İyi Kitap

Mavi kurdun peşinde ormanda bir gece!

Yeliz KIZILARSLAN

Dergimiz yazarlarından Şiirsel Taş’ın kaleme aldığı, Özlem Keleş’in enfes resimleriyle hayat verdiği “Kim Korkar Mavi Kurt’tan?” adlı kitap, 5-8 yaş arası çocukların uykudan önce ellerinden düşüremeyecekleri çağdaş bir masal.

“Yatağı rengârenk yapraktan, yorganı bin yamalı rüyadan. Yanıtını kimsenin bilmediği, bilenin unuttuğu bu bilmeceyi bilen, ninniyi duyup uyusun; bilmeyen, Ninni Ninesi’yle beraber cevabı aramayı gitsin! Söyleyin bakalım, Kim Korkar Mavi Kurt’tan?” Yazarımız, çocuk ve gençlik edebiyatının başarılı kalemi Şiirsel Taş’ın son kitabı Kim Korkar Mavi Kurt’tan?, Tudem Yayınları’nca yayımlandı.

‘Uyumak İstemeyen Çocuklar Şehri’nde yaşayan Ninni Ninesi, her gece gökyüzünden ninniler söyleyerek çocukları uyutan kukuletalı tonton bir teyzedir. Evinde asla saat kullanmaz, “şehir meydanındaki Büyük Saat herkese yetecek kadar gevezelik ediyor zaten” der, ve çocukların uyku saatinin geldiğini, “akşam dallara tüneyip, başını kanadının altına alan kuşları görünce” anlar. Bir gece uykusu kaçınca, çocuklara ninni söylemek yerine, yirmi yılda bir sorduğu bir bilmeceyi sorar ve çocuklarla birlikte, bilmecedeki gizemli Mavi Kurt’u aramaya başlar.

Uykularından feragat etmek zorunda kalan çocuklar, Ninni Ninesi’nin uydurduğu ‘perşertesi günü’ sayesinde ertesi gün okula gitmek zorunda kalmadıkları için, gönül rahatlığıyla karanlık ormanı geçip korkutucu Mavi Kurt’u aramaya başlarlar. Sapsarı, kıpkızıl, turuncu ve kahverengi yaprakların arasından çıkan masmavi, şirin mi şirin yavru bir kurt; onları çocukluk korkularından arındırıp cesaret köprüsünden geçirir. “Bir rüya, bin ninni, bin bir bilmece…” ve işte karşınızda; Özlem Keleş’in birbirinden güzel renkli resimleriyle hazırlanan, Şiirsel Taş’ın lacivert hayal gücüyle çocuklara macera dolu bir serüvenin kapısını aralayan Kim Korkar Mavi Kurt’tan? Bu kitap, çocuk okurlara rüyanın, düşlerin ve büyüme yolunda atılacak ilk cesur adımın yolunu gösteriyor. Kitabın yazarı ve çizeriyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Kurt takıntınız” nereden geliyor?
Ş.T.: “Kurt takıntım var” derken, takıntı sözünü olumsuz anlamda kullanmıyorum. Çocuk öykülerinde kurt motifini kullanmayı seviyorum. Daha doğrusu, kurt motifi ister istemez beliriveriyor öyküde. Takıntı birkaç kaynaktan besleniyor sanırım. Öncelikle, klasik anlatılarda karşımıza çıkan kurt karakterinin çocuklar için ürkütücü, sindirici bir kişilik olmasına karşı bir isyan galiba bu takıntı. Öte yandan kedileri çok sevmekle birlikte, köpeklere karşı zaafım var ve onların evrimsel geçmişindeki uzantısı da kurtlar. Geçmişte adaya sürüp birbirlerini yemesine seyirci kaldığımız, göz kırpmadan itlaf ettiğimiz bir türün, insanlar için değil de, sadece kendisi için var olduğu, henüz evcilleşmemiş olduğu o uzak dönemlerine gönderme yapmak hoşuma gidiyor. Çocuk ruhunun da sadece kendine ait, kendine özgü böyle bir tarafı var; onu da zaman içinde “evcilleştiriyoruz.”

Kurt mu, tilki mi Mavi Kurt, zira çizimlerde tilkiye benziyor?
Ş.T.: Mavi Kurt’un görsel olarak kurda, tilkiye ya da başka bir hayvana benzemesinin bence hiç önemi yok. Aslında simgeselliği açısından tercihim herhangi bir hayvana benzetilmemesi. Kitabı gören erişkinlerin bu kurt mu yoksa tilki mi ikilemini yaşadığını gördükçe kıs kıs gülüyorum. Kitapla ilgili alacağım geri dönüşler içinde önemli bir konu haline geldi bu. Çocukların bu soruya kafayı ne kadar takacağını ve yorumlarında erişkinlerden ne ölçüde farklı düşüneceklerini çok merak ediyorum doğrusu. Çocuklarla erişkinlerin gözüne, aklına takılan ayrıntılar örtüşmeyebiliyor. Özlem Keleş’in çizdiği Mavi Kurt eskizleri içinde, kitapta gördüğünüz Mavi Kurt’u seçen iki kişi vardı: Biri Özlem, diğeriyse sekiz yaşındaki kızım. Benim seçimim reddedildi. Gayet demokratik bir anlayışla çalıştık anlayacağınız ve sonuçtan çok memnunum.

Mavi Kurt, çok sevimli, masmavi bir tilki olarak resmedilmiş. Sizce tilki mi bu kurt?
Ö.K.: Bir sayfada, çocuklardan biri mavi kurdun nasıl olabileceğini düşünürken gördüğümüz kurt, hepimizin ilk aklına gelen kurt resmiydi muhtemelen. Kafamızdaki kurt imajını kullanmaktansa, vahşi olmayan, daha sempatik yavru bir kurt çizdim.

Çocuklar için çizmek ayrı bir pratik değil mi? Yetişkinlerinkinden nasıl ayrışıyor çocuk görselliği? Çizerini nasıl etkiliyor?
Ö.K.: Çocuklar için çizmek çok keyifli ve farklı bir uğraş. Çocukların hayal gücü çok yüksek, henüz yetişkinler gibi öğrenilmiş düşünce kalıpları yok. Çocuklarda yetişkinlerdeki doğru-yanlış, iyi-kötü vs. gibi karşılaştırmalar, tanım kaygıları, sınıflandırmalar yok. Bu da çizere daha özgür, sınırsız bir çalışma alanı sunuyor.

Nasıl bir kurt bu Mavi Kurt? Kötü değil, ama çok masum bir kurt da değil. Çocukları ürkütüyor en başında…
Ş.T.: Mavi Kurt, bilinmezliğiyle ürkütüyor çocukları öykünün başında. Başka bir deyişle çocukları varlığıyla değil, onunla daha önce hiç karşılaşmamış oldukları için yokluğuyla korkutuyor. Çocuklar Mavi Kurt’la
karşılaştıkları anda, bilinmezlik, dolayısıyla da korku siliniyor. Ancak Mavi Kurt’un erişkinlere bakan yüzü bambaşka. Günlük yaşama dair kaygıların, endişelerin yansıması Mavi Kurt. Ertesi gün geç kalmak, işe güce yetişememek gibi… Mavi Kurt’u tek başına iyi ya da kötü diye nitelendirmek doğru olmaz. Ormandaki varlığının nedeni kimseyi korkutmak değil. Kırmızı Başlıklı Kız’ı yemeye hazırlanan sinsi kurt gibi pusuya yatmıyor, kandırmıyor; kendi halinde yaşamını sürdürüyor. Fark, Mavi Kurt’a olan bakış açılarında: Çocuklar Mavi Kurt’u kucaklayıp onunla söyleşirken, erişkinler ondan ürküyor, çekiniyor.

Çocukların uyuması için söylemesi gereken ninniyi unutan Ninni Ninesi ise biraz yaşlı büyükannelerimizi hatırlatıyor değil mi?
Ş.T.: Ninni Ninesi, söylemesi gereken ninniyi unutmuyor aslında. Bir yönüyle, klasik büyükanne tiplemesinden hayli farklı Ninni Ninesi.

Ponponlu cadı şapkası ve terlikleriyle ailemizden biri gibi. Peki, sizce bir uyku perisi figürü değil mi Ninni Ninesi?
Ö.K.: Ninni Ninesi ayağında terliğiyle en ev halinde bir nine. Başındaki kukuleta ile birazdan yatağa girip uykuya dalacak gibi. Uyumak istemeyen
çocuklara da böyle bir nine figürü gerekiyordu sanki.

Çocuklar uyumadığında, Ninni Ninesi’nin sorduğu bilmeceden Mavi Kurt çıkagelip onları uyutuyor sanki… Zaten bilmecenin kendisi Mavi Kurt!
Ş.T.: O gece uykusu kaçıyor ve ninni söylememeyi bilinçli olarak tercih ediyor. Biraz muzip, hınzır, çocuksu bir tavrı var. Yaşıyla belki erişkinlere daha yakın ama yüreği çocuk. Söylenecek ninni kalmamasına gelince… Söylenecek ninni her zaman var ama asıl sorun, galiba ninni söyleyenlerin soyunun tükenmeye yüz tutması. Mavi Kurt’un işlevi, çocukları uyutmak değil. Mavi Kurt’un kesin sınırlarla tanımlanabilir herhangi bir görevi yok bu öyküde. Keyifli bir keşif öyküsü gibi görüyorum ben bu kitabı. Çocukların, büyüklerin yaşadığı korkuları keşfetmesinin öyküsü. Anne babanız, kendileri karanlıktan korkmadıkları için, sizin karanlık korkunuzu anlamamakta direniyorlar mı? Hiç dert etmeyin. Onların da, itiraf etmeseler -ya da itiraf etmekten korksalar bile, korktuğu pek çok şey var.

Düşsel rüyalar âlemini simgeliyor değil mi Mavi Kurt? Korkudan uyuyamayan çocuklar, karanlık bir uyku ormanından rengârenk yapraklara çıkıyorlar. Bu yaprakların arasından ise Mavi Kurt çıkıyor bir kurtarıcı gibi. Başlangıçta ürkütücü olan, düşsel ve masalsı bir figüre dönüşüyor.
Ş.T.: Bir kez daha aynı şeyi söyleyeyim, bunu söylemek hoşuma gidiyor çünkü. Okur neyi simgelediğini düşünüyorsa, onu simgeliyor olsun Mavi Kurt. Bu simge, olasılıkla okurun yaşına göre de değişecektir. Hatta çok küçük bir çocuk için hiçbir simgesel tarafı olmayacaktır. Ama yazarı
için, çocuklukta var olmayan, büyümenin getirdiği, günlük yaşama dair sıkıntıları, endişeleri, korkuları simgeliyor Mavi Kurt. Çocukların pek çok korkusu erişkinlere nasıl anlaşılmaz ve saçma geliyorsa, ki öyle gelmemesi gerek aslında, erişkin yaşamına dair bazı korkular da, emin olun çocuklar için son derece anlaşılmaz ve boş. Ertesi sabah erken kalkamasanız ölmezsiniz ya!

Görseller de ayrıca çok başarılı ve çarpıcı. Parçalı renklerin alacalı ve pastel tonlarını, rüya atmosferi yaratmak için mi tercih ettiniz?
Ö.K.: Pastel tonların yoğunluğu, doku, ton farklılıkları ve çizgilerle, dolu dolu resimler yapmaya çalıştım. Rüya atmosferi yaratmaktan çok, yapmak istediğim; bir kerede okunup biten bir kitap değil de, sıkılmadan tekrar resimlerine bakılabilecek bir kitap resimlemekti.

Resimlerde kolaj tekniği kullanarak büyük bir çeşitlilik yakalamışsınız. Gerçeklik hissi yaratması için mi fotoğraf üstüne renklendirme yaptınız?
Ö.K.: Evet gerçekten kolajın doku ve yüzey farklılığı büyük bir zenginlik, bunu kullanmayı seviyorum. Fotoğraflara müdahalede bulunarak, gerçeklikten hayal dünyasına geçiş yapmaya çalıştım.

Her çocuğun çocukluğunda, evrensel ve kişisel anlamda bir Mavi Kurt var mıdır? Yetişkinlik yolunda atılacak en büyük adımın geceleri korkmamanın ve uyumanın olduğu düşünülürse, sembolik hayal kahramanlarının önemi de artıyor değil mi?
Ş.T.: Yetişkinlik yolunda atılacak en büyük adım gece ve karanlık korkusunu yenmek mi, bilmiyorum. Sonuçta, geceler çocuklar için olduğu kadar, ana babalar için de korkutucu. Çocuklar uyumaktan korkarken, ana babalar çocuklarının uyumamasından korkuyor. Ve evet, haklısınız, yetişkin korkularının simgesi olarak baktığımızda Mavi Kurt başlı başına evrensel bir kimliğe dönüşüyor.

“Kar Benek Kara Benek” adlı kitabınızda hayvan haklarına ve dünyamıza dair çevreci bir masal anlatıyorsunuz çocuklara. Bugünkü küresel dünya koşullarında çevre bilincine daha çok ihtiyaçları var değil mi çocukların?
Ş.T.: “Kar Benek Kara Benek”te hayvan hakları ve çevrecilikle ilgili mesaj vermek gibi bir kaygım hiç olmadı. Zaten metni yazarken mesajlar üzerinde çalışmıyorum. Çocuğun da okurken, yazarın ne söylemeye çalıştığı noktasından yola çıkması doğru bir yöntem gibi gelmiyor bana. Çocuğun, öykünün kendisine ne anlattığını ifade edebilmesi daha önemli bence. Yazar ne demek istemişse istemiş. “Sen ne söylemek istersin bu öyküyle ilgili?” sorusunu sormak daha önemli. Öteki türlü yaklaştığımızda analitik olmaktan uzaklaşıyoruz aslında, çünkü çocuk çoktan seçmeli bir soruyu çözermiş gibi, olası bir yığın yanıt içinde tek bir yanıt arar hale geliyor. Oysa
aynı metnin erişkin için olduğu kadar çocuk okur için de farklı okumaları vardır. Sözgelimi, “Kar Benek Kara Benek” yazarı için bir barış türküsüdür, ama bir okur bu öyküyü çevreci bakış açısıyla algılıyorsa, benim anlatmak istediğim bu değildi demek hem abes kaçar, hem de okumanın keyfini kaçırır. En iyisi, bırakalım da çocuklar olabildiğince çok ve farklı düşünceler üretsinler okuduklarından yola çıkarak. Biz de onlarla karşılıklı oturup tartışabilelim, yazdıklarımızla beslemeyi hedeflediğimiz beyinlerden yazar olarak beslenebilmek için.

Çocuk masallarıyla devam etmeyi mi düşünüyorsunuz?
Ş.T.: Çocuklar için yazmaya devam edeceğim. Bunların içinde masalların da olacağını umuyorum. Ama sadece masallar olmayacak. Hem aklımda daha fazlası var hem de çocukların masallardan fazlasına ihtiyacı var.

Şiirsel Taş
Kim Korkar Mavi Kurttan?
Resimleyen: Özlem Keleş
Tudem Yayınları / 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz