Tembellik herkes için bir haktır – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Tembellik herkes için bir haktır

Yeliz KIZILARSLAN

Yerinden kıpırdamamak için her türlü bahaneyi uyduran bir fare düşünün. Bu yüzden dışarı çıkmıyor ve televizyona bağımlı yaşıyor. Tek derdi uyumak. Ayla Çınaroğlu ile Jale Baysal’ın yaratımı Tembel Fare Tini serisi Piknik Yapıyoruz’la yola devam ediyor.

Tanıdığınız en tembel çizgi kahraman kimdir diye çocuklara sorsalar, sanırım Garfield derler bir ağızdan. Koltuğunda kaykılmış otururken, koltuğun dibinde birkaç boş lazanya konservesi durmaması mümkün değildir. Başat özellikleri bencillik, huysuzluk, alaycılık ve hınzırlık olsa da, Garfield tembelliğiyle ünlü bir kedi olarak nam salmıştır. İşte, Ayla Çınaroğlu’nun, Jale Baysal’ın Evimin Yolunu Nasıl Buldum adlı öyküsünden uyarladığı Tembel Fare Tini dizisinin kahramanı sevimli fare Tini de, çocukların yeni Garfield’i olma yolunda ilerliyor. Tini’nin maceraları, dizinin beşinci kitabı Piknik Yapıyoruz’da sürüyor.

Aylaklığının başına türlü dert açtığını bildiği halde müzmin bir tembel olan Tini’nin, yine televizyon karşısında geçirdiği olağan bir günde kapısı çalınır. Kapıyı annesinin açmasını bekleyen Tini, ayak sürüyerek kapıyı açmaya gittiğinde dostu sevgili Şini’nin geldiğini görür. Çok önceden davet edildiği halde Büyük Park’ta düzenlenen pikniğe gideceğini unutan Tini, teklifin tüm çekiciliğine rağmen yürümeye üşendiğinden gitmek istemez. Klasik bir pikniğin tüm keyfi olan pastalar,
börekler, çörekler ve eğlenceli oyunlar bile onu evden dışarı çıkmaya ikna etmeye yetmez.

Nasılsa bunlar evde de tüketilebilecek şeylerdir. Üstelik evde televizyon gibi sonsuz bir tembellik aracı da vardır. Hem televizyondaki oyunlar için hareket etmek de gerekmez! Annesinin zorlamasıyla, onun pişirdiği peynirli keki ve yerde otururken rahat etmesi için gerekliliğine inandığı çiçekli yastığını da alan Tini, sızlanarak yola koyulur.

Tini’nin yolda mütemadiyen tekrarladığı yakınma cümleleri istikrarlı bir tembel için eşsizdir: “Daha ne kadar yürüyeceğiz?”, “Ayaklarım ağrıdı…”, “Park ne kadar da uzakmış…”, “Çok yoruldum…”, “Evde otursak daha iyiydi…” Nihayet Büyük Park’a vardıklarında tüm arkadaşları çoktan gelmiş ve sabırsızlıkla Tini ile Şini’yi beklemektedir. Kafadarlar, büyük bir ağacın gölgesine yaygılarını serip yanlarında getirdikleri yiyecek sepetlerini boşaltırlar.

ÇOK YORULDUM
Tini bunca yoğun çalışmadan sonra, elbette çiçekli yastığına sarılıp biraz uzanmak ister. Şini’nin tüm çabalarına rağmen Tini ne ip atlar ne de top ya da saklambaç oynar. Ağzından çıkan tek cümle, “Ama ben çok yoruldum, oynamak istemiyorum!” olur. Bunun üzerine Şini, Tini’den sofrayı hazırlamasını ve yiyeceklere göz kulak olmasını ister. Bu öneriyi de, tembelliği yüzünden güç bela kabul eder Tini. Şini ve diğer arkadaşları oyun oynamak üzere düzlük alana gider gitmez, annesinin pişirdiği peynirli keki yemek için paketinden çıkarır.

Ama keki, arkadaşları geri dönmeden yemeyecek kadar düşünceli biri olduğundan beklemeye karar verir. Sofranın tamamını hazırlamak konusunda acele etmenin anlamsız olduğunu düşünürken, yastığını başının altına koyar ve şöyle bir uzanıverir. Oyun oynayan arkadaşlarının neşeli bağrışmaları kuş seslerine karışırken, Tini derin bir uykuya dalar. Düşünde kendini kuş cıvıltıları arasında ip atlarken görür.

Her sıçrayışında neredeyse gökyüzüne değecek kadar havalara yükselir, sonra tekrar aşağı iner. Tini mışıl mışıl uyurken aniden arkadaşlarının etrafını sarmasıyla uyanır. Kendisine kızgın kızgın baktıklarını fark eden Tini, uyku mahmuru gözlerini açmaya çalışarak bu kızgınlığın sebebini anlamaya çabalar.

Piknik örtüsünün üstüne baktığında şaşkınlıktan gözleri kocaman açılır Tini’nin. Sofra örtüsünün üstüne koyduğu peynirli kekten geriye sadece kırıntılar kalmıştır. Tembel faremizin düşünde gördüğü kuşlar, peynirli keki Tini’nin burnunun dibinde yerken o, üşengeçliğinden uyanamamıştır! Arkadaşlarının sitemlerini büyük bir serinkanlılıkla karşılayan Tini, hemen bahanesini Şini’ye sıralar: “Ee, tabii ya!.. İyi ki senin sözünü dinlemedim. İyi ki bütün paketleri açıp sofrayı hazırlamadım. Yoksa hepsini yiyecekti kuşlar, size de bir lokma bile kalmayacaktı.” Tini’nin kronikleşen tembelliği karşısında umutsuzluğunu dile getiren Şini’ye karşılık, Tini yine, sadece kendince hayıflanır ve iç geçirir!

Bize de bu kronik tembelin hazırcev aplığına şaşırmak ve gülümsemek düşer…

Tembel Fare Tini 5- Piknik Yapıyoruz
Ayla Çınaroğlu
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Uçanbalık Yayınları / 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz