İyi Kitap

Yıkılan hayatların hüzünlü öyküleri

Yıkılan hayatların hüzünlü öyküleri

Elif TÜRKÖLMEZ

Türkçenin Angela Carter’ı olarak adlandırılan Özlem N. Yılmaz’ın hayata dair hesaplaşmalardan bahsettiği öyküleri Karmeleği, vicdanlarımızda yatan savaş barış, ölüm yaşam gibi meseleleri açık, gerçekçi ve yalın bir üslupla kurcalıyor gençler için.

Özlem Narin Yılmaz’ı Kızböceği adlı kitabından hatırlıyorum. Üzerinden çok uzun zaman geçmedi ama yine de o arada, “Yeni bir öykü kitabı ne zaman gelir acaba?” diye düşündüğüm oldu. Çünkü çok başka bir dili vardı. Çok buralı, bir yandan çok beynelmilel. Hem dili, hem yaşı, hem hikâyesi bahar çiçekleri gibi taze, genç, umut dolu… “İnsan yaşadığı yere benzer…” der ya Edip Cansever Türkçe’nin en güzel şiirlerinden Mendilimde Kan Sesleri’nde; Özlem N. Yılmaz’ın öyküsü de o misaldi. Yaşadığı yere benziyordu, adı Kürtçe bir suya, Türkçe bir yola, Ermenice bir dağa, Zazaca bir ormana, Lazca bir türküye…

ŞİDDETİN YALIN HALİ
Karmeleği de dilini oluştururken yine o yollardan, patikalardan, sulardan geçen öykülerden oluşan bir kitap. Yalnız bu kez şiddetin en yalın halini de anlamaya çalışan, bunu insan olma durumuyla ilişkilendirmeye de eğilen öyküler yazmış Yılmaz.

“Hem neşter, hem de merhem olan masalsı keskinliğiyle Türkçenin Angela Carter’ı” diye tanımlanan yazar, kitabın kapağında kullanılan yakılıp yıkılmış, harabeye dönmüş ev fotoğrafıyla okura, “Hazır olun! Bu kitapta yıkılanların, dağılanların ve tabii ki dağıtanların öykülerini okuyacaksınız,” diyor âdeta. 15 öykünün 15’i de şiddeti, suçu, vicdanı, masumiyeti bazen başını okşayarak bazense yaka paça sorguluyor. İkisi de yazarın üslubu, ince ince işlenmiş güzel cümleleri ve sarkmayan iyi kurgusuyla insanda okuma isteğini kamçılıyor.

Yalçın Hafçı, Radikal Kitap’ta kitap için kaleme aldığı kritikte, “Karmeleği tam anlamıyla bir yüzleşme kitabı. Bireyden topluma, doğudan batıya, erkeklikten kadınlığa, savaştan barışa, ölümden yaşama, töreden cinayete… Öyküdeki kişilerin çoğu kendi istekleri dışında, karşı koyamadıkları, koyduklarında da bedelini ödeyecekleri bir güç karşısında -bizim kısaca ‘hayat’ dediğimiz- savrulmak zorunda kalıyorlar. Yıllardır ülkede süren savaşın sıradan insan hayatlarına nasıl sinsice sızıp parçalandığına tanık oluyoruz. Bu tanıklığımız anlatımın gücüyle sıra dışı bir hal alıyor,” diyordu.

VİCDANININ SESİNİ AÇ
Onun bıraktığı yerden, belki de etrafında dolaştığı bir yerden ele alırsam, öykülerin yer yer çok derin bir şekilde insan, vicdan ve masumiyet kavramlarını sorguladığını, üstelik bunu varoluşsal anlamda ele aldığını söylemeliyim. Soğukkanlılık nedir, cinayet nedir, bomba nedir, akmayan gözyaşı, tak diye duruveren yürek nedir bunlara bakıyor. Bu yönüyle Özlem N. Yılmaz bana hem çok açık bir kalbe, göze sahipmiş hem de sıkı bir Dostoyevski okuruymuş gibi geliyor.

Öykülerin en şaşırtıcı taraflarından biri de ‘vahşice’ diyebileceğimiz bir hikâyenin insanda tuhaf ve güzel bir tat bırakması. Bunun sebebi bir yandan yazarın dilinin pürüzsüzlüğü, kadifeliği; bir yandan da bütün bunları anlatırken kimseyi suçlamaması, hedef göstermemesi, okuru sadece küçük sorular ve hüzünle karışık bir buruklukla baş başa bırakması.

Yazar daha önceki kitaplarında olduğu gibi yine ezilen, yıkılan, acı çeken insanların, yani kaybedenlerin öykülerine odaklanıyor. Ama ezeni, öldüreni, döveni de anlamaya çalışarak. Her halin insandan çıktığını unutmadan, taraf tutmadan… Bu yönüyle çocuklara, gençlere vicdan sahibi olmanın belki de en büyük değer olduğunu fısıldıyor.

Karmeleği
Özlem N. Yılmaz
Can Gençlik / 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz