İyi Kitap

Büyümenin hikâyesi

Zarife BİLİZ

Amerikalı yazar Patrick Ness’in ödüle doymayan kara ütopyası Umut Bıçağı nihayet Türkçe’de. Daha iyi bir yaşam arzusuyla başka bir gezegende kolonileşen topluluğun bu sıradışı büyüme hikâyesi, umudun umutsuzluğun içinde nasıl hayat bulduğuna dair de ilginç şeyler söylüyor.

‘Yolun sonunda umut olduğuna inanıyor musun?’ diye soruyorum. ‘Hayır,’ diye yanıtlıyor basitçe, başını çeviriyor. ‘Hayır, inanmıyorum ama yine de gidiyorum.’ Bana bakıyor. ‘Geliyor musun?’ Yanıt vermeme gerek yok. Koşmaya devam ediyoruz.

Bir kara ütopya. Dünya dışında bir gezegene daha iyi bir yaşam kurma arzusuyla gelen koloniler. Buradaki insanların –kendilerini de yanlarında götürdüklerinden olsa gerek– orayı dünyadan daha farklı, ama en az aynı kötülükte bir yer haline getirme macerası. İlerleyen sayfalarda katman katman açılan sırlar, söylenen yalanlar. İnsan niye yalan söyler? Hele bir de bunlar tarihsel gerçekler olarak yazılıp, bir topluluğun tarihini oluşturma kaygısındaysa. Yalan bizi keşfetmekten alıkoyup, olmayan bir gerçeğe inanmaya zorlarken, onun zorba ve faşizan gücünü kim inkâr edebilir?

Yaşadığı gezegeni kendi küçük topluluğundan ibaret sanan bir oğlan. Todd. 13 yaşında; erkek olmasına çok az kalmış. Bataklık kenarındaki küçük bir köyde yaşıyor. Okul yok, Todd okuma yazma bilmiyor, konuştukları dil yaşadıkları dünya gibi başka, kırık, bozuk. Yazar bu dili İngilizce’nin çeşitli lehçelerinden ve sokak dilinden derlemiş. Üstelik bir tuhaflık yapıp tüm bir romanı şimdiki zamanda yazmış. Sorulduğunda, o insanların geçmişi ve yarını yok, sadece yaşadıkları an var, bu yüzden o dili kullandım diyor. İsabetli seçim. Yazının başındaki alıntının da özetlediği gibi, umudun olmadığı bir yerde umut umutsuzluğun içinde nasıl hayat bulur? Yaşamak, sadece yaşamak, hiçliğin içinden nasıl kendinden menkûl bir anlam çıkarır?

UMUDA KESMEK
Hiç kadının olmadığı bir topluluktur bu. Kadınlar, söylendiğine göre, gezegene geldiklerinde hayvanlar dâhil herkese bulaşan konuşma virüsü nedeniyle öldüğünden, Todd hiç kadın görmeden büyür. Konuşma virüsünün yaptığı ise, kimsenin düşüncesini kendine saklayamadığı, herkesin düşündüğü şeylerin sesli olarak duyulduğu bir ortamdır. Herkesin Ses’i büyük harfle yazılır, çünkü Ses insanın ta kendisidir; gizli niyetlerle, unutulmak istenenlerle, hatırlanmaya dayanılamayan şeylerle doludur; çünkü düşünceler Ses’tir; ve onu herkes duyabilir, görebilir; kendinize saklayamadığınız şeydir o; en dışarıdaki içinizdir; sizsinizdir; en ham, olmamış halinizle ortaya dökülürsünüz. Çünkü sesi bastırabilmek erişkinlik sanatıdır; büyüdükçe gizler insan kendini; iyiler de, kötüler de, Seslerini susturabilmeyi öğrenmelidir. İyiler iyilik planlarını gizleyebilmek için, kötüler kötülük niyetlerini. Dolayısıyla böyle bir toplumda insanların düşüncelerini, yani kendilerini kontrol etmesi had safhada önem kazanır. Ayrıca erkekler ve çocuklar arasında çok sert bir hiyerarşi vardır. Birbirleriye asla konuşmazlar. Topluluğun son erkek çocuk üyesi olan Todd bu yalıtılmışlığın bitmesi için 13. yaş gününü heyecanla beklemektedir. Ama tam o sırada bataklıkta
daha önce hiç karşılaşmadığı bir şeyle karşılaşır: “Sessiz bir varlıkla”.

Daha önce hiç görmediği bir şeydir bu ve Todd’u çok korkutur. Bir kadın. Tüm kadınların yok olmadığını öğrenir Todd; bu ona hem korku hem acı verir. Aslında kadınların sessizliği tüm erkeklere ölesiye acı vermektedir. Havada sürekli seslerin uçuştuğu, gürültünün kaçınılmaz kural olduğu bir yerde, sessizlik Todd’un içini acıtır, ağlamaması gerekir, ama sessizlik (ki küçük harfle yazılır) ona ağlama hissi verir. Ses insanlık dışıdır, erkektir, kelâm olmuş düşüncedir; sessizlik ise dünyanın sınırsızlığını ve içinde kıpırdayan ama sadece hissedilen o sonsuz gizemi hatırlatan karanlıktır. Rahim gibi. Erkeğe rahmi hatırlatır. Bir kadına çaresizce
bağlı olduğu o dönemi. Sessizlik korkutur. Kadın korkutur. Kadının ne düşündüğü bilinemez. Kadın kelâm değil, hayatın ta kendisidir.

Ben kimim ki her şeyi düzeltebileyim? Dünya bir şeyi bu kadar çok isterken ben kim oluyorum da bunu değiştirebileceğimi düşünüyorum? Dünyanın sonu gelmek istiyorsa bunu değiştirebilir miyim ki?

Her şeye rağmen, yeni bir canlının rahme düştüğü o anın içindeki gizil güçte midir cevap? Dünya üzerinde tek bir kadın ile tek bir erkek kalmış olsa bile umut vardır. Bir erkek ve bir kadın dünyayı yeniden yaratabilir. Yaradılışın öyküsünü yeniden yazabilir.

Aynen Umut Bıçağı’nda olduğu gibi; birbirlerini keşfederken, Rahip Aaron’un dediği gibi ‘düşerlerken’, kanın ve öldürmenin zoraki erginlemesini yaşarlarken, ölümü ve fedakârlığı öğrenirlerken, aslında hayatın kitabı yeniden yazılır. Milyonlarca kere yeniden. Bir kez onu gördüm ya, bakmadan duramıyorum, der erkek. Belki de herkes düşmeye mahkûmdur. Bence sorun yeniden ayağa kalkıp kalkamamamız, der kadın erkeğe. Ve hayat devam eder. Gezegenin üzerinde kimse kalmamış olsa bile, yaşam bu iki bedenden yeniden üreyecektir çünkü. Zor olsa da büyüme budur.

Umut Bıçağı
Patrick Ness
Çeviren: Kerem Işık
Tudem Yayınları / 408 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz