İyi Kitap

Yanardağ patlıyorsa, ihmal etmeyin, şehri terk edin!

Yanardağ patlıyorsa, ihmal etmeyin, şehri terk edin!

Şiirsel TAŞ

Volkanik patlamalar, kasırgalar, seller, depremler ve kuraklıklar yaşamı bir anda felce uğratacak ölçüde etkili doğal afetler. Doğal afetlerle nasıl yaşayacağımızı öğrenmek ve onlardan korunmak için öncelikle onları tanımlamamız gerek!

Eyjafjallajokull, 187 yıl sonra uykusundan uyanarak, adının tınısına yaraşır bir heybetle toz ve kül püskürttü Nisan ayında. İzlanda’daki yanardağdan püsküren kül bulutu troposferi aşıp stratosferde yükseldi. Patlamanın etkisiyle buzulun önemli bir bölümü eridi. İzlanda’daki yanardağın günlerce süren volkanik aktivitesi, en fazla uçak seferlerinin iptal edilmesiyle gündeme geldi. Sonuçta, volkanik kül bulutu sayesinde Kuzey Avrupa’da hava trafiği felç oldu. Binlerce insan havalimanlarında mahsur kaldı. Kül bulutu geldi gelecek, indi inecek derken Dünya Sağlık Örgütü “gökten kül yağarsa, evden dışarı çıkmayın” uyarısında
bulundu.

Biz de, Eyjafjallajokull püskürürken çocuklara yanardağları anlatan kitaplara göz attık.

Tudem Yayınları’nın İçyüzü dizisinden yayımlanan Depremler ve Yanardağlar adlı kitap, iki önemli doğal afet türünün nasıl geliştiği konusunda bilgi veren, içerik ve görsel sunum açısından iyi bir kaynak. Üzerinde yaşayan insanoğluna hareketsiz ve dingin gelen gezegenin aslında hiç de öyle olmadığını, tektonik çarpışmaların ve sıcak noktaların nasıl ortaya çıktığını anlatarak başlayan kitabın sonraki bölümlerinde yanardağın anatomisi inceleniyor; yerkürenin tarihindeki büyük volkanik patlamalara örnekler veriliyor.

İZLANDA’DAN SONRA
İzlanda’daki yanardağ püskürmesinde çıkan kül bulutu “Neyi, nasıl etkiledi?” diye düşünürken, 73.500 yıl kadar önce Sumatra’da püsküren Toba Yanardağı’nın bize ettiklerini okuyunca, silkinip kendimize geliyoruz. Dünya’da hüküm süren, kendini pek de güçlü sanan bir tür olarak, her türlü doğal felaketi yerkürenin doğrudan bize yönelttiği tehdit olarak algılamaya eğilimliyizdir ya… Kendini biçimlendiren, sürekli devinen bir kürenin üzerinde yaşıyor olduğumuz gerçeğinin
arada bir kafamıza kakılması gerekiyor.

Toba püskürmesi için şunları yazıyor kitap: “Stratosfere giren volkanik küller ve sülfürdioksit gazları yerküreyi kaplayan ince bir tabaka oluşturarak Güneş’in, Dünya’yı ısıtan ışınlarını kısmen engelledi. Bu, uzun, volkanik bir kışa sebep oldu.” Havalimanında mahsur kalmakla karşılaştırılamayacak bir durum elbet. 1883 yılında yaşanan Krakatau patlaması, insanoğlunun bugüne kadar gördüğü en büyük volkanik patlama.

Seslerin 4500 km. öteden bile duyulabildiği patlama sonucunda okyanusa doğru gelişen piroklastik akıntı sonucu oluşan tsunami, binlerce insanın ölümüne yol açmış. Munch’ün Çığlık adlı tablosu vardır ya. İşte, Krakatau ile ilgili sayfanın altındaki dipnot da, kitabın kendisi kadar ilginç: “Atmosferin üst katmanlarına kadar yükselen volkanik parçacıklar püskürme sonrasında aylar boyunca canlı gün batımı manzaraları oluşturdular. Norveçli Edvard Munch’ün bu ünlü tablosunda, Dünya’nın öteki tarafında, Oslo’dan görülen manzarayı betimlediği düşünülmektedir.”

Tudem Yayınları’nın Mercek Altında dizisinden yayımlanan Doğal Afetler ise, adından da anlaşılacağı gibi doğa karşısında aciz kalışımızı daha etraflıca ele alan bir kaynak. Kitap, “Huzursuz Dünya” başlıklı ilk bölümün ardından “Yanardağlar”; “Fırtına, Sel ve Kar”; “Kuraklık, Yangın ve Hastalık” konulu üç ana bölümle devam ediyor. Ama konu yanardağlar olduğuna göre, o bölüme odaklanalım: “Yanardağla eşanlamlı olan ‘volkan’ sözcüğü Antik Roma tanrısı Vulkan’dan gelir (eskiden insanlar yanardağların içinde kızgın tanrıların yaşadığına inanırlardı). Bir yanardağın gölgesinde yaşamak son derece tehlikeli olabilir. Ancak çoğu insan bunu yapar, çünkü volkanik topraklar oldukça bereketlidir.”

İzlanda’daki volkanik aktiviteyi Eyjafjallajokull ile hatırladık ama İzlanda, daha önceleri çok daha büyük boyutlu volkanik patlamaların yaşandığı bir coğrafya. Sözgelimi, okyanus zeminindeki bir volkanik patlama sonucunda oluşan Surtsey Adası 1963 yılında bir gün içinde denizin içinden çıkıp, yerkürenin irili ufaklı kara parçalarına katılmış.

Türkiye’deki yanardağlar hakkında bilgi veren kaynak yok mu diye düşünürken, kitaptaki bölümün sonunda “Okumak Yetmez!” başlıklı kutucukla karşılaşıyoruz. Üç öneri var bu kutucukta: “Nemrut Dağı’nı görün ve eğer koşullar izin veriyorsa tepesindeki krater gölüne tırmanın. Van’ın güneydoğusunda yer alan, Türkiye’nin en aktif yanardağlarından Tendürek Dağı’nı ziyaret edin. Yumuşak yanardağ kayaçlarından oluşan peribacalarını ziyaret edin.”

NASIL HAYATTA KALINIR?
Literatür Yayınları’nın Beyin Fırtınası dizisinden yayımlanan Nasıl Hayatta Kalırsınız? adlı kitap, pek alışkın olmadığımız, buna karşılık üzerinde çok sayıda yabancı kaynağa ulaşabileceğimiz bir konuya, doğada hayatta kalma konusuna el atıyor. Kitapta, çocukların ilgisini çekme ihtimali çok yüksek olan üç konu, yaşanmış olaylardan örnekler verilerek ele alınmış: “Yabancı Türle Yakın Temas” (hayır, kastedilen uzaylılar değil, yabanıl hayvanlar), “Şiddetli Güçler” (işte bu bölümün konusu yanardağlar) ve “Uzayda Kaybolmak”. Sözün özü, kitabın amacı, doğada hayatta kalmayla ilgili kayda değer teknik bilgi vermek olmasa da, en azından konuya dikkat çekiyor.

Üstelik yanardağlarla ilgili bölümde konuya, 1902’de Pelée Yanardağı’nın patlaması sonucunda ölen 30.000’e yakın insanın, aslında siyasi bir karara kurban gittiği anlatılarak giriş yapılıyor: “Tarih Nisan 1902’ydi. Martinik Adası’ndaki St. Pierre şehrinde gökyüzü külle kaplıydı. Hava kükürt kokuyordu. Yılanlar ve örümcekler Pelée Dağı’nı terk ederek şehri sardılar. Ancak hükümet, 10 Mayıs için planlanan seçimler sona erene kadar şehri tahliye etmek istemedi. Hatta şehri terk eden insanları durdurmak için askeri birlikler yolladılar.”

Sonuç: Pelée Dağı’nın zirvesi seçimleri beklemez, iki gün önce patlar. Bir gün içinde elli insan ve iki yüz hayvan Pelée Dağı’ndan kaçan yılanların sokması sonucu
ölür, ama hepsi bu kadarla kalmaz elbette. Yanan gaz ve toz bulutu dağın eteklerine saatte 161 km. hızla akıp kenti yerle bir eder. Bu felaketten sadece iki kişi sağ çıkar. Bu kişilerden biri, felaket sırasında, hapishanede yeraltındaki bir hücrede olan Auguste Cyparis’tir. Cyparis, adını değiştirir ve yaşamının geri kalanını bir sirk aktörü olarak dünyayı dolaşmakla geçirir.

Kitabın, volkanik patlama tehlikesi karşısında hayatta kalmak için yapılması gerekenlere dair verdiği ipucu gayet basit: ‘ihmal etmeyin; şehri terk edin.’

Nasıl Hayatta Kalırsınız?
Ian Rohr
Çeviren: Murat Padar
Literatür Yayınları / 32 sayfa

Depremler ve Yanardağlar
Ken Rubin
Çeviren: Levent Türer
Tudem Yayınları / 64 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz