İyi Kitap

Merak eden keşfeder!

Irmak ZİLELİ

Feridun Oral’ın Baloncu Dede ve Üç Küçük Yaramaz’ı, hayallerin de aslında gerçeklikten doğduğunu anlatarak merakın ve keşfetmenin mutluluğunu aşılarken, Taravant’ın Kanatlı Masal’ı, metafizik bir hayal dünyası sunarak miniklerin hayal dünyasının sınırlarını daraltıyor belki de.

Edison, meraktan yoksun olsaydı ampulü bulabilir miydi? Gutenberg’in matbaayı icat etmesinin ardında da her şey bir yana, merak yok mudur? Kristof Kolomb yaşadığı toprakların ötesini merak etmeseydi Amerika’yı keşfedebilir miydi? Marie Curie’nin radyoaktiviteyi keşfetmesinin ardında büyük bir öğrenme aşkı yok mu?

Hadi örneklerimizi biraz daha olağanlaştıralım, ilk insandan bugüne atılan her adımın ardında gizemi çözme, yeni olanı kurcalama, doğayı keşfedip ona hâkim olma çabasından söz edilemez mi? Bir nevi hayatta kalabilmenin sırrı da orada aslında. Çevremizde olup bitenleri öğrendikçe onlarla baş etmenin yollarını da bulabiliyoruz. Bilimsel gelişmeler insanlığın elini güçlendiriyor. Ömrünü uzatıyor. Sanattaki gelişmeler yaşamı renklendiriyor, güzelleştiriyor. Estetik, yaşamımıza nüfuz ettikçe ondan daha da tat almaya başlıyoruz. Edebiyat derinleştikçe, insana dair keşiflerimiz de gelişiyor, yenileniyor.

İNSANLIK MERAKLA İLERLİYOR
Bilimde, sanatta, edebiyatta olan biten bu gelişmelerin ardındaki şey ortak: İnsanlığın merak duygusu. O olmasa yerimizde sayacaktık belki de. Ya da her şey tesadüflere bırakılmış olacaktı. Merak eden ve bu merakın peşine düşenlerin sayesinde ilerliyor insanlık.

İşte Feridun Oral’ın yazdığı ve resimlediği Baloncu Dede ve Üç Küçük Yaramaz, bu merakı aşılıyor ve keşfetmenin mutluluğunu anlatıyor çocuklara. Sırf o merak yüzünden sürüden ayrılan bir kuzu, bir oğlak ve bir köpeğin küçük macerasını aktarıyor okurlara. Her gün balonuyla göğe yükselen sakallı dedenin balonuna gizlice giren bu üç yaramaz, kendi küçük adımlarıyla asla keşfedemeyecekleri toprakları kuşbakışı görme olanağı buluyor böylece. Bu küçük yaramazlığın ödülü büyük. Her biri akşam olup da annelerinin koynuna girdiğinde anlata anlata bitiremeyecekler yaşadıkları deneyimi. Yemyeşil otlaklar mı dersiniz, kocaman dev bulutlar mı? Canavara benzeyen kayalıklar mı, tombul gri bulutlar mı… Ertesi gün bir öncekinden mutlaka çok farklı olacak. Kuzu küçük adımlarıyla gidebildiği sınırların ötesindeki otlakları hayal edebilecek artık. Oğlak aşağıdan baktığı zaman şekillerini seçemediği tombul gri bulutların varlığından haberdar olacak. Küçük köpek ise her pamuk helva yediğinde, bulutların ona ne kadar da benzediğini düşünecek. Böylece her üçü de yeni hayallerin kapısını aralayacak, keşfetmenin keyfine vardıkları için de bundan asla vazgeçemeyecekler; ‘küçük yaramazlıklar’ yüzünden paylanmayı göze almaktan da…

Jacques Taravant’ın Kanatlı Masal’ını Baloncu Dede ve Üç Küçük Yaramaz’dan sonra okudum. Baloncu Dede ve Üç Küçük Yaramaz, hayallerin de aslında gerçeklikten doğduğunu anlatırken, Kanatlı Masal metafizik bir hayal dünyası sunuyor okura. Bu metafiziği ‘gerçeküstülük’ kavramıyla açıklamak içime sinmiyor. Masalların gerçeküstü dokusuna karşı çıkmak mümkün mü? O doku ki hayal dünyamızın sınırlarını zorlar. Ama metafizik denince, orada bir anlığına durmak gerekiyor. İşin içine, Tanrı, melek, yaradılış gibi kavramlar girdi mi hele, o zaman hayal dünyasının sınırları genişlemekten çok daralıyor.

TANRI BABA MI?
Kanatlı Masal, bohçasında her boy ve şekilde kanat taşıyan küçük bir çocuğun öyküsünü anlatıyor. Ve bu öykü, “Tanrı Baba”nın “dünyayı yeni yarattığı” zamanda geçiyor. Bu küçük çocuk “Tanrı Baba”nın unuttuğu bir işi tamamlamakla görevli hissetmiş kendini ve kanatsız kalmış kuşlara, böceklere kanat takmak için dağ bayır, dere tepe gezmekteymiş. Çocuğun kanatsızlara kanat takmak için çıktığı bu yolculuğun anlatıldığı masalın sonuna dek, pek de ilginç bir öykü çıkmıyor karşımıza.

Küçük çocuk hikâyesinin sonunda neden ve nasıl olduğu anlaşılmayacak bir biçimde, bir daha uyanmamak üzere derin bir uykuya dalıyor. Ve binlerce kuş, cebinde kalmış son iki kanadı çocuğun sırtına takıyorlar. Böylece çocuk göğe yükseliyor ve “Tanrı Baba’nın aklına melekleri de yaratmak geliyor”.

Son satırları da okuyunca, Kanatlı Masal bize ne anlatıyor, diye sordum kendime. Bir yanıt bulamadım. Demin saydığım o metafizik kavramlardan da öte pek bir şeye rastlayamadım…

Kanatlı Masal
Jacques Taravant
Resimleyen: Peter Sis
Çeviren: Tomas Terziyan
Can Çocuk / 32 sayfa

Baloncu Dede ve
Üç Küçük Yaramaz
Feridun Oral
YKY Yayınları
28 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz