İyi Kitap

Benlik ormanında üç dilek tut!

Benlik ormanında üç dilek tut!

Irmak ZİLELİ

L. Frank Baum’un klasikleşmiş masalı Oz Büyücüsü, renkli resimli bir baskısıyla tekrar raflarda. Dorothy, Teneke Adam ve Aslan’ın macera dolu yolculuğu, çocuklara sadece inanmaya ihtiyaçları olduğunu, ihtiyaç duydukları meziyetlerin zaten kendi içlerinde saklı olduğunu anlatıyor.

Alaaddin’in sihirli lambası, Külkedisi’nin iyilik perisi ya da Oz Büyücüsü…
Bir gün karşınıza çıkıp, “Dile benden ne dilersen…” diye sorsa, önce şöyle bir kendinize bakıp neyin eksik olduğunu ölçüp biçmez misiniz? Güzellik? Zenginlik? Aşk? Sevgi? Dostluk? Bunlardan biri ya da hepsi sizde olsa, mutluluğun sihirli anahtarını elinize aldığınızı düşüneceksiniz belki de, kim bilir… Peki, ama bu saydıklarımız yeter mi bizi “tam” bir mutluluğa ulaştırmaya. Diyelim ki güzelsiniz, zenginsiniz, âşıksınız, seviliyorsunuz ve dostlarınız var, ama düşünecek bir beyniniz yok. Tüm sahip olduklarınızın ne manaya geldiğini bilebilir misiniz o zaman?

Ya da kalbiniz yok, aşkı gerçek anlamda yaşayabilecek, sevginin kıymetini
bilecek, dostlarınız için varınızı yoğunuzu ortaya koyacak… Hadi bundan da geçtim, cesaretiniz yoksa eğer, hayatın karşınıza çıkaracağı en küçük zorlukta pes etmeyeceğiniz ne malum? İşte Oz Büyücüsü masalının kahramanları beyin, kalp ve cesaret olmadan bir arpa boyu yol gidilemeyeceklerinin farkında. O yüzden de, Zümrütkent denilen o esrarengiz kentin hükümdarı Oz Büyücüsü’nden ne isteyeceklerini iyi biliyorlar.

Korkuluk, kendince tespit ediyor eksiğini, “Bir beynim olsa neler yapardım
neler,” diye geçiriyor içinden. Teneke Adam, soğuk tenini ısıtabilecek ve dostlar edinmesini sağlayacak şeyin bir kalp olduğuna inanmış. Aslan ise, “Ormanlar kralı” olarak tanınmakla işin bitmeyeceğini görmüş, bu unvanı hak etmenin cesaret sahibi olmaktan geçeceğini biliyor. Ama üçünün de bilmediği bir şey var, tüm bu özelliklerin onlarda zaten var olduğu… Nasıl mı? Anlatayım…

Oz Büyücüsü masalının asıl kahramanı Dorothy isminde bir küçük kız. Em Teyzesi ve Henry Amcası’yla basit ama huzurlu bir yaşam süren Dorothy arada bir başka diyarlara gitmenin hayalini kursa bile halinden pek şikâyetçi sayılmaz. Küçük köpeği Toto da yanındaysa eğer hiç sayılmaz… Ama masal bu ya, Dorothy’nin kaderi bir fırtınayla altüst oluyor. Hortumun biri bizimkini ve köpeğini kaptığı gibi çok uzak bir diyara fırlatıverir.

CESARET İÇİMİZDE
İşte masal da aslında o zaman başlıyor. Dorothy eve dönmek için Zümrütkent’teki Oz Büyücüsü’nün yanına ulaşması ve dileğini bildirmesi gerektiğini öğrenince düşüyor yola…

Demin sözünü ettiğimiz Korkuluk, Teneke Adam ve Aslan bu yolculukta karşısına çıkıyor… Dorothy’nin dileğini ileteceği bir merci bulduğunu öğrenen Korkuluk, ben de geleyim belki senin büyücü bana da bir beyin verir, diyerek takılıyor peşine küçük kızın. Teneke Adam ise bir kalp sahibi olma isteğinin heyecanıyla ayaklarını kıçına vura vura koşturuyor peşlerinden.

Ormanlar kralı Aslan’a ne demeli? O da şu cesaret denen şeyi ona bahşedecek olağanüstü bir gücün çıkagelmesini beklemiyor muydu zaten… İşte böylece başlıyor macera dolu yolculuk. Bin bir sınavla dolu bu yolculukta, kimin beyni var, kimin yüreği kocaman, kim cesaretle öne atılmaya hazır, çıkacak ortaya… Ah bunu bir de kendileri görebilseler… Tüm masalı ayrıntısıyla anlatıp tadınızı kaçırmayalım. Ama sonunda Oz Büyücüsü’nün tonton bir amca olduğunu öğrenince en az benim kadar şaşıracağınıza eminim.

Üstelik büyü denen şeyin de, beyine benzeyen cevizi Korkuluk’un saman dolu kafasına yerleştirmekten, kalp şeklinde ve içine saat yerleştirilmiş, ‘tik tak tik tak’ diye ses çıkaran bir yastığı Teneke Adam’ın sol yanına koymaktan, cesaret şurubu denen ama aslında elma suyundan başka bir şey olmayan içeceği Aslan’ın yudumlamasını sağlamaktan ibaret olduğunu görünce daha da şaşıracaksınız.

Bizim saftirikler, “inanmaya” gönüllü olduklarından, kendilerinde zaten var olan tüm bu özellikleri Oz Büyücüsü sayesinde kazandıklarını sanıyorlar ya, içim ona yanıyor. Hoş Oz Büyücüsü’nün yaptığında da bir kötülük yok, onlar bir şeye inanmak istediler, tonton amcamız da istediklerini verdi onlara. Kendilerinde olanın farkına varmalarını sağlasaydı daha iyi olmaz mıydı, olurdu elbette ama ne yapalım bu da bir masal nihayetinde…

Ah, tabii ya… Siz Dorothy’ye ne oldu diye soruyorsunuz şimdi, onu da kendiniz okuyup öğrenin canım. Henüz keşfedemediğiniz ve kendinizde eksik sandığınız özellikler neler…

Oz Büyücüsü
L. Frank Baum
Uyarlayan: Muzaffer Samur
Resimleyen: Necdet Yılmaz
Kelime Yayınları / 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz