İyi Kitap

En temel içgüdü: hayatta kalma arzusu

En temel içgüdü: hayatta kalma arzusu

Onat BAHADIR

Vahşi bir ormanda yanınızda hiçbir şey olmadan kaç gün dayanabilirdiniz? Ormanın kendi kurallarını mı öğrenmeyi seçerdiniz yoksa teslim olmayı mı? Denemeden öğrenmek için Gary Paulsen’ın heyecanlı macerası Nehir’e bir göz atın ve yaratacağı keyifli ürpertiyi paylaşın!

Temel içgüdülerimizin belki de en güçlüsüdür hayatta kalmak, yaşamımızı
korumak… Hayati bir tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça içimizde nerede
ve hangi hacimde bulunduğunu pek bilemeyebiliriz. Canımızı fena yakacak
bir kaza yahut kendimizi aniden önünde bulduğumuz, hızla bize yaklaşan
bir araca vereceğimiz tepki, yaşama sandığımızdan daha bağlı olduğumuzu
gösterebilir. Elbette herkes farklı hız ve yetkinlikte tepki verir tehlikelere
karşı.

İşte bu nokta, bazılarımızın hayatta kalma içgüdüsünün biraz daha kendiliğinden tezahür ettiği, dolayısıyla güçlü olduğu olgusuna taşıyor bizi.

Gençlik kitapları yazarı Gary Paulsen’in Ormanda Tek Başına adlı romanında yarattığı Brian Robeson, bu türden bir karakter. Yazar onu, önce kontrolden çıkmış küçük bir uçağın pilot kabininde, sonra uçağın zorunlu iniş yaptığı Kanada’nın kuzeyindeki bir ormanın tam ortasında tek başına bırakıyor. On üç yaşındaki küçük Brian önce uçağı bir göle indirmenin, sonra koca bir ormanda tek başına hayatta kalabilmenin yollarını hızla öğreniyor.

Bunlar elbette herkesin altından kolaylıkla kalkabileceği sorunlar değil, ama Brian’ı bir romanın kahramanı yapan şey de, hayatta kalma içgüdüsünün bir hayli güçlü olması. Üstündeki giysilerden ve annesinin ona hediye ettiği küçük bir baltadan başka bir şeyi olmaksızın vahşi hayvanlarla aynı ormanda yaşayabilmek ve yiyecek bulmak zorunda! Bunları yapıp eve dönmeyi başardığında ise bir kahramana dönüşüyor Brian Robeson.

NE DİLEDİĞİNE DİKKAT ET
İlk günler büyük bir ilgiyle herkes hikâyesini dinlemek, onu görmek istiyor.
Zamanla bu ilgi azalıyor; annesi ve Brian evlerinde daha sakin günler
geçirmeye başlıyorlar. Ta ki bir gün evin verandasına koyu takım elbiseli
üç adam dikilene kadar. Bu nokta öykünün ikinci kısmının; yazarın ikinci
romanı Nehir’in başladığı yer oluyor.

Neredeyse on iki yıl boyunca vahşi hayatın içinde yaşamış ve Brian’ın başına gelenlerin çoğunu bizzat gözlemiş olan Paulsen, takım elbiseli üç adama, doğru duyduğunuza emin olmakta zorlanabileceğiniz şu sözleri söyletiyor: “Hükümetin hayatta kalma kurslarından birinde çalışıyoruz. (….) Özetle, aynı şeyi yeniden yapmanızı istiyoruz.”

Brian “Şaka yapıyorsunuz herhalde?” diyerek tepki verse de adamlar ciddi! Bu kez kontrollü bir biçimde her şeyi yeniden yapmasını istiyorlar. Ona, “Bize öğretmenizi istiyoruz. Kitaplardan, broşürlerden, eğitim filmlerinden öğrenmek yerine sizin bize gerçekte nasıl bir şey olduğunu öğretmenizi istiyoruz. Böylece biz de diğerlerine doğrusunu öğretebiliriz,” diyorlar. Brian bir süre sonra ikna oluyor ve psikolog Derek Holtzer’le hemen hemen aynı koşullarla, hatta Brian’ın ısrarı sayesinde biraz daha zor koşullar altında ormana gidiyorlar.

Küçük bir iki aksaklıktan sonra barınak ve yiyecek sorununu çözüyor Brian. Derek sürekli onu gözlemliyor ve sık sık sorular sorarak yanında getirdiği deftere Brian’ın verdiği yanıtları karalıyor. Brian gösterdiği başarıya karşın pek tatmin olmuş görünmüyor. Her şeyin daha en baştan planlanmış olması, acil bir durum karşısında telsizle yardım isteyebilecek olmaları, onu yaptığı şeyin gerçekliği konusunda kuşkuya düşürüyor ve sık sık nasıl daha gerçek bir tecrübe yaşayabileceklerini düşünüyor.

Şiddetli bir yağmurun yağdığı ve tepelerinde şimşeklerin çaktığı bir gece Brian aradığı gerçek koşullara kavuşuyor. Tabii tekrar tekrar bunu istemiş olmasından pişman olarak. Derek telsiz yüzünden şimşeği kendine çekiyor ve yaşanan kazada komaya giriyor çünkü.

Brian tüm çabalarına rağmen Derek’in kendine gelmediğini görünce paniğe kapılmanın eşiğinde ve başı ellerinin arasında ne yapması gerektiğini düşünmeye başlıyor. Kahramanımız kitaba da adını veren nehri işte böyle fark ediyor. Derek’in hayatını kurtarmanın tek yolunun bir sal yaparak nehrin ulaştığı ilk yerleşim yerine varmak olduğuna karar veriyor…

Akıcı dili ve gerçek olaylara dayanan kurgusuyla Nehir, çocukların ellerinden bırakamayacakları bir roman.

Nehir
Gary Paulsen
Çeviren: Füsun Önen
Çitlembik Yayınları / 152 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz