İyi Kitap

Küçük zaman yolcuları

Mine ERYAVUZ

Gizemli bir kitap aracılığıyla Taş Devri’nden Eski Roma ve Rönesans’a, hatta samuraylar çağına yolculuk eden üç arkadaşın maceralarını anlatan Zamanda Üç Kafadar serisi, okuyucuları için serüvenli bir dünya kültür tarihi tadında…

Çocukluk ideallerim arasında arkeolog olmak yoktu, ben de hemen her çocuk gibi astronot ya da sihirbaz olmak isterdim. Ama gençlik idealimin tohumlarının o dönem atıldığını söyleyebilirim, çünkü tarihi çok severdim. Mısır piramitleri, Cilalı Taş Devri insanları, Fransız İhtilali kahramanları ilgimi çekerdi. Resmi tarihle sınırlı kalmamak için aldığım kitaplar ya bol resim ama az bilgi içerir ya da yaşım için ağır kitap denilen kategoriye girerdi. Bu yaşımda keyifle okuduğum çocuk kitapları çocukluğumda olsaydı şu an nasıl bir “ben” olurdum acaba?

Üniversite yaşamım tarih sevgimi bir nebze tatmin etti etmesine de Zamanda Gezinen Üç Kafadar’ın serüvenleri tekrar iştahımı kabarttı desem!

Eski bir ilkokul öğretmeni olan Jon Scieszka’nın kaleminden çıkan ve on altı kitaba ulaşan Zamanda Gezinen Üç Kafadar dizisi, gizemli Kitap aracılığıyla zamanda ve mekânda yolculuğa çıkan üç arkadaşın, Joe, Sam ve Fred’in serüvenlerini anlatıyor.

Joe onuncu yaş gününde, sihirbaz dayısından başka hiçbir kitaba benzemeyen bir kitap hediye alıyor; içinden soluk yeşil zaman yolculuğu dumanı çıktığında çevresindekileri başka zaman ve yere götüren; Joe, Sam ve Fred’in efsanevi kent Camelot’ta Kral Arthur ile Yuvarlak Masa Şövalyeleri’ni, 3000 yıl önceki Mısır’da
Firavun’un tapınağını ve küçük Firavun Tutmosis’i, 2095 yılına gittiklerinde kendi torunlarının torunlarını ya da Eski Roma’daki gladyatörleri görmelerini sağlayan inanılmaz bir buluş.

Kitap’ı bazen bir resim harekete geçiriyor, bazen içindeki sözcük ya da rakamlar. Ve onlar yokken, Brooklyn, New York’da zaman ilerlemiyor. Üç Kafadar için gittikleri zaman ve mekândan eve dönmelerinin tek yolu Kitap’ı bulmak. Çünkü nereye giderlerse gitsinler başları derde giriyor ve Kitap’ı bir şekilde kaybediyorlar.

Üç Kafadar’ın elime geçen iki yeni serüveni, Da Vinci Bize Dâhi Dedi ve Vay Vay Samuray!

Üç Kafadar, Da Vinci Bize Dâhi Dedi’de Kitap’ın nasıl çalıştığı sorusunun yanıtını bulmak için 1500’lü yılların İtalyası’na gidiyorlar. Kitap’ın sırrının ancak onu icat edenle görüşerek ortaya çıkacağını düşünüyorlar ki icatlarla ilgili, içinde telefon, araba, çiklet vb.’nin buluşuyla ilgili bilgiler, çizimler olan bir kitap Kitap. Peki Kitap’ın mucidinin niçin da Vinci olduğunu düşünüyorlar?Çünkü Leonardo aynı zamanda bir bilim insanı, mucit, anatomi bilgini, teorisyen, müzisyen, felsefeci, öğretmen.

Çocuklar bu yolculukta sadece Leonardo’yla karşılaşmıyor. Rönesans döneminin önderlerinden Cesare Borgia, yardımcısı ve arkadaşı Floronsalı yazar, devlet adamı Niccolo Machiavelli ve asık suratlı yüzbaşı Nassti’nin elinden Leonardo’yla birlikte kurdukları bir plan sayesinde kurtuluyorlar.

NEW YORK’TAN TOKYO’YA
Vay Vay Samuray!’da ise Japon şiiri haiku yazma ödeviyle uğraşan Üç Kafadar, Kitap sayesinde 1600’lü yılların Japonyası’nda zırhını kuşanmış bir samurayın
odasında buluyorlar kendilerini. Ve tabii ki Kitap yine yanlarında değil. Mızrakla kafasını kopardıklarını sandıkları samurayın yalnızca bir zırh olduğunu anladıklarında rahatlıyorlar, ama gerçek bir samurayın kılıcıyla odada bitivermesiyle yine yürekleri hopluyor. En önemlisi de samurayın dediklerinden tek kelime anlamamaları. Çünkü nereye zaman yolculuğu yaparlarsa yapsınlar, herkesin onların dilini konuşmasını sağlayan Kitap’taki otamatik dil çeviriciyle ilgili bir sorun var.

Samurayın kılıcından kurtulmanın tek yolu, Joe’nun dayısından öğrendiği basit sihir numaraları. Joe izleyenin dikkatini yöneten basit bir numarayla ve yaptığı gevezelikle samurayı gülmekten geçiriyor. Otomatik dil çeviricinin düzelmesiyle de samuray Tada Honda ile tanışıyorlar. Ve beraberce hem Kitap’ı bulmak için hem de Kızıl Şeytanlar’a katılıp Japonya’da 1543- 1616 yılları arasında yaşamış bir samuray olan Tokugava İeyasu ile buluşmak için Edo’ya (bugünkü Tokyo’ya) doğru yola çıkıyorlar.

Bu yolculuktaki tehlikelerdense, Yıl 2095 serüveninde karşılaştıkları torunlarının torunları, kendilerine tıpatıp benzeyen üç kız arkadaş Jo, Samm ve Freddi sayesinde kurtuluyorlar. (Kendi Kitap’ları onlara miras kalıyor ve böylece onlar da zamanda istedikleri yere yolculuk edebiliyor.)

Çocuklar için zamanda yolculuğa çıkma düşü gibisi yoktur gerçekten. Ama belki de en güzeli Joe’nun tespiti: “Biliyor musunuz, şimdi düşünüyorum da, aslında zaman yolculuğu o kadar da olağandışı bir şey değil. Her zaman herkesin başına geliyor. Olmasını beklediğiniz iyi bir şey varsa –örneğin hafta sonu tatili için sabırsızlanıyorsanız, cuma günü saat ikiyle üç arası sonsuza kadar bitmez. Zamanın yavaş geçmesini istediğinizdeyse –örneğin, o hafta doktora gidip aşı olmanı gerekiyorsa, yedi gün göz açıp kapayıncaya kadar geçer.”

Zamanda Gezinen Üç Kafadar’ın serüvenleri, çocukları olduğu kadar büyükleri de hem dünya kültür tarihinde yolculuğa çıkarıyor hem de eğlendiriyor. Okumaya mesafeli olan çocukları mizahi diliyle eğlendirip okumayı sevdirebileceği gibi hepimizin düşü zaman yolculuğu tecrübesini bir nebze olsa da tatmamızı sağlıyor.

Vay Vay Samuray!
Jon Scieszka
Resimleyen: Adam McCauley
Çeviren: Müren Beykan
Günışığı Kitaplığı / 84 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz