İyi Kitap

Ortak belleğin zamkı masallarımız…

Yeliz KIZILARSLAN

Feyza Zaim’in çevirip derlediği Ermeni Masalları ile Muhsine H. Yavuz’un derlediği Kürt Masalları, sözlü gelenek aracılığıyla ortak bir kültürel hafıza oluşturuyor!

Masallar; çocukluğumuzun benzersiz neşe kaynakları, düş gücünün ürünü, toplumların ortak hafızalarını bir arada tutan sözlü geleneğin eşsiz anlatıları… Can Çocuk’un, Destanlar ve Masallar dizisinden yayımlanan Feyza Zaim’in çevirip derlediği Ermeni Masalları ile Muhsine H. Yavuz’un derlediği Kürt Masalları vesilesiyle kitapların yazarlarıyla söyleştik.

Masalları derlerkenki niyetiniz, Anadolu’da yaşamış halkların ortak belleğini günümüze taşımak ve bu ortak hafızaya işaret etmek miydi?
Feyza Zaim: Ne güzel söylüyorsunuz, yanıt sorunuzun içinde aslında. Anadolu’da yaşamış halkların ortak bir belleği var elbette. Bu belleği canlı tutmak başlıca görevimiz olmalı. Bu miras hepimizin, ona sahip çıkmalıyız. Can Çocuk Yayınları’nın, Anadolu’da yaşayan halkların masallarını derleyerek bir seri oluşturması
çok önemli bir adım. Şimdiye kadar Can Çocuk Yayınları’ndan, “Sefarad Yahudileri’nden Masallar”, “Ermeni Masalları” ve “Kürt Masalları” yayımlandı. Zincirin ilk halkası olan “Sefarad Yahudileri’nden Masallar”ı da ben çevirdim. Her iki kitap için araştırma yaparken, bazı masalların neredeyse birebir ortak olduğunu fark ettim. Üstelik benim de çocukluğumda annemden dinlediğim masallardı bunlar. İşin bu yönü çok hoş elbette, ama yine de göz önünde bulundurmamız gereken
çok önemli bir nokta var: Asıl zenginliğimiz, farklılıklarımızda, çeşitliliğimizde… Bizleri asıl besleyen farklılıklarımız.

Muhsine H. Yavuz: Halk anlatıları, özellikle de masallar, sözlü insanlık tarihini oluşturur. Bu nedenle genellikle, dünya halklarının özelde de ait oldukları ulusların gelenek göreneklerini, yaşam biçimlerini, üretim-tüketim ilişkilerini, kısacası yaşam serüvenlerini geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe taşır dururlar. Bu sebeple, derlediğim “Kürt Masalları”nın Anadolu’da yaşamış ve yaşayan halkların ortak belleğini günümüze taşımaları gayet doğaldır. Bu ortak bellek bilinmeden oluşturulacak yeni bir bellek, temelsiz olduğu için işlevsiz de olacaktır. Geçmişsiz bir gün ve günsüz bir gelecek kurulamaz; kurulursa da sağlıklı olmaz.

Çocuk gelişiminde ve hayal gücünün oluşumunda masalların etkisi nedir? Büyüme ve kişisel değerlerin oluşumunda masalların önemi, bugün psikoloji biliminin de mevzusu.
F. Z.: Sorunların açıklıkla dile getirilemediği baskı dönemlerinde, insanlar duygu ve düşüncelerini alegorik öykülere, masallara sarıp sarmalamışlar. Bu örtük simgesel anlatım, her yaş ve kültürden insana farklı anlamlar sunmuş, farklı ufuklar açmış. Yine de, simgeler şuur altımızın ortak dilidir. Bu yönüyle de evrenseldir. Çeşitlilikten, farklılıklardan birliğe ulaşmamızı sağlarlar, ayrılık algısını yerle bir ederler.

M. Y.: Dünya halk anlatıları, özellikle de masallar, üstüne kuruldukları temel motifler açısından ortaklıklar ve benzerlikler gösterirler. “Masalca”, ortak bir dünya dilidir. Bir toplumda sorun varsa “anlatı” vardır. Anlatı varsa “anlatım” olmalıdır. Sorun ve anlatı varsa, ama anlatım gerçekleştirilemiyorsa o toplumda demokrasi yoktur, bu nedenle de sorunlar halk anlatıları yoluyla dolaylı olarak anlatılır. Yine bu nedenle, masallar çocuklar için değil, çocuk-yetişkin ayırımı gütmeden tüm toplumların eğitimi ve gelişimi için yaratılmışlardır.

Bir kültürün taşıyıcısı olarak masalların sözlü gelenek içinde tekrar tekrar anlatımının önemini açıklayabilir misiniz?
F. Z.: Az önce masalların simgesel dilinden söz etmiştik. Çok besleyicidir bu simgesel anlatım. Aynı anlatımdan, hayatınızın farklı evrelerinde farklı anlamlara ulaşırsınız. Yani masallar sizi dönüştürdükçe siz de masalları dönüştürürsünüz.
M. Y.: Masalların sözlü gelenek içinde yeniden yeniden anlatılması ve klasik eserler gibi önemini hiç yitirmemesi, insanın temel sorunlarını konu edinmesinden kaynaklanır. Bu temel sorunlar çözülmediği sürece de, masallar bir şekilde yeniden ve yeniden durmadan var olacak ve anlatılacaktır. Yani bir bakıma haksızın haklıyı ezdiği, kötünün iyiye, çirkinin güzele yeğlendiği, demokrasinin istendik düzeyde gelişmediği, insanın, insan ve birey olmasına izin verilmediği ortamlarda masallar hep önemini ve işlevini koruyacaktır.

Masallardaki bilgelik, kültürel değerleri bir arada tutan bir zamk işlevi görüyor. Masalların yeniden canlanması, kaybolan değerleri yeni kuşaklar için canlandırabilir mi?
F. Z.: Neden olmasın! Bu inançla giriştik bu işe. Yeni kuşaklar için olduğu kadar, eski kuşaklar için de çok şey ifade ediyor bu masallar. Masalları okuyan  yetişkinler de çok büyük bir keyif almışlar. Hangi yaşta olursak olalım, hepimiz kayıp değerlerimizin peşinde değil miyiz?
M. Y.: Bu sorunun yanıtını yukarıdaki yanıtların bütününde görmek mümkün. Masallar var olduğu müddetçe, değerler de kaybolmayacak demektir. Kaybolanlar da, masallar aracılığıyla yeniden yeniden anımsatılacaktır.

Ermeni Masalları’nın Anadolu kültüründeki önemi nedir? Ortak hafızadaki farklılığı ve önemi ile bu kültür içindeki evrensel sembolik dile yapacağı katkı nedir sizce?
F. Z.: Anadolu’da yaşayan tüm kültürler gibi, Ermeni kültürü de çok zengin ve derinliği olan bir kültür. Acı, derinleştirir. Acı, simgesel anlatımla üstü örtülmüş olsa bile, dinleyene de geçer. O acıyı hissetmek, anlamak, duygu birliği kurmak, doğrudan çekmemiş olanı da derinleştirir. Bilmeden, anlamadan sevemezsiniz.

Bu masalların bir kısmı 20. yüzyılın başında, “Pensé” (düşünce) lakaplı Sahag Movsisyan tarafından sözlü geleneğe uygun bir biçimde ev ev, köy köy dolaşılarak derlenmiş. Siz nasıl ulaştınız bu masallara ve nasıl yeniden canlandırdınız Türkçede?
F. Z.: Hiç zor olmadı açıkçası. Fransızca’dan çevirdim ben bu masalları. Ermenice’den Fransızca’ya çeviren çok zorlanmış olmalı ama. Onun yaşadığı sıkıntıyı hissettim. Dilden dile çevirmek kolay da, kültürel olanı nasıl aktarırsınız? Benim işim kolaydı. Her şey bana yakın, tanıdıktı. Ben masalları asıllarına döndürdüm, yuvalarına kavuşturdum.

“Kürt Masalları: Hıle ile Dıle”yi derlerken nasıl bir yol izlediniz?
M. Y.: Yalnızca Kürt masallarını değil, efsaneleri, ninnileri, türküleri, yani öteki halk anlatılarını da derlemek için sekiz yıl Güneydoğu Anadolu’da alan araştırması yürüttüm. İzlediğim bilimsel yöntemleri, Cumhuriyet Kitapları’nca yayımlanan iki ciltlik “Diyarbakır Efsaneleri” kitabımda ayrıntılarıyla anlattım. Bu
yörede özellikle kendi geliştirdiğim özel yöntemleri kullandım. Özellikle de kadın kaynaklarımla konuşurken ‘çapraz tercüman’ kullandım. Uzun ve yorucu bir çalışmaydı. Ama sonuçların, hem halk kültürümüz, hem benim için verimli olduğunu düşünüyorum.

Kürt Masalları / Hıle ile Dıle
Muhsine Helimoğlu Yavuz
Resimleyen: Claude Leon
Can Çocuk / 67 sayfa
Ermeni Masalları
Derleyen ve Çeviren: Feyza Zaim
Resimleyen: An-Su Aksoy
Can Çocuk / 116 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz