı, sıkıştığım yerlerde bana yardım da etti.

[email protected]

Duygular Nedir?
Oscar Brenifier
Resimleyen: Serge Bloch
Çeviren: Ayşen Türkmen
Tudem Yayınları / 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz