İyi Kitap

Okuduğum en uğursuz peri masalı

Alper CANIGÜZ

Her yazarın, hatta sıkı okurun, ben yazsaydım dediği bir kitap yok mudur? İyi Kitap sordu; Gizliajans, Oğullar ve Rencide Ruhlar ile Tatlı Rüyalar kitaplarıyla okuyucunun beğenisini olduğu kadar saygısını da kazanan Alper Canıgüz, ben yazsaydım dediği kitabı anlattı…

Bu köşenin bir önceki konuğu Murat Menteş, çocukluk okurluğun altın çağı demiş ya, o kadar haklı ki… Ben de küçükken okuyup sevmediğim, etkilenmediğim bir kitap hatırlamıyorum. Belki şimdi baktığımda pek de özellikli bulmayacağım romanların, hikâyelerin bile beni çağırdığı yolculuklara o zamanlar nasıl da sevinçle ve heyecanla çıkıyordum. Charles Dickens’ı da aynı mutlulukla okuyordum, Enid Blyton’u da! Jules Verne’i, Alexandre Dumas’yı ve Muzaffer İzgü’yü de… Adalet Ağaoğlu’nun bir röportajında şöyle dediğini okumuştum: “İyi bir okur asla yalnız kalmaz.” Bu söz beni o kadar etkiledi ki. Bugün dönüp baktığımda, kitaplar olmasa hakikaten nasıl da yapayalnız bir çocukluk geçirmiş olacağımı görüyorum. Galiba en çok bu yüzden kızım Ada’nın da iyi bir okur olmasını istiyorum şimdi.

İLK KARANLIK EDEBİYAT ESERİ
Belki ilk bakışta biraz çelişkili görünecek ama beni büyüleyen o kitapların hiçbirini ben yazmış olmak istemezdim. O hikâyelerle okur olarak tanıştığım için çok mutluyum çünkü. Bir tanesinin eksikliği dahi beni eksik kılardı. Öte yandan ‘ben yazsaydım’ başlığı elbette ki, hangi kitabın yazarına karşı kıskançlık duyduğumu değil, benim için çok önem taşıyan, bir yönüyle diğerlerinin önüne koyabileceğim kitabı imliyor. Böyle baktığımda, bu hikâyenin Andersen’in Karlar Kraliçesi olduğunu söyleyebilirim sanırım. Kay ile Gerda’nın öyküsünü okuduğumda, o güne kadar epeyi de çok kitap okumuş olmama rağmen, edebiyatın yepyeni bir şekliyle tanıştığımı ayrımsamıştım. Karlar Kraliçesi hayatımda okuduğum ilk ‘karanlık edebiyat’ eseriydi. Evet, Karlar Kraliçesi bir peri masalıydı; ama okuduğum en uğursuz peri masalı. Kırık bir aşk, büyülü bir yolculuk ve buz tutmuş bir kalbin kasvetli, ürkütücü ve acı yüklü hikâyesiydi bu. Ve bir damla gözyaşının. Doğrusu masumiyetin yitirilişi ve yeniden keşfedilişi üzerine bu kadar harikulade anlatılmış bir hikâye yazabilmeyi isterdim.

Bu vesileyle, şu anda dışarıda karakış bastırmışken söz konusu masalın aynı zamanda kar ve kışı en güzel anlatan öykülerden biri olduğunu da not düşmek lazım. Karlar Kraliçesi şu günlerde, mevsim itibarıyla da yapılacak çok isabetli bir okuma tercihi gibi görünüyor. Hepinize harikulade kitaplarla dolu, büyülü bir kış diliyorum.

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz