İyi Kitap

Yoksul Londra’nın yoksun çocukları…

Serda SEMERCİ

İngiltere’de sınıfsal ve ekonomik ayrımın çığır açtığı Viktorya döneminde başkent Londra, karnını doyurmak için para çalan çocuk çetelerinden geçilmiyordu. Bowering Sivers, Muhteşem Düzenbazlar’da bu çocukların yaşadığı dramı, keyif ve hüznü buluşturan bir dille anlatıyor.

Pek çok edebiyat eleştirmeni, edebiyatta, Charles Dickens’ın 19. yüzyıl Viktorya dönemi Londrası tasvirinden daha iyi bir dönem-şehir-durum tasviri olmadığını söyler. Bir romanında, ‘Sise boğulmuş İngiltere’ şeklinde betimlediği Londra’nın ıslak ve kasvetli köprülerinin altında yaşayanlar, her
zaman Dickens kitaplarının baş kahramanları olmuştur.

Özellikle savaş sonrası dönemin ekonomik ve kültürel sefaletinin yükünü sırtlanmış kadınlar ve çocuklar yasadışı yöntemlerle hayatta kalma mücadelesi verirken, Dickens’ın usta kalemi bir taraftan da onları suça azmettiren sistemin gözü dönmüşlüğünü ve katlini anlatarak, satır altından okuyucuya asıl suçlunun ‘iktidar’ olduğunu gösterir.

OLİWER TWİST PARODİSİ
İşte bunu anlattığı en efsane kitaplarından biridir Oliver Twist. Yetimhanede büyüyen, fakir ve haksız yere hırsızlıkla suçlanan Oliver’ın, ailesini bulmak için Londra sokaklarında geçirdiği günleri, tehlikelerle burun buruna yaşam mücadelesi verdiği karanlık ve soğuk geceleri anlatan bu roman, günümüzde pek çok uyarlamalarıyla bir sinema ve edebiyat klasiği.

Yeni nesil İngiliz çocuk edebiyatı yazarlarından Bowering Sivers, gerçek adıyla Brenda Bowering’in son kitabı Muhteşem Düzenbazlar da, konusu ve diliyle tam bir Oliver Twist paradosi olarak anılıyor. Parodi denilmesinin nedeniyse, Sivers’ın hikâyesinin; Dickens’ın ağdalı ve hüzünlü dilinin
aksine, espiriler ve mizahla yoğrulmuş olmasından kaynaklanıyor.

Sivers, Londra’nın en fakir ve pejmürde mahallelerinden birinde, çoğu yetim ve terk edilmiş olan; açlık sınırındaki fakirlikle mücadele eden insanlarla büyüyen bir grup çocuğu anlatıyor.

Bu çocuklar, Billy, Ned ve Jem; birbirlerine kardeş gibi sıkı sıkı tutunmuş ve aç kalmamak için yankesicilik yapan, en büyükleri 11 yaşında olan, ufak çaplı bir çetenin üyeleridir. Çetenin amacı eve ekmek getirmektir ve bu yolda her şey mübahtır. Daha bu yaşta, yaşadıkları şehirdeki insanlarla kendileri arasındaki büyük uçurum dikkatlerini çektiğinden, zenginden alıp fakire vermek, hırsızlık gibi âdi bir suç da değildir onların nazarında.

Kendilerine ‘küçük halk fedaileri’ diyen üçlünün en ufak boyu Billy’nin,
annesi de babası da yoktur. Babaannesiyle yaşayan Billy işe çıktığı (!) bir gün ortadan kaybolur ve herkes onun, o sıralarda şehirde korku fırtınası estiren teröristlerce bir militan olarak yetiştirilmek üzere kaçırıldığını düşünür. Halbuki Billy, kendileri gibi yankesicilik yapan yetişkin bir sokak çetesinin eline düşmüştür. Bu çetenin elebaşı, Billy’nin iş üstündeki yeteneğini fark edince giderek düşen hasılatlarını toparlaması için Billy’yi kaçırır ve ondan kendileri için çalışmasını ister. İşte Billy’nin Londra sokaklarındaki, yer yer güldüren macerası, bu noktada hız kazanır.

KÜÇÜK ÇETE
Günden güne çok daha iyi para getiren Billy artık bu çetenin gözbebeğidir ve bir dediği iki edilmez. Billy de, sivri zekâsı ve muzip denecek art niyetiyle çetedeki herkesi kendi çıkarı için kullanır. Billy’nin amacı bellidir: Bu çetenin yardımıyla hem ailesinin izini bulacak, hem de büyük bir soygunla zengin olarak, arkadaşlarını ve mahallesindeki yakınlarını sefaletten kurtaracaktır. Ancak Billy kısa süre içinde Ned ve Jem olmadan işinin zor olduğunu anlar, neyse ki arkadaşları çoktan onu bulmak için şehrin en kuytu köşelerinde arayışa girişmiştir. Böylece kısa zamanda birbirlerine kavuşurlar. Artık küçük çete, büyük çetenin yavrusu olmuştur. Şehrin sokaklarının azman üçlüsü, Londra’nın ıslak asfaltlarını arşınlayarak, artık çok daha büyük soygunların altından kalkmaktadırlar.

Karınları hiçbir zaman doymadığı kadar doyan, sırtlarına daha önce geçirmedikleri kazakları geçiren çocuklar başta çok mutlu olsalar da, kısa zamanda işin rengi bulanmaya başlar. Kazanmak, daha çok kazanmak hepsini birer hırs küpüne çevirmeye başlar, artık parasını almak için illa çok zengin insanların peşine düşmezler, ekmeğini çalışarak, alın teriyle kazananların da ceplerindeki parayı çalmaya başlarlar. Kendi yaşlarında, okula giden, aileleriyle sokaklarda, parklarda oyunlar oynayan çocukların gülümsemelerini nedense paraları olmasına rağmen göremezler.

Çocuklar için olsa da, yetişkinlerin de okuması şiddetle tavsiye edilen Muhteşem Düzenbazlar’ın kapağını kapadığınızda, bu yüzyılda bile hâlâ sokaklarda çalışarak ve çalarak paçayı kurtarma derdine düşmüş çocuklar için yüreğiniz burkulacak…

Öyleyse işte alın size, modern dünyanın hengâmesinde sesi kısılan vicdanlarımızın ayarlarıyla oynayan hem eğlenceli ve muzip hem de alt metni sağlam bir kitap; Muhteşem Düzenbazlar…

Muhteşem Düzenbazlar
Bowering Sivers
Çeviren: Begüm Kovulmaz
İş Kültür Yayınları / 306 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz