İyi Kitap

Korkunun soluğu ensenizde!

Sevin OKYAY

Stephen King’le birlikte yazdığı romanlarla Türkiyeli okurun ilgisini çeker korkunun incelikli ustası Peter Straub. Tekinsizin can damarı korkunun içinden okura seslenerek, dünyanın çoktan yitip gitmiş bütünlük fikrini roman türleri içinde sorgular. Tekil başarısı ise sonraki romanlarıyla gelir.

Türkiyeli okurun belki de en fazla Stephen King ile yazdığı kitaplarla tanıdığı Peter Straub, okurunu korkutmak için ona korkunun soluğunu hissettirir. Burada bir ölçüde tanınmasını Stephen King’e borçluyuz. Çünkü King yeterince meşhur (aşağılamak için söylemiyorum) ve Peter Straub ile birlikte yazdığı Tılsım ve Kara Ev, Straub’un da onu tanıyanların dikkatini çekmesine yol açmıştı.

Oysa kendisi, yer yer birbirlerinin üslûbunu taklit ettiklerini iddia etse de, o iki kitapta da çok belirgin bir şekilde Straub usulü vardır. Çok incelikli, ölçülü bir korku yazarıdır Straub. Cesetler birbirini izlese de o sizi fısıltıyla korkutur. İzini bırakan, unutulmaz bir korku.

Yıllarca onun Türkçe’ye çevrildiği iddia edilen üç kitabını aradım ki, NTV Radyo’daki (artık dokuz yaşında olan) polisiye programım ‘Cinayet Masası’nda onlardan bölüm okuyup kitapları tanıtabileyim.

Dick Francis’in Türkçe’ye çevrildiği iddia edilen üç kitabıyla birlikte bu ele geçmez Peter Straub kitaplarının da bir şehir efsanesi olduklarını düşünüyordum. İmdada, King’le yazdığı kitaplar yetişti. Sonra nihayet İthaki, Yitik Oğlan, Yitik Kız’ı yayımladı. Arkası da geldi. Böylece bir başka Straub klasiği, Hayalet Hikâyesi de Türk okurlara ulaştı. Bram Stoker 2003 Ödüllü Yitik Oğlan, Yitik Kız’ın esas kahramanı, Straub’un Mavi Gül (The Blue Rose) üçlemesinin kahramanı Tim Underhill.

Yukarıda bahsi geçen üçlemeyi de hatmetmiş biri olarak, Underhill’e neredeyse aileden biri kadar yakınlık duyuyorum. Kitabın başında karşımıza çıkan yeğeni Mark ise, kendi aile tarihi ile arasında bağlar kurduğu, yıllar önce bir seri katilin sığınağı olmuş, komşu metruk eve kafasını takmış durumda. Straub da, bu vesileyle, bize dört dörtlük bir korku paragrafı sunuyor. Mark, Michigan Caddesi’nin yukarısında duran bir adam görmüştür: “Sırtı dönük bu gölgeden habis bir his yayılıyordu. Mark adamın yakasından aşağı inen dağınık, kıvırcık saçlarını ve dizlerine dek demir bir levha gibi sarkan siyah paltosunun örttüğü geniş sırtını gördü. Adamdan dışarı azimli, güçlü bir kötülük buhar misali püskürüyordu.” Sonraları, bu iri kıyım gölgenin karanlıkların içinden onu gözlediğini düşünür. Bu arada, yaşıtı erkek çocuklar, birer birer ortadan kaybolmaya başlamıştır.

Zaten Mark durumun farkında olmasa da, biz Mill Haven’ın tekinsiz bir yer olduğunu biliriz.

KARANLIĞIN EFENDİSİ
Peter Straub’un şehri Milwaukee’ye çok benzeyen ve kitaplarında ortaya çıkan bu kurmaca kent, seri katil yatağıdır çünkü. Bunların içinde ben şahsen en fazla usta marangoz, psikopatın hası Joseph Kalendar’den korkarım. Hepsi, meçhulde kaybolmuştur ama sizi gözlerine kestirince bir anda somut hal alıp peşinize düşebiliyorlar. Polisiye, fantezi, korku yazarları genellikle hor görülür, edebiyatla bir alıp veremedikleri olamayacağı söylenir.

Oysa her şeyin iyi yazılanı, iyi edebiyattır. Peter Straub da, ustası Henry James’in etkilerini eserlerinde taşıyan iyi bir yazardır. Hatta esrarını ve atmosferini, daha çok üstadın Yürek Burgusu’ndaki (Turn of the Screw) gibi bir korkuya borçlu: Kimsenin olmadığını, olamayacağını bildiğiniz bir yerde, hayatınızın en sıradan, küçük mekânlarından birinde, tercihan karanlıkta, birden sizi buz gibi donduran bir fısıltı duyarsınız meselâ. Ne dediğinin de önemi yoktur aslında. Peter Straub okuyucusunu böyle fısıltılarla korkutur.

Peki, ya Tim Underhill? Straub gibi yazar; onun aksine, Vietnam’da savaşmış. Yazarının favori alter–ego’su. Straub onun filmlerdeki yardımcı erkek oyunculara benzediğini söylüyor. Hani birden belirir de, “Haa, o adam,” dersiniz. “Bunun adı neydi yahu, dilimin ucunda…”

Mavi Gül üçlemesinin 1988’de yayınlanan ilk kitabı Koko’nun (İthaki’den çıktı) gizli, Gerdan’ın (The Throat) ise açık kahramanı. Koko’nun temelinde, iyice yoldan çıkmış eski bir yoldaşlarını hizaya getirmek için Uzak Doğu’ya dönen adamlar var.

Tim Underhill de böylece ortaya çıkmış. Straub, uzun süre onu gözünün önüne getirememiş ama sonunda bütünüyle görmüş: “Hayalet gibiydi; uzun boylu, zayıf, kır saçlı, sakallı bir adam, at kuyruğu var. Fevkalade düzgün bir insan olduğunu hemen anladım. Aşırılıklarına rağmen, ahlaklı bir hayat sürdürüyordu. Sonunda, bıraktım konuşsun. Ona anahtarı verdim ve ‘Kapıdan geç’ dedim.”

Underhill’li, Mavi Gül üçlemesinin kitaplarının hepsini de okuyabilirsiniz, içlerinden sadece birini de. Sırasız da okunabilir, ama Gerdan’ı en sona bırakın. Korku, korkuyla karışık gerilim, doğaüstü (harikulade “Mr. X”), ne türde yazarsa yazsın, Peter Straub bizi dünyanın yekpareliğini de, romanın güvenilirliğini de sorgulamaya itiyor. Ve karanlığın efendisi olarak saygımızı hakediyor.

Yitik Oğlan, Yitik Kız
Peter Straub
Çeviren: Sönmez Güven
İthaki Yayınları / 352 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz