İyi Kitap

Çocuk gözünden yaşam…

Çocuk gözünden yaşam…

Kitap İçi’ne bu ay Toprak Işık’ın kaleme aldığı, Mertcan Mertbilek’in resimlediği Büyüyen Çocuk adlı hikâyeleri konuk oluyor. Büyümek için acele eden Cem’in maceraları çocukları güldürürken, kendine sessiz bir dünya kuran Can’ın serüveni ise duygulandıracak…

Okan duvardan atlayıp bahçeye girdi. Hiç ses çıkartmadan gidip kapıyı açtı. Bekleyen çocuklar içeriye doldular. Hepsi de çok sessiz olmaya çalışıyordu. Bahçenin, insan boyundan yüksek, tahtadan bir paravanla ayrılmış iki bölmesi vardı. Biri Oduncu Rıza’nın evinin olduğu kısımdı. Diğer kısımda Oduncu Rıza’nın hızarı vardı. Çalışırken evin olduğu tarafa toz ve talaş gitmesin diye bu paravanı yapmıştı. Çocuklar hırsız adımlarıyla yürüyerek hızarın olduğu tarafa geçtiler. Hepsinin yüreği ağzındaydı. Belki de hissettikleri korku hoşlarına gidiyordu. İşte armut ağacı karşılarındaydı. Dalları, meyvelerinin ağırlığından aşağı eğilmişti. Çocuklar ağacın üzerine tırmandılar. Yerde hiç kimse kalmadı. Armutları aceleyle ceplerine doldurmaya başladılar. Bir yandan da yiyorlardı. Armutlar küçüktü ama çok lezzetliydi. Okan en yükseğe çıkmıştı.

Bu evde sadece iki kişi yaşıyordu: Oduncu Rıza ve Deli Etem. Oduncu Rıza’nın evde olmadığını biliyorlardı. Zaten asıl korktukları o değildi. Deli Etem’den ödleri kopuyordu. Etem mağara insanlarına benziyordu. Babası Oduncu Rıza kadar iriydi. Ne konuştuğu hiç anlaşılmazdı. Oduncu Rıza çalışmaya giderken Deli Etem’i eve kilitliyordu. Geçen sene annesi öldüğünden beri Etem evden dışarı çıkamıyordu. Babası onu akıl hastanesine yatıracak diye duymuşlardı.

Çocuklar bütün ceplerini ve koyunlarını armutla doldurdular. Okan,
– Hadi gidelim artık, dedi. Bunu o kadar yavaş söyledi ki yanındakiler bile zor duydular.
– Gidelim, dedi bir başkası. O da aynı Okan gibi çok kısık sesle konuşuyordu.
– Yere yavaş atlayın, dedi Okan. Çok gizli bir operasyon gerçekleştiren askerler gibiydiler. Bu kadar sessiz hareket etmek korkularını arttırıyordu. İçlerinden biri azıcık yüksek sesle “Bö!” diye bağırsa ötekilerin korkudan ödleri patlar, ağaçtan aşağıya dökülürlerdi. İşte bu ruh halindelerken Rahmi, ikinci kattaki camlardan birinde Etem’i gördü. Onları seyrediyordu. Saçı sakalı uzamış, yüzü gözü görünmez olmuştu. Tıpkı vahşi bir insana benziyordu.
– Etem! Etem, diye bağırdı Rahmi. Camda! Camda! Sessiz operasyonun yerini bir anda ürkütücü bir telaş aldı. Çocuklar ağaçtan düşercesine inmeye başladılar. Onların paniği Etem’e de geçti. Dikildiği yerde anlamsız sesler çıkartarak sallanıyordu. Okan, çok yükseğe tırmandığı için geride kaldı. Aceleden yanlış bir dala bastı. Dal kırıldı. Okan çığlıklar atarak yere sırtüstü düştü. Bu arada Etem camı açmayı başarmıştı. Çocuklar onun sesini duyunca daha da korktular. Yine de Rahmi ve birkaçı Okan’a yardım etmek için döndüler. Okan hiç ses çıkartmadan yatıyordu. Biri ağlayarak,
– Ölmüş! Ölmüş, diye bağırdı.
– Nefes alıyor, dedi Rahmi.
– Geliyor! Geliyor, diye bağırdı bir başkası. Çocuklar, Etem’in camdan dışarı sarktığını gördüler. Bir ağacın dalına tutunmuş iri bir gorile benziyordu.

Büyüyen Çocuk
Toprak Işık
Resimleyen: Mertcan Mertbilek
Tudem Yayınları / 88 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz