İyi Kitap

Devlik, bir cüsse meselesi değildir!

Devlik, bir cüsse meselesi değildir!

G. Mine OLGUN

İnsanın ‘neşe dolduğu’ Nisan ayı, belki de müjdelediği yeni bir bahar ve güzel duygular nedeniyle, Atatürk tarafından da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile taçlandırılmıştır. Dünyada çocuklara adanmış olan tek bayramın coşkusunu çocuklar kadar yetişkinler de paylaşıyor her yıl. Nisan ayı hem çocukluğa, hem de Atatürk’e doğru bir yolculuk zamanı belki de… Tudem Yayınları tarafından yayımlanan iki ciltlik Çağdaş Atatürk Fotoğrafları albümleri, böylesi bir yolculuğa çıkmak için kapsamlı birer kaynak. Bu iki albümdeki fotoğraflar, Hanri Benazus’un uzun ve titiz çalışmalar sonucunda oluşturduğu, Türkiye’nin en büyük Atatürk fotoğrafları koleksiyonunda bulunan ve çoğu şimdiye kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflar arasından seçilmiş.

Atatürk’e dair birçok kaynak kitap arasında, görsel tarihe yaptığı katkıyla dikkat çeken ve Atatürk’ü bir kez de fotoğraflar aracılığıyla anlatmaya aday olan bu albümlerin asıl mimarı olan Hanri Benazus, Atatürk’ün geleceği bizzat emanet ettiği çocuklardan biri. ‘Atatürk’e rakıyı leblebisiz içiren çocuk’ olarak tanınan Hanri Benazus, 1937 yılında, henüz yedi yaşındayken Atatürk’le tanışma şansına nail olmuş ve o an yaşadığı heyecan ve coşku onda bir Atatürk tutkusuna dönüşerek tüm hayatına yön vermiş. Atatürk’ün kompartımanında, onun karşısında oturup, tabaktaki tüm leblebileri yiyip bitiren o çocuk, şu anda seksen yaşında.

On yedi yaşında başladığı Atatürk fotoğrafları koleksiyonuna neredeyse bir ömür adamış olan Benazus, ‘Atatürk’ ve ‘Atatürk’ün çağdaşlık anlayışı’ üzerine anlatımı, en güzel olabileceğini düşündüğü şekilde, fotoğraf karelerine bırakmayı tercih etmiş. Bu ay, Türkiye’nin en kapsamlı Atatürk fotoğrafları koleksiyonunun sahibi Hanri Benazus’la tanıştıracağız sizi.

Hanri Benazus kimdir, kendinizden bahseder misiniz?

Ailemin kökeni 1492 yılına dayanıyor. İzmir’e gelip yerleşmişler. Yani tamı tamına 518 yıllık İzmirli bir ailenin çocuğuyum. Yazarlığımın dışında ticaret ve sanayii ile uğraştım. Ancak 1988 tarihinden itibaren ticareti de, sanayii de bırakıp kendimi yalnız yazarlığa, konferanslara, seminerlere, Atatürk Fotoğrafları sergilerime adadım. Bu suretle hem topluma ve hem de kendime daha yararlı olmaya çalışıyorum.

Bir ömür adadığınız koleksiyonunuzla, geçmişle bugün arasında bir köprü kurmuş, görsel bir tarih anlatımına kalkışmışsınız… Fotoğraflara bakarken insan Atatürk’ü âdeta yeniden keşfediyor. Atatürk fotoğrafları toplama tutkusu içinizde nasıl filizlendi?

Koleksiyon merakım, Atatürk’e ve onun felsefesine tutku derecesinde bağlı olmamdan kaynaklanmaktadır. Aslında bu tutkuya geçiş sürecim, Atatürk’ü gördüğüm, masasında oturduğum ve masasında bulunan leblebilerini yediğim 9 Ekim 1937 tarihinde başlamıştır. Bu benim için çok büyük bir onur ve gurur kaynağıdır.

Yaşamınızda önemli bir döneme şahit olmuşsunuz… Atatürk’ü görmüş olan ve hayatta olan nadir insanlardan birisiniz. Bu anınızı sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz? Neler hissettiniz o anda ve geçen yıllar içinde bu hikâyeyi tekrar tekrar hatırladığınızda, algınızda neler değişti?

1937 yılının 9 Ekim tarihinde Atatürk, Nazilli Basma Fabrikası’nı açtıktan sonra Ege Askeri Manevralarını izlemek gayesiyle, Aydın ilinin, Söke, Ortaklar ve Çamlık Beldelerine gelmek üzere özel treni ile hareket eder. İlk durağı Ortaklar Beldesi olmuştur. O günlerde küçük bir köy olan Ortaklar’da Atatürk’ü karşılayacak bir heyet oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu heyet İstasyon Müdürü, Muhtar ve o sıralarda İncir Tarım Kooperatifi’nde yazmanlık yapan babam İshak Benazus’tan oluşmuştur. O tarihte yedi buçuk yaşında olan ben, ısrarla babamın elinden tutup tren istasyonuna, karşılamaya geldiğimde, ilk iş, babamın yanından kaçıp Atatürk’ün yanına gittim. Atatürk peronda köylüler ve karşılayıcılarla sohbet ederken, benim saçlarımı okşayıp elimden tuttu ve ardından trenine bindirdi. Trendeki kompartımanının penceresini açıp bir taraftan köylülerle sohbet edip rakı kadehini kaldırırken ben de masasının üstünde bulunan kâsedeki leblebileri yedim. Ardından gelen ikinci kâseyi de ceplerime doldurdum. Bu sebepledir ki, yıllardır hem yazılı hem de görsel basında adım ‘Atatürk’e Rakısını Leblebisiz İçiren Çocuk’a çıkmıştır. Doğaldır ki, o günden bugüne değişen tek algım; onu karşılamaya giderken üç metre boyunda, iki metre eninde bir devlet karşılaşmayı beklerken, onu herkesin arasında cüssece pek bir farklı olmayan bir insan olarak görmemin ardından, kendisi ile bir masada karşı karşıya otuz otuz
beş dakika kaldıktan ve sohbet ettikten sonra, onun gerçekten bir dev olduğunu ve devliğin bir cüsse meselesi olmadığını anlamamdır.

Bu olay sizi nasıl etkiledi?

Ben buna ‘Atatürk Tutkusu’ diyorum. Bugün seksen yaşıma rağmen o yediğim leblebilerin bedelini ödemeye çalışıyorum. Halen Türkiye içinde ve dışında sergilerimle, konferanslarımla, kitaplarımla ve her türlü etkinliklerimle, ona olan borcumun bir katresini ödemeye çalışıyorum.

Atatürk fotoğrafları toplamaya nasıl karar verdiniz? Nasıl başladınız?

İlk, daha önce pek görmediğim bir fotoğrafı 17 yaşındayken aldım. Diğerleri takip etti ve bugüne kadar geldim. Şimdi dört bin sekiz yüz fotoğrafım var.

Çağdaş Atatürk Fotoğrafları kitap projesi nasıl ortaya çıktı peki?

Bu projenin hayata geçmesinde Tudem Yayınları’nın rolü çok büyük olmuştur. Çünkü o güne kadar elimdeki fotoğrafları kimseyle paylaşmayı düşünmemiştim.

Her birinin değeri ayrıdır elbet ama sizin için en anlamlı fotoğraf veya fotoğraflar hangileri?

Anne babalar çocuklarının arasında nasıl bir ayırım yapamazlarsa, ben de bu fotoğraflar arasında hiçbir ayırım yapamam.

Fotoğrafları toplarken başınıza gelen ilginç bir olay oldu mu? Hikâyesi olan fotoğraflar var mı?

Koleksiyonumu oluştururken bir Amerikalı gazetecinin 1921 yılında Mustafa Kemal ile röportaj yaparken çektiği iki fotoğrafı almak için günübirlik Amerika’ya gitmem ve o iki fotoğrafla birlikte negatif camlarını alıp, parasını ödeyip dönmem hoş bir anımdır.

Hâlâ fotoğraf toplamaya devam ediyor musunuz?

Eğer bende olmayan (ki şu anda artık pek kaldığını sanmıyorum) olursa elde etme çabası içinde oluyorum.

Kitaplardaki fotoğraflar nasıl dizildi?

Fotoğrafların yanında veciz sözler de yer alıyor… Albümler kronolojik sıraya göre düzenlendi.

Bu fotoğraflar neyi anlatıyor?

Bu fotoğraflar, gerçek ve çağdaş yüzü ile Atatürk’ü görmemizi sağlamaktadır.

Bu röportajı Nisan sayımızda yayımlayacağız, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hakkında neler söylemek istersiniz?

Atatürk bir devletin temelinde, çocukların izlerinin bulunmasını isteyen tek lider vasıflarını sergilemiştir.

Çağdaş Atatürk Fotoğrafları Cilt 1-2
Hanri Benazus Koleksiyonu
Tudem Yayınları / 334 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz