İyi Kitap

“Zeki Müren de bizi görebiliyormuş”

“Zeki Müren de bizi görebiliyormuş”

Elif TÜRKÖLMEZ

Sadece çocuk edebiyatını değil, hayatı da çok iyi bilen İtalyan yazar Gianni Rodari’nin, Gökyüzünden Gelen Pasta, Televizyona Düşen Çocuk Gip ve Marko ile Mirko’nun Serüvenleri adlı kitapları Sedat Girgin’in nefis çizimleriyle eşsiz serüvenlere kapı aralıyor.

Faşizmin her türlüsüne ve her sonucuna hem üzülür hem öfkelenirim, ama en büyük üzüntüm ve öfkem, faşizmin entelektüellere yaptığı zulümdür. Çünkü o, sıradan hayatları değiştirdiği kadar entelektüel hayatları da mahvetmiştir. En güzel düşünen zihinler onun yüzünden yok olmuştur. Walter Benjamin onun yüzünden intihar etmiş, Adorno onun yüzünden memleketini terk etmiştir ve daha niceleri onun yüzünden en verimli çağında yok olmuştur.

İşte şimdi bahsedeceğim güzel insan, kalemi ballı, üslubu şeker, öyküleri berrak yazar Gianni Rodari de faşizmden nasibini almış, ama ona rağmen bugün yeryüzünde okunabilecek en güzel çocuk kitaplarına hayat vermiş bir entelektüeldir.

ÇOCUK ÖYKÜLERİNİN BABASI
İtalya’nın yetiştirdiği en iyi çocuk kitapları yazarı olarak tanınan 1920 doğumlu Rodari, daha on yaşındayken şiirler yazmaya başlamış bir dâhi çocuk. 1980 yılında kaybettiğimiz yazar, aynı zamanda ömrü boyunca müzikle de uğraşmış, ‘müziksiz bir hayat hatadır’ı şiar edinmiş. Aslında amacı müzisyen olmakmış. Bu amacına yaklaşıp yirmi yaşında müzik öğretmeni olmuş. İkinci Dünya Savaşı patlayınca, ülkesinde gerçekleşen faşist düzene karşı girişilen harekete katılmış. Bu hareketin başına çorap örme ihtimaline aldırmadan, “işim olmaz, tuzum kuru” demeden, sıranın kendisine gelmesini beklemeden faşizmle mücadele etmiş. Uzun süre gazetecilikle uğraşan yazar, bir çocuk gazetesinin de yöneticiliğini yapmış. 1947’de nihai amacını keşfedip, kendisine dünyaca ün kazandıran alana geçmiş ve çocuklar için yazmaya başlamış. Hayatının ikinci dönemi böylece başlamış.

Yıllarca sadece çocuklar için düşünüp yazmış. Sonunda da, dünyanın en iyi çocuk kitapları yazarlarına verilen büyük ödülü, Hans Christian Andersen Ödülü’nü 1970 yılında almış. Yapıtlarında çağdaş konuları, peri masallarının diliyle işleyen Rodari çocuk zihinlere hayal kurdurmayı öğretmiş, her alanda bilgi sahibi, ufku geniş, gönlü geniş bir yazardı. Rodari her zaman asıl amacının, yazdığı kitaplarla, çocuklardaki yaratıcılığı, hayal gücünü harekete geçirmek olduğunu söylemiş.
1951 yılında yazdığı, büyülü bir sebze-meyve krallığında geçen olayları anlattığı Soğan Oğlan ile ünü dünyanın dört bir yanına yayılan yazarın yeni öğretim metodları, psikoloji ve eğitim konusunda gösterdiği kişisel çalışmalar onun başarısının diğer bir anahtarıdır.

Onun yazdıklarında, 1950 ve 60’lı yılların İtalyası ve dünyanın genel durumu hakkında ilginç detaylar gizlidir. Nükleer savaşın eşiğindeki korku dolu bir dünyaya
gülümseyerek bakmanın yolunu bulan sanatçılardandı. Kuzey İtalya’da, Omegna’da bir fırıncının oğlu olarak dünyaya gelen yazar, basit yaşamayı tercih etmiş, son nefesine kadar mütevazı bir hayat sürmüş.

Can Çocuk’tan çıkan Makro ile Mirko’nun Serüvenleri, Televizyona Düşen Çocuk Gip ve Gökyüzünden Gelen Pasta adlı kitapları elimde şimdi. Yayınevinden daha önce çıkan Soğan Oğlan zaten okunmuş, başucu kitabı yapılmıştı. Şimdi sıra bu heyecanlı ve lezzetli kitaplarda.

PASTADAN BULUTLAR
Gökyüzünden Gelen Pasta, en hülyalı çocukların bile hayal gücünü zorlayacak bir öykü. Gökyüzünü kaplayan devasa karanlığın ne olduğunu anlamaya çalışan Trullo Mahallesi sakinleri çok geçmeden spekülasyonlarında yanıldıklarını, bunun bir uçak değil, bir kuş değil, pasta şeklinde bir uzay gemisi olduğunu anlayacak ve şaşkınlıktan küçük dillerini yutacaklardır. Onlar küçük dillerini yutadursun, kahramanlarımız Paolo ve kardeşi Rita’nın tek derdi bu uçan daire pastayı yutmaktır. Eh, düşünsenize mahallenizin üzerini kocaman bir pasta kaplıyorken onu yemeden durmak mümkün mü? Tabii ki değil! Paolo ve Rita da öyle düşünüyor ve bu uçan daire pastayla yakından ilgilenmeye başlıyor. Uçan dairenin içine girmeye çalışan iki kardeşi bekleyen türlü macera Rodari’nin üslubuyla
tadından yenmiyor. Pastanın değil, pastaya giden yolun lezzeti baş döndürüyor.

Kitapta altını çizdiğim bir sürü cümle oldu, bir tanesi de şu: “Mahallenin en hırsız köpeği bir polise ait. Sonra da İtalya’da düzen bozuk diye yakınıyorlar.” İşte Rodari’nin, öykünün aralarına gizlenmiş böyle güzel sistem eleştirileri de var. Sözünü söylemekten ne olursa olsun kaçınmıyor.

Televizyona Düşen Çocuk Gip bir nevi Alice Harikalar Diyarı’nda. Ancak bu sefer kahramanımızın adı Giampiero Binda, Harikalar Diyarı’ysa televizyon! Milano’da sıradan bir hayatı olan, yani başına gelecekler konusunda daha önce hiçbir işaret sezmeyen sekiz yaşındaki Giampiero televizyon izlemeye bayılan bir çocuktur. Her çocuk gibi sevdiği programları izlemekten hiç bıkmaz, televizyon ekranına adeta yapışır. Bir gün yine yeşil koltuğunda oturmuş, en sevdiği dizilerden birini beklerken, bacaklarında içten gelen bir kaşıntı hisseder. Birden televizyonun içine doğru çekildiğini fark eder ancak buna karşı koyamaz. Önce havalanır, sonra televizyonun içine girer yavaş yavaş, şaşkın şaşkın. Bundan sonra başına gelenlerse hem komik, hem eğlenceli hem de düşündürücü. Kitabın sonunda verilen hayat dersi de harika. Ben nacizane şöyle de düşündüm, madem televizyonun içine ‘bir şekilde de olsa’ girilebiliyormuş, demek ki bütün o çocukluk hayallerimiz gerçekmiş ve Vizontele filmindeki ünlü replik gibi, “Zeki Müren de bizi görebiliyormuş.”

Çocuk edebiyatına kazandırılan en önemli iki kahraman Marko ile Mirko. Kendileri gibi isimleri de gönül çeliyor. Bizim için bir nevi süper kahraman olan bu oğlanların da, her süper kahraman gibi yanlarından ayırmadıkları bir ‘aksesuarları’ var: bumerangçekiç! Marko ile Mirko bu bumerangçekiçlerle kötü adamlara meydan okuyor, bebekleri eğlendiriyor ve hatta balık bile avlıyor. İkizlerine, çekiç kullanmamaları yönünde türlü uyarıyı yapan anneleri bile bizim kafadarlarla başa çıkamıyor. Neyse ki bu sevimli, gözlüklü, akıllı ikizlerin çekiçleri sadece iyilik için çalışıyor.

Sadece dünyanın en iyi çocuk kitapları yazarı değil, aynı zamanda dünyanın en iyi yazarlarından olan Rodari’yi çocuklar da büyükler de okusun. Gökyüzünü kocaman pastalar kaplasın, birdenbire televizyonun içine dalalım ve sonra da Marko ile Mirko da bizi kurtarsın. Her yer Rodari’nin öykülerinde yazdığı gibi olsun. Faşizm uzak dursun.

Gökyüzünden Gelen Pasta
Gianni Rodari
Resimleyen: Sedat Girgin
Çeviren: Eren Cendey
Can Çocuk / 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz