İyi Kitap

Büyümek mühim ve meşakkatli mesele

Serda SEMERCİ

Mehmet Güler’in son çocuk romanı Kırmızı Pelerinli Kurtçuk, annesinden ayrılıp ayaklarının üzerinde durmaya çalışan küçük, ama cesur ve azimli bir kurtçuğun başından geçenleri anlatıyor. Kurtçuk’un hayattan, küçük çocukların da onun tecrübelerinden öğreneceği çok şey var.

Hepimiz gibi Kırmızı Pelerinli Kurtçuk da annesinin karnında ufacık bir hücreden ibaretti. Sonra dünyaya geldi, sırtına kırmızı bir pelerin giydi ve annesiyle birlikte bir kiraz ağacının kovuğundaki mutlu hayatına başladı. Büyüyene dek her şey yolundaydı. Ne de olsa anne kurtun kanatlarının altında her kötülükten korunuyor, hiç aç susuz kalmadan, güle oynaya yaşayıp gidiyordu. Ama gün geldi kurtçuk büyüyüverdi; yuvadan uçup gitme vakti geldi…

Annesi aldı karşısına yavrusunu, ona tek başına atılacağı hayatının ilk dersini verdi: “Aman gözünü aç yavrucuğum, dışarısı bildiğin gibi değil; açgözlü insanlar ne varsa silip süpürüyor. Bir gün gelir sen bir kirazın içinde karnını doyururken o kirazı koparırlar; seni de yer, yutarlar!”

Aslen edebiyat öğretmeni olmasına rağmen yazdığı çocuk öyküleriyle pek çok edebiyat ödülü kazanmış yazarlardan biri olan Mehmet Güler’in son çocuk romanı Kırmızı Pelerinli Kurtçuk, bulduğu leziz meyvelerin içine yerleşip bir asalak gibi yaşayan küçük kurtların izini sürerek, bütün çocuklara büyümek ve yaşamın acımasız gerçekleriyle yüzleşmek üzerine öyküler anlatıyor.

Kırmızı Pelerinli Kurtçuk, anneciğinden ayrılıp başka bir ağacın dallarına uzanınca başına gelmedik kalmıyor. Önce bir kirazın cazibesine kapılıp onu kemirmeye yelteniyor, ama bir de ne görsün, insanlar kısa zamanda gelip, ağaçta ne kadar kiraz varsa topluyorlar. İşte o zaman yaşamın ilk acı gerçeğiyle karşı karşıya geliyor: İnsanlar çok büyük ve insanlar çok acımasız! Üstelik karınları aç kurtçuklar, kuşlar ya da ağaçkakanlar da umurlarında değil!

Günler geçiyor devran dönüyor… Kurtçuk artık kocaman bir dut ağacının içinde, karnı tok sırtı pek bir halde şarkılar tutturuyor. “Çok mutluyum!” diye düşünüyor ve mutluluğun resmini yapmaya, cırcırböcekleri gibi şarkılar söylemeye çalışıyor. Bir gün karşısına tırtıl kardeş çıkıyor ve ona şu mühim dersi veriyor: “Cırcırböcekleri gibi değil, kendin gibi söyle şarkılarını; ne yaparsan yap kendin olmaktan vagzeçme!”

ANNENİN HÜZÜNLÜ VEDASI
Kırmızı Pelerinli Kurtçuk olgunlaşıyor da yavaş yavaş. Her gün yeni bir gerçek, yeni bir bilgi ve tecrübeyle sınanıyor. Aldığı dersler bir kulağından girip diğerinden çıkmıyor; ve de hepsini bir kenara yazıyor. Yeni yeni arkadaşlar da ediniyor üstelik. Tırtıl, Kıpkırmızı Pelerinli Kurtçuk, Kitap Kurdu, Fındık Kurdu… Hepsiyle yiyeceğini paylaşıyor, oyunlar oynuyor; ama annesini de çok özlüyor. Anne Kurt ve Kurtçuk tesadüfen karşılaşıyorlar bir gün. Ve o gün Anne Kurt, yavrusunu büyük bir tehlikeden kurtarma pahasına kendi canından oluyor. Bu kez hayat en acı dersi veriyor Kırmızı Pelerinli Kurtçuk’a…

Sonbahar bitiyor, kış geçiyor, yeniden bahar geliyor. Küçük kurtçuk, yaşamak için yemek bulmak zorunda. Bu kez bir fındık ağacı yeni vatanı oluyor. Kocaman bir fındığın içinde yaşamaya başlıyor. Orada karınca kardeşlerinden hep tok kalmak için çok çalışması ve geleceğini düşünerek yemesi gerektiğini öğreniyor. Yine gülüyor, şarkılar söylüyor. Sihirli cümlenin ayırdına o da varıyor: “Yaşam ince bir çizginin üzerinde gidip geliyordu. Bu dengeyi kuranlar mutlu, kuramayanlar mutsuz oluyordu.”

Mehmet Güler’in Kırmızı Pelerinli Kurtçuk’unun hikâyesi bizimkine ne kadar benziyor değil mi! Çocukluğumuzda anne ve babası, yakın akrabaları yanında olan şanslılarımız için hayat bir mutluluk oyunundan ibaret. Oysa küçük kurtçuk gibi bizim de yuvadan uçma vaktimiz gelip çatıyor ve özgürlüğümüze kavuşma sevincinin sarhoşluğuyla kafamızı kaldırıma çarpmamız an meselesi oluyor. Çünkü dışarıda tek başımızaysak, dışarısının aslında hiç de uzaktan göründüğü gibi pasparlak olmadığını anlıyoruz.

Kırmızı Pelerinli Kurtçuk’un hayattan, çocukların da kurtçuktan öğreneceği çok şey var. Onun hüzünlü ve bir o kadar da komik macerasını okuyacak küçükler hayata hazırlanırken, biraz daha farkında atacaklar adımlarını… Bu nedenle, yaşama dair zor sorularla bizi terletmeye başlayan çocuklarımızı, Kırmızı Pelerinli Kurtçuk’a bir süreliğine emanet edebiliriz; bırakalım Kurtçuk onları pelerinine bindirsin ve hayata kök salmış kocaman ağaçlardan birindeki evinde misafir etsin. Maceralarını anlatarak uyutsun…

Kırmızı Pelerinli Kurtçuk
Mehmet Güler
Resimleyen: Gökçe Akgül
Nesin Yayınevi / 79 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz