İyi Kitap

Klasiklerin renkli, resimli resmi geçidi…

Klasiklerin renkli, resimli resmi geçidi…

Sema ASLAN

Mellich ile Barber’ın, çocuklara Klasik Batı müziği tarihini merak duygusunu körükleyerek oyun kurgusu içinde anlatan kitabı, Charlotte’nin Müzikli Maceraları tanrısal yeteneklerin biz sıradan faniler için olduğunu eğlendirerek öğretiyor…

Charlotte’nin Müzikli Maceraları, 9 yaş ve üzeri çocuklar için önerilen, Klasik Batı müziği konusunda okuruna bir çerçeve çizen ve o çerçevenin içini de katılımcı bir okur beklentisiyle dolduran bir kitap gibi görünebilir ilk anda. Ama o kadarla bitmiyor bu iş!

Çocuk yazını, son yıllarda –ne mutlu ki, aldı başını gidiyor. Bundan hem çocuklar hem de ebeveyn olsunlar olmasınlar, yetişkinler –elbette– kazançlı çıkıyor. Kitapların hemen hepsi, baskı kaliteleriyle olduğu gibi, içerikleriyle de nitelikli. Her konuda değilse bile hemen hemen her konuda, aradığınızı bulmanız mümkün; tabii ki Türkçe olarak yapılan yayıncılıktan söz ediyorum. Özellikle bazı konu başlıkları var ki, bereketliler. Müzik de onlardan biri. Hem kitap hem de bir tür CD çalar olarak alımlanabilecek yayınlara artık aşinayız. Peki, o halde neden her kitap, yepyeni bir kitapmış efekti yaratıyor bende! Konunun kendinden
menkul bereketli yapısı ve genelde çeviri olan bu kitapların, sanatı gündelik yaşamın bir parçası olarak algılayan bir dünyadan geliyor olması… (Kızımın okulundaki ebeveynlerden biliyorum; yabancı anneler babalar, meslekleri ne olursa olsun bir enstrüman çalabiliyor mesela!)

Müzik bilimi ve felsefe eğitimi alan yazar Christine Mellich ve ressam Maren Barber, Kelime Yayınları’nın Ersel Kayaoğlu çevirisiyle yayımladığı kitaplarında Ortaçağ’dan 21. yüzyıla, klasik müzik tarihinin belli başlı bestecilerini tanıtıyor.

EĞLEN VE ÖĞREN
Kitap, Türkiye’deki yayıncısının Eğlenceli Eğitim Kitapları setinden çıkmış; hakikaten eğlenceli bir eğitim kitabı bu. Daha ilk sayfalardan itibaren merak duygunuzu körükleyen, az sonra da sizi bir oyunun içine çekiveren bir yapısı var. Tam da bu yüzden yazının ilk paragrafında “o kadarla bitmiyor bu iş,” dedim. Tüm göz dolduran niteliklerine rağmen, bir özelliği daha var ki, esas altı çizilmesi gereken odur bence: Kalıcı olarak öğretmek. Gelgeç eğlenceli bir okuma değil de, katılımcı ve oyunları/bulmacalı soruları nedeniyle bir kez okunanları tekrar tekrar gözden geçirmeye yönlendiren ‘beslemeli’ bir okuma öneriyor bu kitap. Çocuklar, ezber yapmadan bir dönem ve/ veya kişi hakkında belki de kalıcı bir bilgiye sahip olabilsinler diye tasarlanmış.

Örneklerle ilerleyelim: Charlotte, kafasının üzerinde ‘ses hunileri’ olan küçük bir hanımefendi, kanatlı bir peridir. Bir gün şehirdeki kuleye kadar uçmaya ve boş
bir oda bulabilirse, orada konaklamaya karar verir. 117 basamaklı kulenin her bir katında bir bestecinin oturduğunu öğrendiğinde, kafasındaki ses hunileri titreşimler yaydı mı bilemiyoruz ama, Charlotte’nin bu maceradan epeyce hoşlandığını hemen anlıyoruz.

Çünkü her saat başı, yeni bir besteciyle tanışma şansına sahip oluyor. Besteciler, kendi sıraları geldiğinde kulenin tepesine tırmanarak, çanlar çaldıktan hemen sonra Charlotte’ye ve okura müzik yaşamları hakkında bilgi veriyorlar. Okur, önce bestecinin kısa yaşam öyküsünü öğreniyor. Bu arada bestecinin fiziksel özellikleri hakkında da fikir sahibi olabiliyor; gözlüklü, kısa boylu, heybetli ya da esmer ve zayıf gibi. Aynı anda, bir harita üzerinde bestecinin doğum yerini görebiliyor. Tüm yer adları, Türkçe okunuşları ve günümüzdeki isimleriyle birlikte belirtiliyor. İster müzikal bir terim olsun, ister gündelik yaşamdan bir kelime, 9 yaş grubu çocuklar için ‘yabancı’ olduğu varsayılan tüm terim ve kelimeler bold – italik karakterle yazılıp, her bölümün sonunda yer alan mini sözlükle açıklanıyor. Arya ya da psikoz gibi…

Her besteci, kendi yöresine ait bir ikramla başlıyor sohbete; kitabın tam da o sayfasında söz konusu tatlının/yiyeceğin ne olduğu da kısaca anlatılıyor. Böylece bir tür genel kültür bilgisi daha verilmiş oluyor; Macarlar’ın, Çekler’in ya da Almanlar’ın geleneksel lezzetleri hakkında küçük ipuçları sunuluyor. Bence, Tanrısal yeteneklerle donatılmış o büyük bestecilerin de ‘sıradan’ insanlar olduklarını anlatabilmenin en güzel yöntemlerinden biri de kullanılmış oluyor ayrıca: Özel hayatları, zaafları ve okul yaşamındaki başarısızlıkları da belirtiliyor –ki belki de en önemlisi bu. Matematik ve biyolojiden hiç hazzetmeyen ama sonunda adları ve yapıtları tarihe geçen müzisyenlerin varlığını bilmek, çocuklara cesaret verecektir. Bir adım sonrasında da, yani, besteci kendi sırasını savmak üzereyken ve Charlotte, dinlediklerinin etkisiyle bestecinin albümü kucağında hayallere dalmışken, okura bazı bulmacalar/ bilmeceler soruluyor.

Kitapta zaten verilmiş olan detaylar, birer bilmece sorusu olarak karşımıza çıktığında tek yapmamız gereken, doğru cevabı bulup yazmak oluyor; tüm sorular yanıtlandığında da çoğunlukla bestecinin çok ünlü bir yapıtının adı ya da onun yaşamına damgasını vuran başka bir eserin/kişinin/ mekânın adıyla karşılaşıyoruz. Ha unutmadan, kulenin üzerinde dalgalanan bayrakta bestecinin ünlü yapıtlarının isimleri, yine kulenin üzerindeki zaman sayacında da bestecinin hangi dönemde yaşadığı/ürettiğinin bilgisi veriliyor.

SIRADANIN SİHRİ
Metinler masalsı bir tonla ve ayrıntıya girmekten kaçınmadan yazılmış. Yer yer çocukları zorlayabilecek bazı detaylar bile var. Ama işte kitabın çizeri ve yazarı öylesine uyumlu bir çalışma çıkarmış ki, sonuçta her şey bir eğlenceye dönüşmüş. Mesela Mahler’in ‘Çalma Biçimi Tanımları’nın anlatıldığı bölümde kullanılan illüstrasyon, hem çok anlaşılır hem de gülümseten, tekrar tekrar baktıran bir niteliğe sahip –gerçi çizimlerin tamamı öyle ya… Yapıtın temposu için bestecinin belirttiği yönergelere işaret eden ‘Çalma Biçimi Tanımları,’ yazarın olduğu gibi, çizerin yorumuyla da anlatılmış. Bu çizgi yorumda hafif bir ses keman çalan bir karıncayla, kuvvetli bir ses bir filin hortumunu kaldırarak gürlemesiyle ve kuvvetliden hafifçe düşen başka bir ses de basamaktan aşağı düşen bir kediyle verilmiş. Yaratıcı, eğlenceli. Ki, Maren Barber, Berlin Filarmoni Orkestrası ve çocuklar için çizimler yapmış bir ressam.

Bütün o bestecilerin, yani, kitaptaki sırasıyla Antonin Dvorak, Gustav Mahler, Bela Bartok, Robert Schumann, Wolfgang Amadeus Mozart, Peter Illyich Tchaikowsky, Gioacchino Rossini, Johann Sebastian Bach, Johannes Brahms, Charles Ives, Ludwig van Beethoven, Pierre Boulez, Carl Maria von Weber, Walther von der Vogelweide ve Claude Debussy’nin aynı kulenin içinde, birbirleriyle selamlaşarak ve birbirlerine atıfta bulunarak yaşadığını hayal edin. Charlotte’nin Müzikli Maceraları ile bu hayali yaşamak pek bir kolay oldu benim için…

Charlotte’nin Müzikli Maceraları
Christine Mellich – Maren Barber
Çeviri: Ersel Kayaoğlu
Kelime Yayınları / 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz