İyi Kitap

Çocuk şiirleri kimler için yazılıyor?

Çocuk şiirleri kimler için yazılıyor?

Sema ASLAN

Melisa Gürpınar’ın Gel Dünyayı Seyredelim, Betül Tarıman’ın Elma Dersem Çık ve Çetin Öner’in Dünyanın Bütün Kedileri adlı çocuk şiirleri kitapları, özgür ve sosyal bilince sahip bireylerin yetişebilmesi için çocuklara şiir aracılığıyla seslenmenin önemine değiniyor.

Çocukluğumda masal, hikâye ve hatta romanlar –kimi sadeleştirilmiş romanlar okuduğumu hatırlıyorum. Hatta ergenlikle birlikte daha evvel okuduğum ‘sadeleştirilmiş’ romanların ‘asıl’larını okuduğumu ya da gerilim romanlarına merak sardığımı da biliyorum. Gizli gizli, geceleri uykusuz kalma pahasına okuduğum gerilim serileri vardı ders kitaplarımın arasında. Az sonra da çeşitli açılardan politik diyebileceğimiz romanlar girmişti devreye… Belki onu takiben, ‘toplumsal gerçekçi’ diyebileceğimiz şiir kitapları… Ama oraya gelene dek, çocukluğumda bir şiir kitabı okuduğumu hiç mi hiç hatırlamıyorum.

YAŞAMI AKTARAN ŞİİRLER
Çocukken şiir okumamış varlığım, istatistikî olarak bir değere tekabül eder mi? Muhtemelen eder çünkü benim gibi, arkadaşlarımın da şiir okuduğunu hatırlamıyorum; edebiyat ve yayıncılıkla bir parça daha yakından ilgilenmeye başladığımda da, hep, “Şiir neden az okunuyor?” sorusunun sorulduğunu da biliyorum… Elbette içine doğduğum ortamın ve dönemin olumsuz etkileri de söz konusu edilebilir fakat biliyorum ki, bir biçimde şiir, geç fark ettiğimiz bir edebî tür oldu.

O halde –istatistiklerle ilgili bir takım varsayılardan yola çıkarak, merak ediyorum; çocuk şiirleri, kimler için yazılır? Çocuklar için mi, eğitimciler için mi, yoksa ebeveynler için mi?

Galiba en önce eğitimciler ve ebeveynler için. Şiirle içine girilebilecek dünyayı, bir çocuğun tek başına keşfetmesini bekleyecek olursanız, sanırım ilk birkaç yılı kaçırmış olursunuz. Yetişkinler bile şiiri, diğer edebî türlerden daha az okur, göründüğüne göre…

Melisa Gürpınar, Betül Tarıman ve Çetin Önder’in Can Çocuk’tan çıkan kitaplarını okumaya başladığımda bütün bunlar geçti aklımdan. Sahici bir merakla sordum çocuk şiirlerinin kimler için yazıldığı sorusunu. Esasında keşke şairler yanıtlayabilseydi bu soruyu; çocuk okurlarını hayal ederler mi yazarken ya da yetişkinlere mesajlar mı vermek isterler? vb.

Önce Melisa Gürpınar’ın Gel Dünyayı Seyredelim kitabından söz edelim; beni kışkırtan ilk kitap o oldu çünkü. Adından menkul, dünya üzerinde gördüğümüz, hissettiğimiz, duyduğumuz, tattığımız ne varsa, onları anlatmak istemiş Gürpınar (resimleyen: Ender Dandul). Ve çoğu kez de kendi anılarını, çocukluğunu referansla kurmuş şiirlerini. Tam da bu yüzden hem çok naif ve azıcık da hüzünlü, ama hem de katmerlenmiş lezzetiyle yepyeni bir keşif sürecine davet ediyor kitap, okurunu. Mesela “Palto” isimli şiir, çok gerçek, bu ülkede yaşayan birçok insanın çocukluğuna dokunabilecek bir şiir:

“Palton yoksa, / Dua et de / Hiç kar yağmasın. // Palton varsa, / Daha çok dua et ki / Hiçbir çocuk / Karakışta / Paltosuz kalmasın.” İşte bu şiir bence bizim için yazılmış; kendi çocukluğumuzu anımsayalım diye. Çocuğumuzun çocuğu, bizimkinden daha şanslı bir çocukluk geçirebiliyor –görünürde. Sonra bir “Tabakta Kalan Yemek” şiiri var ki, sofrada okunması çok işe yarayabilir: “Yemek yerken nazlanıp / Tabakta bıraktığın / Bir parça yemek bile, / Bir insan gibi / Düşünüp duruyorsa, / Sofrada, / Sor bakalım ona / ‘Derdin nedir’ diye. // Duydun değil mi, / Sana gücendiğini. / Tam da o gece / Aç yatan bir çocuğun evine / Uçup gitmek istediğini / Ağlaya ağlaya / Söyleyince.”

Melisa Gürpınar’ın, nesneler, hayvanlar, durumlar ve ilişkiler üzerine yazdığı şiirlerin tamamında bir oyun tadı var. Biliyorum, bu, çocukları çok mutlu eden tat. Akşamları uyumadan evvel alışkanlık olmuş, Pertev Naili Boratav’ın “Zaman Zaman İçinde” isimli kitabından tekerlemeler okuyoruz 3 yaşındaki kızımıza. Bir kısmını ezbere söylüyor tekerlemelerin, bir kısmında da sesleri yakaladığı için son kelimenin son bir ya da iki hecesine eşlik ediyor. O eşsesli kelimelerin art arda dizilişleri kadar, anlatılan hikâye de keyifli bir oyuna dönüştürüyor tekerleme okumayı. İşte çocuk şiirlerinde de durum böyle; tabağındaki yemeği nasıl bitirdiğini fark etmeyebilir bile bir çocuk, başında böyle heyecanlı bir hikâye okunurken.

Betül Tarıman’ın Elma Dersem Çık isimli şiir kitabı, zaten daha en baştan bir oyuna çağırıyor okurunu. Kapağında elma kurtlarının zevkten mayışmış görüntüleriyle kırmızı bir elmanın olduğu kitap, içerideki renkli resimlerle birlikte çok oyunlu, çok baştan çıkarıcı (resimleyen: Claude Leon). 2005 Necatigil Şiir Ödülü’nün sahibi Betül Tarıman, “Biliyorum, içimdeki çocuk bin yaşına gelse de hiç büyümeyecek,” diyor. Benim açımdan kitabın can alıcı yeri, hemen hemen ortası! Kitap, iki bölümden oluşuyor: “Anne Tut Beni” ve “Hayal Bilgisi”.

Şu hayat bilgisi derslerini küçük bir kelime oyunuyla ‘hayal’ bilgisine çevirince Tarıman, kitabı ortasından okumaya başladım. Yok, öyle pembe hayaller yok o bölümde. Çok büyümüş, çok farkında, çok vicdanlı, çok cesur bir çocuk var. Yaşlıları, çarpık kentleşmeyi, hastalıkları, açlığı, şiddeti ve aklınıza gelebilecek türlü acıyı bilen ama yine de büyümek isteyen, yine de talip olan bir çocuk. Neye talip? Dünyayı değiştirmeye.

Tarıman bir şiirinde çocuk kahramanına, “Koruma derneği başkanları / Çocuklar olsun. / Acıtmasın sokaklar bizi / Çatık kaşlı amcalar.” dedirtiyor. Son derece katılımcı ve demokratik çocukları var Tarıman’ın. Doğadan, eşitlikten ve mutlu bir hayattan yana çıkan, talepkâr çocuklar: “Öğretmenim / Ders programlarını öğrenciler yapsın!” Tıpkı bir çocuk gibi işte Betül Tarıman’ın şiirleri; lafı dolandırmadan, tam da içinden geçeni söylüyor. Afrika’nın, Filistin’in, Dağlarca’nın,
Sait Faik’in farkında bir çocuk…

Son olarak, “Uçurtma Uçurmak İstiyorum”, bugünün çocuklarına bile sirayet etmiş maddi rekabeti alaşağı ettiği için çok sevilesi bir şiir bence: “Eliflerin bilgisayarı yeniymiş, / Tüm gece oyun oynamışlar. / Burak’ın oyuncak treni de kırmızı, / Peşinden koşturmuş tüm gece / Elinde tuttuğu metal şeyin. // Kezban’ın hiç oyuncağı yok, / Ben de istemem. / Merak etmek hakkımdır. / Gökyüzünde uçurtma uçurmak istiyorum, / Bilgisayar çağında. / Tombul bir martıyla / Dost olup, / Maveraünnehir nereye akar, / Onu öğreneceğim.”

ÇOCUK DÜŞLERİ
Çetin Öner, Dünyanın Bütün Kedileri’ne sesleniyor. İlk baskısını 2005’te yapmış olan kitap, içindeki kedi resimleriyle de sadece okunası değil, aynı zamanda bakılası bir kitap (resimleyen: Mustafa Delioğlu). Aslında bu kitapların her birini ayrı bir yazıyla ele almak gerekirdi; üçünü bir yazıda toplamak, epey zor. Çetin Öner’in kitabını, bahar da geldi, çıkıp balkonunuzda okuyun… Yani, ilk kez çocuğunuzla birlikte değil de, önce siz okuyun. Okumaya doyamayacaksınız.

Öner, çok sevdiği dişi kedisi Maviş’in nasıl anne olduğunu, kendisinin nasıl dede olduğunu hikâye ediyor, üç uzun şiirle: “Maviş”, “Maviş’in Gözleri” ve “Toraman Tora”. Bir gece doğum sancısıyla kıvranırken Maviş, dedeye haber gider; doğum yapıp ‘kurtulması’ beklenen anneden gelen her haber dedeyi heyecandan heyecana sürükler. Sonunda mutlu haber gelir ve dede, sabahı zor ettikten sonra Ankara’dan Antalya’ya yola çıkar:

“Kargalar uyanmadan, / Güneş daha doğmadan, / erkenden düştük yola. / Aylardan ya temmuz, ya ağustos. / ‘Yer Demir Gök Bakır’ / Sıcaktan eriyor doğa, / eriyor bozkır. / Trafik yoğun mu, yoğun: / Otomobil, traktör, otobüs, kamyon… / Ankara, Polatlı, Sivrihisar… derken, / üç durup, bir giderken. / Göründü Afyon.” (Dedenin Teksas sarısı vosvosuyla yaptığı Ankara– Antalya yolculuğunun tamamını alıntılamak mümkün değil, o nedenle okumanızı öneririm.) Neyse, nihayet Maviş ve yavrularıyla kucaklaşınca dede, ikinci bölüm başlar; Maviş’in zorlu anneliği. Ne şefkatli bir şiir: “Maviş, onları emzirmekten, / zayıfladı, süzüldü, kurudu… / O’nu yavrularından ayırıp / ayrı bir odaya aldık. / Uyudu, uyudu, uyudu…”

Kitap, Maviş’in en toraman yavrusu, Tora’nın öyküsüyle son buluyor. Çetin Öner bu bölümde beş kardeşi, ilişkilerini, didişmelerini, bir yün yumağının etrafında kopartılan kavgayı, onların sağlık sorunlarını ve sonraki yaşamlarını, gittikleri yolları, kaderlerini anlatıyor. Çok sevgiyle, çok gerçekçi, çok heyecanlı ve çok hayatın içinden bir dille.

Şimdi tekrar sormak zamanı: Acaba çocuk şiirleri, kimler için yazılıyor?

Gel Dünyayı Seyredelim
Melisa Gürpınar
Resimleyen: Ender Daldul
Can Çocuk / 104 sayfa / 8-10 yaş
Elma Dersem Çık
Betül Tarıman
Can Çocuk / 64 sayfa / 8-11 yaş
Dünyanın Bütün Kedileri
Çetin Öner
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Can Çocuk / 68 sayfa / 8-10 yaş

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz