İyi Kitap

Aç kollarını Helios, ikizler geliyor!

Aç kollarını Helios, ikizler geliyor!

Şebnem AKALIN

Betül Avunç’un efsanelerde ve mitolojilerde yolculuk etmeyi seven ikiz gezginleri Peri ile Ege yeni bir macerayla geri döndü. İkiz Gezginler Güneş’in Sarayında okuyucusunu, bu kez kitapların dünyasından geçerek Güneş’in büyülü krallığında olağanüstü bir yolculuğa çıkarıyor.

Arkeolog Betül Avunç küçüklere arkeoloji ve mitolojiyi sevdirmeyi amaçlayan öykülerine devam ediyor. İkiz gezginler Peri ve Ege’nin maceraları Batı Anadolu’da gezdikleri yerlerde efsanelerin izlerini aramaları ile başlamıştı. İkiz Gezginler’in Serüvenleri’nde kanatlı koçun sırtında uçarak Çanakkale’den geçen kahramanlarımızla birlikte Olympos Dağı’ndaki düğün şölenini, Kral Midas’ın her tuttuğunun neden altın olduğunu ve Lidyalılar’ın parayı nasıl icat ettiğini öğrenmiştik.

İkiz Gezginler İstanbul’da da Peri ve Ege Antikçağ’dan Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya bu kez yaşadıkları kenti gezdirmiş, deniz kızlarının büyülü şarkılarından, İstanbul Boğazı’nın sonundaki Çarpışan Kayalar’a ilginç efsaneleri yaşatmışlardı. İkiz Gezginler Troya’da kitabında ise ünlü ozan Homeros ile birlikte Troya kentinden seslenmişlerdi. Bu kez gökyüzünün en tepesine, bulutların üstündeki Güneş’in sarayına bir yolculuğa çıkıyorlar. Rehberleri de tüm masal kahramanlarının yaşlı dedesi ve binlerce yıl öncesinden ziyaretlerine gelen Dönüşümler. Güneşin yolculuğunu Dönüşümler’le birlikte buluttan bir halı üzerinde izliyorlar. Tabii ki biz de onlarla birlikte bazı doğa olaylarının nasıl oluştuğunu anlatan mitolojik öyküleri öğreniyoruz.

MİTOLOJİK MASALLAR
Mitolojiler binlerce yıl önceki insanların duygu ve düşüncelerini anlatan masallar gibidir. Olympos’ta yaşayan tanrı ve tanrıçaların yaşamları, kıskançlıkları, savaşları anlatıldığı gibi özellikle doğa olayları ve bunların gerçekleşmesinde tanrıların rolleri de nesilden nesile aktarılmıştır. Güneşin, ayın, yıldırımların, fırtına ve depremlerin nasıl oluştuğunu, ağaçların ve çiçeklerin ortaya çıkışını anlatan bu öyküler Yunan ve Romalı yazarların kitapları sayesinde günümüze kadar ulaşabilmiştir. Güneşin oğlunun öyküsünü de Romalı Ovidius’un kitabından öğreniyoruz. Babasının Güneş tanrı Helios olduğunu öğrenen Phaeton, her gün şafaktan akşama kadar gökyüzünde sürdüğü ışıklı arabasını kullanmak ister. Oğlunun bir dileğini gerçekleştireceğine söz vermiş olan Güneş, bu isteği duyunca yaptığı yanlışı anlar ve onu vazgeçirmeye çalışır. Arabasını başka tanrıların bile kullanamadığını, çok tehlikeli olduğunu söyler.

ACEMİ SÜRÜCÜ
Denizden tepelere çıkan yokuşun dikliğini, öğle vakti arabanın en yüksek seviyeye ulaştığında aşağıya bile bakamayacağını, arabanın atlarının çok hırçın olduğunu, ayrıca her an Boğa, Aslan, Akrep, Yengeç gibi korkunç yaratıkların (yani burçların) ona saldırmak için fırsat kolladıklarını anlatır ama oğlunu isteğinden caydıramaz. Sürücülerinin acemi biri olduğunu anlayan atlar kontrolden çıkınca yeryüzüne o kadar çok yaklaşırlar ki arabanın sıcaklığından tepeler, vadiler tutuşur, ırmaklar buhar olur. Tanrılar tanrısı Zeus işin çığırından çıktığını anlayınca yıldırımını fırlatıp Güneş’in oğlunu arabadan düşürür. Suya düşen
Phaeton’u Su perileri bulur ve gömerler.

Betül Avunç burada çocuklara yönelik bir müdahalede bulunarak perilerin şifalı otlarla onu iyileştirdiklerini söylüyor. Zaten öykünün içine günümüz çocuklarına yönelik olarak serpiştirilen hoş eklemeler dikkat çekmekte. Kız kardeşlerinin, yolculuğa çıkmadan önce güneş ışınlarından korumak için kardeşlerine güneş yağı sürmeleri gibi. Hikâyenin sonunda işte bu iki kız kardeşi ile Phaeton kavak ağacına dönüşüyor.

Kitapta ayrıca minik yıldızlarla süslü kadife pelerini ile gökyüzünü önce laciverde, sonra siyaha boyayan Gece kraliçesi, başında güllerden yapılmış tacı ile pembe bir ışık yayarak gökyüzünü gün doğumuna hazırlayan Şafak ile de tanışıyoruz. Kahramanlarımız Peri ve Ege, Helios’un sarayına ulaştıklarında onu başındaki
güneş ışınlarından büyük tacı ile Amerika’daki Özgürlük Anıtı’na benzetiyorlar. Dönüşümler onlara Rodos Adası’nda bulunan ve antik dünyanın yedi harikasından biri olan deniz fenerini anlatıyor. Gemiler Güneş Tanrısı biçimindeki bu devasa heykelin bacaklarının arasında geçerek limana girer, elinde yanan meşale uzaktaki denizcilere yol gösterirmiş.

KAPAK YANILTIYOR
Serdal Arslan’ın resimleri bu hayali kahramanların algılanmasını kolaylaştırıyor. Ama kitabın kapağında Nemrut Dağı’ndaki Apollon heykelinin betimlenmiş
olması ilk anda beni yanıltı. Kitabı elime aldığımda Nemrut’la ilgili bir öykü okuyacağımı sanmamın ötesinde; Apollon ışık, güneş tanrısı olarak tanınırken, Helios doğal bir güç, yani güneşin kendisi olduğu için farklı bir tanrıdır. Ancak kapağın yarattığı şaşkınlık bir yana, Avunç’un okuyucularının hayal kırıklığına uğramayacaklarından eminim.

İkiz Gezginler Güneş’in Sarayında
Betül Avunç
Resimleyen: Serdal Arslan
İş Kültür Yayınları
85 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz