İyi Kitap

Doğadaki her şey masum, insan hariç…

İdil Rüya KOÇAK

Patrick Carman’ın Elyon Ülkesi serisinin dördüncü kitabı Sisin İçine Doğru, üçlemenin genç kahramanı Alexa ile arkadaşı Yipes’in henüz doğmadıkları bir zamanda geçiyor. Roland’la kardeşinin hikâyesine paralel gelişen olaylar birçok sırrın açığa kavuşmasını sağlıyor.

Kısaca hatırlamakta fayda var; Elyon Ülkesi serisindeki ilk üç kitap –Karanlık Tepeler Hattı, Dikenli Vadinin Ötesinde ve Onuncu Kent– genç bir kız olan Alexa Daley’nin, Bridewell’in duvarlarla çevrili kentlerinin içinde ve çevresinde yaşadığı maceraları anlatan bir üçlemedir. Alexa etrafını çevreleyen duvarları aşmayı başardığında, dünyanın dört bir yanını gezer ve iyi ile kötü güçler arasında kalmış bir ülke keşfeder. Elyon Ülkesi, her yanında çok yüksek uçurumların olduğu bir adadır ve hikâyemizin neredeyse tamamı burada geçer.

Bu üçlemenin sonunda, Alexa, Sisin İçine Doğru’nun anlatıcısı Roland Warvold’un kaptanı olduğu gemiyle Elyon Ülkesi’nden ayrılacaktır. Serinin bu dördüncü kitabında ise, önceki üç kitaptan farklı olarak olaylar kahramanımız Alexa’nın daha doğmadığı bir zamanda ve Yalnız Deniz’de geçer. Bu, Elyon Ülkesi’nin daha büyülü ve karışık olduğu bir zamandır.

Kitap, Warwick Feneri adlı geminin kaptanı Roland Warvold’un ve Alexa’nın kendi hikâyelerini anlattığı bölümlerden oluşur. Alexa ve arkadaşı Yipes, Roland’ın ağabeyi Thomas’la çocukluklarında yaşadıkları olmadık maceraları dinlerken, kendilerinin de tam olarak ne olduğunu anlayamadıkları yeni bir maceraya doğru Yalnız Deniz’de yol almaktadırlar. Ve biz, eş zamanlı olarak dinleriz Roland’ın anlattıkları ile Alexa ve Yipes’ın bu yolculuk boyunca yaşadıklarını…

“Duvarlar yükselmeden önce… Abaddon ve Elyon arasındaki savaştan önce… Alexa Daley doğmadan önce… iki kardeş vardı. Gelecekleri kadar gizemli bir geçmişe sahip olan Thomas ve Roland Warvold kardeşler. Korkunç bir yetimhanede büyüyüp tuhaf, bilinmez bir dünyaya kaçmaya zorlanan Thomas ve Roland nereye gitseler macerayla –nereye baksalar tehlikeyle– karşılaştılar. Elyon’un tarihi gözler önüne serilirken onların büyü, keşif, arkadaşlık ve sırlarla dolu hikayesi mutlaka öğrenilmeli.”

Roland Warvold, çocukken ağabeyiyle yaşamak zorunda kaldıkları berbat yetimhaneyi anlatarak başlar hikâyesine; böylece Alexa ve Yipes yirmi beş gün –merak içinde– süren Yalnız Deniz yolculuklarına, nereye gittiklerine, nasıl bir maceraya atıldıklarına dair kafalarındaki sorulara da cevap bulacaklardır.

Tepedeki Ev, altı ila dokuz yaşlarındaki çocuklar için kurulmuş, dayak, kötü yemekler ve bütün gün çöplerin arasında “paraya dönüşecek” şeyler aramaya mecbur bırakılma gibi çeşitli işkencelerle dolu bir yerdir.

DİZLERDEKİ ŞEKİLLER
Bu iki kardeş, çöpleri karıştırırken karşılarına çıkan at leşinin altında bir heybe bulurlar günün birinde ve bu heybeden çıkan bir parça kağıt onları şaşkınlığa uğratır. Kağıttaki silik şekil ve sembolleri incelediklerinde, oradaki bir şeklin ikisinin de dizlerinin hemen üstündeki doğum lekesiyle aynı olduğunu fark ederler. Kağıdın üzerindeki sembol, üst üste gelmiş bir kare ve daireden oluşmaktadır ve her ikisinin de dizlerinde bu işaretin aynısı vardır.

Bu kağıdı bulmalarıyla, iki kardeşin dizlerindeki bu şekillerle ilgili yıllarca süren merakları da son bulacaktır. İnanılmaz bir biçimde, iki kardeş karşı karşıya oturduklarında birleşen Roland’ın dizlerindeki daireler ve Thomas’ın dizlerindeki kareler bir anlama kavuşmuştur böylece…

Yeterince aç ve eziyet dolu günün ardından, -Madam Vickers ve oğlu Finch, her fırsatta öfkeli köpeklerini çocukların üstlerine salmaktadır- Roland ve Thomas kardeşler bu iğrenç yerden kaçmayı başarırlar; bir gün geri dönüp diğer çocukları da kurtaracaklarına söz vererek. Nereye gideceklerini ise, elbette dizlerinde taşıdıkları semboller söyleyecektir.

Madam Vickers’dan kaçarken, onlara “sisin içine doğru gitmelerini” emreden Bay Clavson’la karşılaşırlar, ancak onun da şehirdeki namı pek iç açıcı değildir, çünkü onun eline düşen çocuklardan bir daha haber alınamamaktadır. Ancak bu esrarengiz adamın ve yanındaki devasa dağ aslanının da dizlerindeki şekillerle  bir ilişkisi olduğu kesindir. Çünkü, adamın dışarı çıkmaları için gösterdiği küçük demir kapının ortasındaki tokmağın altında da dizlerindekiyle aynı işaret vardır…

İNSAN BÜYÜ KATİLİ
Thorn adındaki dağ aslanının rehberliğinde, işaretlerin sırrını çözmek üzere ilerlerken, Thorn onlara insan ve hayvan ırkının Elyon Ülkesi’nin büyük bölümünde birbirinden ayrı yaşamalarının nedenini anlatacaktır. Thorn’a göre, insanlar “büyü katilleri”dir; doğadaki her şey masumdur, ağaçlar, çiçekler, ırmaklar, dağlar…. Hepsi masumdur; “insan hariç”. Ve yine Thorn’un anlattığına göre, çocukların Bay Clavson’la karşılaşmaları ve demir kapı, kara büyü diyarından olan şeylerdir; ve hepsi birden, dünyanın vahşi yerlerine giden gizli bir geçittir.

Yolculukları boyunca yolları tehlikelerle dolu Büyük Vadi’den, Fenwick Ormanı’ndan, Norwood Dağı’ndan geçer, ancak güzergahlarını belirleyen, onlar değil, dizlerinde taşıdıkları işaretlerin sırrıdır. Sanki, geçtikleri her yerde rastladıkları aynı işaretleri bırakan kişi ya da kişilerce belli bir yöne doğru çekilmektedirler.

Bir ateş gölünü, dev arıları, bir kurt sürüsünü ve korkunç bir ayıyı geride bıraktıktan sonra, Roland ve Thomas, aradıkları Wakefield Evi’nin önünde bulurlar kendilerini. Bu labirenti andıran evin içinde çıkış kapısını bulmaya çalışırken, karşılarına çıkan tahta bir levha üzerine, dizlerindekine benzer karmaşık şekillerde bir mesaj kazınmıştır: “Warvold’un iki oğlu, dinleyin! Yolculuğunuzun sonu yaklaşıyor. İki demir kapıdan geçtiniz. Bir demir kapıdan daha geçmelisiniz. Üçüncü demir kapıyı açın ve Wakefield Evi’nden sonsuza dek ayrılın. Onun görevi tamamlandı. Zamanı geçti. Karanlık Tepeler’e bakın. Belki bir yardım bulursunuz orda.
İşte, sizi teşvik edecek bir şey daha! VI. Grindall Devri’nde bir adam geldi. Kötülüğe karşı isyan etti ve ortadan kayboldu. Bu adam sizin babanızdı. Onun başlattığını artık siz bitireceksiniz.”

Çocuklar, Sir Alistair denilen iki yüz yaşındaki bir adamdan hatırlamadıkları babalarına dair pek çok şey öğrenir; onlar daha üç ve iki yaşlarındayken ülkede bir devrim olmuştur ve ayaklanmalara babaları önderlik etmişse de, başarı çok yakınken hüsrana uğramış ve çocukların hayatı uğruna, kılıcını bırakmak zorunda kalmıştır. Kötülüğün hükümdarı Grindall’a başkaldırmanın bedelini eşiyle birlikte öldürülerek ödeyecektir.

Sir Alistair çocuklara bir şey daha söyler; Grindall ilerde olabilecek ayaklanmaları önlemek için zeki çocukları ortadan kaldırmaktadır. Ve Armon, anne ve babaları öldürülen Roland ve Thomas Warvold kardeşleri saklamak için, şu an bulundukları yere getirecektir. Geldikleri bu yer yaratılışın başladığı, kadim zamanlara ait bir yerdir, zaman bizimkinden farklı işlemektedir. Alistair yanında kaldıkları süre boyunca Thomas’a resim yapmayı, Roland’a ise denizciliğe dair her şeyi öğretecektir; onlara birkaç gün gibi gelen, aslında iki yıl süren bir zamanda… Her şey yavaş yavaş açıklığa kavuşmaktadır. İki kardeş, kendilerine dair pek çok şeyi öğrenmiş olmanın huzuruyla Tepedeki Ev’deki çocuklara verdikleri sözü tutarlar.

Bundan sonra hikâyelerine ayrı ayrı devam etmeleri gerekecektir, ayrı ayrı; ama kalplerinde birbirlerine duydukları sevgiyle…

Elyon Ülkesi 4
Yıldız Kaşifi
Patrick Carman
Çeviren: Evrim Öncül
İthaki Yayınları / 295 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz