İyi Kitap

Derin mavi şehr-i şehir

İnci ÖZGÜR

Çocuk yazarımız İnci Özgür bu ay, Mina Tansel’in İstanbul’la Saklambaç adlı kitabı ile Arslan Sayman’ın Engin Mavi adlı kitabına yer veriyor. Ayrıca, Sait Faik’in ölüm yıldönümü vesilesiyle hatırladığımız Bir Sonbahar Akşamı adlı kitabı ile tüm öykü kitaplarına selam da gönderiyor!

Mayıs benim en sevdiğim ay. Anneme hep keşke benim adım ‘Mayıs’ olsaydı diyorum. Bana bir kedi alsaydı onun adını ‘Mayıs’ koyardım en azından. Neyse… Kedim yok, ben baharda açan çiçeklere bakıp iç çekip uzaklara dalıyorum. Annem sıkça halimi sorup sonra da babama giderek, “Bu kıza bir haller oluyor, bak hep içini çekip duruyor,” diyor. Bana bir haller olduğu doğru ama kaygılanacak pek bir şey yok.

Sait Faik Abasıyanık’ın ölüm yıldönümü nedeniyle okulumuzda bir etkinlik yapıldı. Ben bugüne kadar Sait Faik’in adını hep duymuştum ama hakkında pek de bir şey bilmiyordum. Öğretmenimiz bize İpekli Mendil adlı bir öyküsünü okudu. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Sevdiği kıza ipekli mendil götürmek için fabrikaya girip mendili çalan ve pencereden atlayıp kaçmak isterken düşüp ölen delikanlının hikâyesi günlerdir içimi parçalıyor. Hele öykünün sonu: “Ölmek üzereydi. Sımsıkı kapalı yumruğunu kapıcı açtı. Bu avucun içinden bir ipekli mendil su gibi fışkırdı. Ya… İyi, halis ipekli mendiller hep böyledir. Avucunun içinde
istediğin kadar sıkar, buruşturursun: sonra avuç açıldı mı, insanın elinden su gibi fışkırır.”

KÖŞE BUCAK İSTANBUL
Eve gelip anneme bu öykünün beni çok etkilediğini söyledim. O da bana Sait Faik’in ne kadar önemli bir öykücü olduğunu anlattı ve Doğan Kardeş Kitapları’ndan çıkan bir kitap aldı: Bir Sonbahar Akşamı. (Bu diziden çıkan başka kitaplar da varmış.) İpekli Mendil bu seçkide yok ama olsun. Buradaki öyküleri de çok seveceğimi sanıyorum.

Bir karar verdim. Her hafta Sait Faik’in bir öyküsünü okuyacağım… Konuklarımız geldiğinde İstanbul hakkında yazılmış kitaplardan söz etmiştim ya. Sanırım 2010 yılı boyunca bu tür kitaplarla çok sık karşılaşacağım.

Kitapçıya gittiğimde İstanbul’la Saklambaç adlı bir kitap hayli ilgimi çekti. Ali, Emre ve Burcu’nun İstanbul’un bilinmeyen yerlerine yaptıkları yolculuk Aliler’in evinin bodrumunda bir lahit bulunmasıyla başlar. Ancak çok şaşırtıcı bir şey daha olur; İstanbul onlarla konuşarak bu yolculuğa eşlik eder. Üstelik kitabın sonunda bir de harita var. Bu haritayla üç arkadaşın nereye gittiğini takip etmek mümkün.

Sanırım çok heyecanla okuyacağım bu kitabı.

Mavi benim en sevdiğim renk. Niye acaba? Gökyüzüne ve denize bakmayı çok sevdiğim için mi, yoksa tam tersi mi? Denizi ve gökyüzünü çok sevdiğim için mi? Sanırım çok önemli değil. Mavi çok derin bir renk. Sanki içinde kaybolacakmışsın gibi. Sanırım çevremdeki insanlar da benim bu rengi çok sevdiğimi biliyorlar.
Geçtiğimiz günlerde doğum günümde, birçok mavi hediyem oldu. Hepsini çok sevdim ama Engin Mavi’nin yeri başka. Kim mi Engin Mavi? Belki doğrusu, ne bu demek. Kendisi anlatsın size: “Adıma bakarak benim kocaman, yelkenli ve açık sularda yüzen bir tekne olduğumu sanmayın… Adımın tam tersine sürekli sığ sularda yüzen mini minicik bir kayığım ben.”

KADIKÖY’DEKİ KAYIK
Olağanüstü güzel resimleri var. O kadar mavi, o kadar derin ve o kadar etkileyici ki. Hem bu romanın içinde Sait Faik de var. Engin Mavi Kadıköy’de Kurbağalıdere’de yaşayan küçük bir kayık. Bir yandan engin denizleri merak ediyor, bir yandan da arkadaşlarından ayrılmak istemiyor. Ama en sonunda bağlı olduğu yerden koparak yola düşüyor. Onun açık denizdeki maceralarına kimler eşlik etmiyor ki; Gülen Sumru, Bata Çıka, Haritacı Martı, Deniz Feneri ve fener bekçisinin kızı.

Kitabın sonunda bir de sözlük var; “Engin Mavi Sözlüğü.” Baş güverte, borda, çıpa, ıskarmoz, pruva, süvari, yakamoz gibi sözcüklerin anlamlarını yazmış yazar. Ayrıca kitapta geçen özel isimleri de açıklamış. Ve en önemlisi benim bugünlerde çok sevdiğim yazar Sait Faik için çok güzel şeyler yazmış: “…en güzel öyküleri çocuklar, çocuksu dünyalar üzerine olanlardır.” dedikten sonra bazı öyküler önermiş: Semaver, Son Kuşlar, Yandan Çarklı, Hişt Hişt, Dülger Balığının Ölümü.

Sanırım Engin Mavi’yi sadece maviden dolayı sevmediğimi anladınız.

Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitaplardan biri. Engin Mavi’yi okuyunca eşyalarımız acaba gerçekten düşünüyor ve konuşuyor mu diye sorup durdum kendi kendime. Bizi duyuyorlarsa, söylediklerimizi anlıyorlarsa, eskidikleri için onları atacağımızı anlıyorlarsa ne kötü. Ya canları yanıyorsa… Onları taşırken bazen ne kadar dikkatsiz oluyoruz ya da üstlerine bir şey koyarken…

Ama güzel bir yanı da olabilir bu durumun. Kitaplarım onları ne kadar sevdiğimi biliyorlarsa şu hayatta benden mutlu kim olabilir ki…

Mayıs’la başlamıştım yazıma… Annem birkaç yıl sonra okuyabileceğim bir kitap önerdi: Benim Adım Mayıs.

Büyüyünce bir kayığım olursa adını ‘Mavi Mayıs’ koyacağım. Kayığımın içine uzanıp Sait Faik öyküleri okuyacağım.

Arslan Sayman
Engin Mavi
Resimleyen: Buket Gencer
Tudem Yayınları / 104 sayfa

Mina Tansel
İstanbul’la Saklambaç
Resimleyen: Sedat Girgin
Can Yayınları / 204 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz