İyi Kitap

Howl’un şatosu geri geldi…

Howl’un şatosu geri geldi…

Sevin OKYAY

Miyazaki’nin savaş karşıtı animasyonuyla tanıdığımız Yürüyen Şato, Diana Wynne Jones’un kaleminden karşımızda… Çocuklar için fantezinin kapılarını aralayan romanın, sihirli bir krallıkta yaşayan bir küçük hanım üzerinden kader, gençlik, cesaret ve sevgiye dair söyleyecek çok sözü var.

Howl genç bir büyücü, şatosu da ateş cini Calcifer sayesinde dere tepe dolaşıyor. Bir büyücünün ihtiyar bir kadın haline getirdiği genç Sophie, bu şatoya sığınıyor. Hayao Miyazaki’nin filmiyle tanıdığımız Yürüyen Şato, Diana Wynne Jones’un kaleminden karşımızda…

Onu gördüğümde çok sevmiştim, okuyunca da sevdim ama Miyazaki’nin dünyasını Jones’unkine tercih ederim. Hem göz kamaştırıcı görselliği açısından, hem de öncelikleri nedeniyle. Oysa genellikle bunun tersi bir durum söz konusu olur, yani kitabı okumuşuzdur, filmi görünce özgün esere haksızlık edildiğini düşünürüz. Hayalhanemizde yarattıklarımızın karşılığını bulamamışızdır. Bu sefer, dedim ya, tersi oldu. Doğrusu, çok hoş bir fikir, iyi de yazılmış ama benim gönlümde Miyazaki filminin yerini tutamaz. Diana Wynne Jones, daha çok kahramanı Sophie’nin sorunları ve gelişimi üzerinde durmuş. Miyazaki ise savaş karşıtı bir film yapmıştı. Hem de (bence) hayal dünyalarını zedelemeden, hikâyeden de fire vermeden…

Kitap ve film hakkında yazılanlardan da etkilenmiş olabilirim. Kimileri hatalı, örneğin Howl hiç de kötü kalpli, korkutucu biri değil. Duyduğu dedikodulara itibar eden Sophie onu öyle sansa da… Öfkelenince ya da korkunca bacaya kadar uzanan ateş cini Calcifer’in alevi de ürkütücülükten olabildiğince uzak. Filmde küçük ama güçlü ve akıllı bir şeydi, pek cana yakındı. Kitap ile film arasında başka farklılıklar da var; onlara hikâyeyi özetlerken bir göz atalım.

Sophie Hatter, sihirli İngary Krallığı’nda yaşayan bir küçük hanımdır. Çok güzel şapkalar diker, zaten soyadı da ‘Şapkacı’ anlamına gelir. Cansız cisimlerle, sıradışı bir şey yaptığını düşünmeden konuşur. Kaderine rıza göstermiştir; üç kızkardeşin en büyüğü olmanın büyük bir talihsizlik olduğuna inanır. Derken Çölün Cadısı, onu kambur, eklemleri sancıyan bir acuzeye çevirir. Sophie, şapkacı dükkânını bırakıp yollara düşer, genç kızların kalplerini yediği söylenen büyücü Howl’un, kapısı dört ayrı yere açılan ve yürüyen şatosunda temizlikçi olarak kendine iş bulur. Aslında Howl’un temizlikçi falan aradığı yoktur ama yardımcısı Michael, daha da önemlisi, ateş cini Calcifer onu sevmişlerdir nedense.

İKİNCİ BİR NEIL GAIMAN MI?
Sophie, Calcifer’in Howl’la yaptığı ve şartlarını ne yazık ki ona söyleyemediği anlaşmayı bozmakta cine yardımcı olma sözü verir. Calcifer de Sophie’nin büyüsünü bozacaktır. Bu arada, savaş tehlikesi vardır. Kralın kardeşi ile büyücüsü ortadan kaybolmuştur. Howl saray büyücüsü olmak istemez. Sophie’nin kardeşleri Martha ile Lettie birbirlerinin yerine geçmiştir. Howl ise Lily Angorian adlı bir öğretmenle ilgileniyor gibidir.

Diana Wynne Jones, kitapları meslektaşlarının da takdirini kazanmış bir yazar. Bazen, şu sıralarda kitapları Türkçe’ye çevrilen Neil Gaiman ile kıyaslanıyor. Gaiman, 1991 tarihli dört bölümlük mini çizgi roman dizisi The Books of Magic / Sihir Kitapları’nı, aralarından birisi Jones olan “dört cadı”ya adamıştı. Ama Wynne kitapları, asıl Rowling’in Harry Potter dizisiyle karşılaştırıldı. Hatta Potter’ın maceraları çocukların fantezi ve okuma merakını kışkırtınca, yazarın son yıllarda baskısı bitmiş kitapları da yeniden basıldı.

Laf Potter’dan açılmışken, onun sinemaya uyarlamalarını pek beğenmediğimi söyleyeyim. Ama Hogwarts gibi mekânlar gerçekten büyüleyici şekilde yaratılmış. Kıvrıla kıvrıla çıkan ve yürüyen bir merdiveni tarif etmekle, karşında işler halde görmek arasında dağlar kadar fark var. Aynı şey Yürüyen Şato için de geçerli.

Ancak, Miyazaki’nin hayli değişiklik yaptığı da bir gerçek. Barışçı bir şahıs olarak, savaşı ön plana çekmiş(tam Irak savaşının başladığı sıralar); Howl’un saray büyücüsü olmak istemeyişini de savaş istemeyişiyle açıklıyor. Calcifer’i kitaptakinden daha sevimli bir hale getirmiş (ben kitaptaki halini de korkutucu bulmadım, o başka). Kitap Sophie’yi ön plana çekerken, film tuhaf savaş üzerinde odaklanıyor. Miyazaki’nin doğa sevgisi gene ön plana çıkıyor. Kitaptaki hayli bölüm atlanırken, epeyce de değişiklik yapılmış. Örneğin, Jones’un kayıp saray sihirbazı Suliman kadın olmuş ve kitaptaki kayıp büyücünün aksine, melun bir şahıs.

Ama elbette ki ben anarşist ruhlu biriyim ve Miyazaki anarşist olmasa da, beklenenleri yapmayan, hatta tuhaf bir kuş kılığına bile bürünen Howl’unu, iyi kız Sophie’den fazla seviyorum. Diana Wynne Jones’un kitabı ise, inkâra hacet yok, fantezinin kapılarını aralamış ya da aralayacak çocukları çok mutlu edecek bir kitap. Devam kitapları da var; umarız İthaki onlarıda yayımlar. Hem nankörlüğe de gerek yok, kitapta Calcifer’in ruhunu daha iyi anlıyoruz.

Yürüyen Şato
Diana Wynne Jones
Çeviren: Bülent O. Doğan
İthaki Yayınları / 293 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz