İyi Kitap

Bir kahraman, bir kraliçe, bir de nedime!

Mehmet KARTAL

Adele Geras, dünyanın üç büyük anlatısını yeniden yorumladığı Dido’da, antik kahramanların en naifi Aeneas’ın gönül ilişkilerine ışık tutuyor. Büyük destanların cesur ve kararlı kahramanlarının aksine, Aeneas kafası karışık bir delikanlı olarak modern dünya okurunun karşısında.

Truva Savaşı, Odysseus’un İthaka’ya dönüşü, Aeneas’ın Kartaca Kraliçesi Dido ile sergüzeşti gibi büyük anlatıları, Homer ya da Vergilius dışında bir isimden okumak pek hoşumuza gidecek bir fikir olmayabilir. Genellikle okurlar bu konuda muhafazakârdır. Ancak Adele Geras, hem yepyeni bir bakış açısı yakalayarak, hem de genç okurları hedef seçerek, bir anlamda İlyada, Odysseia ve Aeneas’ı yeniden anlatmaktan çekinmeyen bir yazar.

Bu büyük epik eserler, doğal olarak her zaman kahramanların gözünden anlatılmıştır. Olaylara bir şekilde dâhil olan ya da dâhil olmuş olması gereken diğer sayısız karakterin düşünce ve duygularını asla bilemeyeceğimizi düşünebiliriz. İşte Geras, eski dünyanın üç büyük anlatısını, kahramanların değil de sıradan insanların, daha doğrusu ergenliğe yeni adım atmış gençlerin bakış açısıyla anlatmak gibi, orijinalliğini teslim etmemiz gereken bir buluşa imza atıyor.

Dido, Truva Savaşı’ndan sonra harabeye dönen şehri terk ederek, az sayıda adamıyla birlikte maceralı bir deniz yolculuğuna atılan Aeneas’ın “Kartaca Molası”nı, Kartaca Kraliçesi Dido’nun sarayındaki bir genç kızı merkez alarak anlatıyor. Bildiğimiz gibi, bu mecburi konaklama sırasında Aeneas ile Dido arasında alevli bir aşk doğar, ancak kaderi tanrılar tarafından çizilmiş olan Aeneas, Dido ile birlikte olmak yerine, Roma’yı kurmak üzere yeniden yollara düşer.

Kitapta, asırlar boyunca tekrar tekrar işlenen, resimlere konu olan bu aşkı, saraydaki bir hizmetçi kızın gözüyle izliyoruz. Kahramanımız Elissa, zor yaşam koşullarından kaçıp Kartaca sarayına sığınarak, Kraliçe Dido ve kardeşi Anna’nın nedimeliğine yükselir. Kraliçe Dido’nun önceki isminin Elissa olduğunu bildiğimize göre, yazarın adeta bir ‘ikili hayat’ inşa etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Bunu, bir genç kızın, nedimeliğe ve kraliçeliğe uzanan iki muhtemel hayatı gibi düşünelim. Nitekim her ikisi de Kartaca’ya sonradan gelmiştir ve her ikisi de aynı adama âşıktır. Kitabın ana teması da bu problemli aşklar… Bir kraliçe ile nedimesi aynı adama âşık olursa -ki bu adam sıradan bir denizci ya da maceracı değil, bizzat Aeneas’tır- neler olur?

MODERN EPİK
Aeneas’ın oğlunun bakıcılığını üstlenen Elissa, kraliçenin sevgilisine âşıktır. Müşkül bir durumdur bu. İlk bakışta haksız bir rekabet olduğunu da düşünebiliriz. Ancak Aeneas, Dido ile hararetli bir gönül ilişkisine girmesi yetmezmiş gibi, bir de hizmetçisi Elissa ile birlikte olur ve kız hamile kalır. Elissa, aşkını gizleyebilse bile, karnındaki çocuğu saklaması zor olacaktır…

Geras, klasik epiğin kurallarını ve eğilimlerini takip ederek, insanüstü karakterleri de işin içine sokuyor ve Yunan tanrıları ve tanrıçaları sık sık kahramanlarımızın karşısına çıkarak olayların gidişatı, kahramanlarımızın kaderi hakkında yorumlarda bulunuyor. Ne var ki, sıradan kişilerin kaderleri söz konusu olduğunda bu bizi pek fazla ilgilendirmiyor.

Aeneas, Dido ve kardeşi Anna dışında, kitabın kahramanları genelde ergenliğe yeni adım atmış kişiler. Bunlar arasında okuyucuları en çok şaşırtan ise saray şairi. Son derece etkileyici, sempatik ve hünerli olmasını bekleyebileceğimiz saray şairi tipi, nedense Geras tarafından kurban olarak seçilmiş ve kabiliyetleri sınırlı, dolaplar çeviren, samimiyetten uzak bir fırsatçı çıkmış ortaya. Bunu yazar adına bir kayıp olarak belirtelim. Çünkü sarayda ciğeri beş para etmez bir adam arıyorsanız, bu kişi şair olmamalı! Adele Geras’ın erkek karakterlerle başı pek hoş değil göründüğü kadarıyla. Aeneas dahil -yoksa başta Aeneas mı demeli?- kitaptaki erkek karakterler pek sempatik değil. Aşçı yamağını bilmem ama, koskoca Aeneas’ın sorumsuz bir adam olarak çizilmesini biraz yadırgadım. İyi özellikleri olsa da, ana tema gereği, hem kraliçeyi hem de nedimesini iğfal eden biri durumuna düşmekten kurtulamıyor.

Olayları sıradan bir kişinin gözüyle anlatmak fikri iyi hoş, ama bunu yaparken epik karakterleri bozmamak lazım. Buna Kraliçe Dido’nun çocuksu kaprisleri de dâhil. Sonuç olarak, Adele Geras’ın kitabı, başka hiçbir şey için değilse bile, orijinal temasının hatırına, genç okurlar tarafından okunmayı hak ediyor.

Dido
Adele Geras
Çeviren: Zeynep Alpaslan
Tudem Yayınları / 279 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz