İyi Kitap

Mutlu son değil, daha fazla hikâye istiyorum!

Mutlu son değil, daha fazla hikâye istiyorum!

Onat BAHADIR

Sadece canını değil, kişiliğini ve koca bir kenti de kurtarması gereken kaçak bir yetimin öyküsü Gece Kaçakları. Ya da bir türlü kralını seçemeyen bir ülkenin hikâyesi. Belki de daha fazla hikâye isteme yürekliğini göstermenin öyküsü…

Frances Hardinge ilk romanı Gece Kaçakları’nı kurarken, on sekizinci yüzyıl İngiltere’sini temel almış, ancak ne tarihi bir olay ne de kişiden yola çıkmış. Daha ilk sayfada kral seçmeyi bir türlü beceremeyen bir parlementodan, bu nedenle başsız kaldığı için parçalanmış ama dağılmamış ilginç bir krallıktan söz ediyor. Her bölgede kral olmaya aday çeşitli soylu isimler mevcutsa da, bir komite kurulamadığı için kral bir türlü seçilemiyor. Peki ülke nasıl bir arada kalabiliyor?

Şöyle: Ülkenin usta işçilerinden oluşan birlikleri -Çilingirler, Kırtasiyeciler, Kayıkçılar- kıskançlık ve sıkıntıyla dolu olsalar da birlikte hareket etmeyi sürdürüyor ve işler ağır aksak ilerliyor. Ağır aksak dedik çünkü ortaya çıkan irade boşluklarından dolayı Parçalanmış Krallık’ta entrika ve politik iç savaşların sonu gelmiyor. Kim kimin casusu, kim hangi gizli planı hayata geçirmenin peşinde, bilmek güç… Çilingirler ve Kırtasiyeciler birbirlerinden zerrece hazzetmiyor. Kayıkçılar kendi alanları olan nehirde başka bir insiyatif görmekten hoşlanmıyor! Aslında bir birlik daha var. Ancak onların adını zikretmeden önce, Parçalanmış Krallık’ın ilginç inanç sistemine değinelim.

Parçalanmış Krallık’ta her gün ve saat farklı bir Aziz ya da Azizeye adanmış. Buna göre, yeni doğmuş bir bebeğe rasgele bir isim asla verilemiyor, doğum saatinin işaret ettiği Aziz ya da Azize göz önünde bulundurularak bir isim koyulabiliyor. Krallık halkı bir çeşit tanrı gibi gördükleri Aziz ve Azizelere, taneli meyveler ve ekmek sunuyor. Akla hemen çoktanrılı dönemi getiren ancak gündelik hayatı pek o dönemlere benzemeyen bir ülke Parçalanmış Krallık. Dini, rasyonel düşünce sahibi kişileri memnun edeceğe pek benzemiyor. Bu noktada dördüncü birlik çıkıyor karşımıza. Bu birlik aslında mevcut değil. Daha doğrusu belli bir süre önce toplum ve düzen düşmanı olmakla suçlanıp yok edilmişler.

KUŞ AVCILARI
Bir zamanlar bütün kutsal metinlerin koruyucusu olarak görülen bu kişiler, Kuş Avcıları. Üyeleri ortadan kaldırılmış ise de, birliğin hayaleti toplumun her kesiminde kol geziyor aslında. Kuş Avcılarından olduğu şüphesi duyulan kimseler… Sokaklarda yeni birtakım anarşist gruplar oluştuğuna dair kuşkular… Zaman zaman Çilingirler Kırtasiyecileri, Kırtasiyeciler Çilingirleri suçluyor. Ama tüm bu gerginlikler ülkenin genel düzenini bozacak raddeye gelmeden çözülüyor. Ta ki birileri kaçak bir baskı makinesinin olduğunu ve onunla yasak bazı metinler üretildiğini fark edene kadar… Suçların en büyüğü, Kırtasiyecilerin bilgisi dışında kitap, hatta bırakın kitabı, tek bir yazılı kâğıt parçası üretmek. Böyle bir kâğıdı üretmek de, ona bakmak da çok büyük bir suç! Bu suç, koca bir şehri altüst etmeye yetebiliyor.

Bu arada öykünün ana karakteri Mosca Mye’yi çok gerilerde bırakıp, biz romanın neredeyse sonlarına kadar ilerledik. Aslında tüm bu anlattıklarımızı küçük Mosca’nın ince zekâsı ve maceracı ruhu sayesinde öğrenebiliyoruz. O, Parçalanmış Krallık’ın ücra bir köyünde doğmuş bir kız. Babası Quillam Mye, bir düşünür. Parçalanmış Krallık’ın tarihiyle ilgili büyük bir eser kaleme alıyor. Büyük şehrin kalabalığından kaçmasının özel, hayati bir nedeni var. Ne var ki Mosca doğduktan sekiz yıl sonra Quillam ölüyor ve üstünde çalıştığı eser de yok ediliyor. Babasının Mosca’ya bıraktığı yegâne miras, okumayı öğretmiş olması.

Mosca annesini daha bebekken kaybetmiş. Babası da ölünce dayısına teslim ediliyor. Geceleri etrafta gezinip başlarına dert açmasın diye Mosca’yı değirmene kapatacak kadar ‘açık fikirli’ bir dayı ve yengesi var Mosca’nın… Mosca bir gece değirmeni yakıp köyden kaçmanın bir yolunu buluyor. Ona uzun yolculuklar boyu istemeden, çoğunlukla Mosca’nın keskin zekâsına boyun eğmek zorunda kalarak kılavuzluk eden kişi, şair Eponymous Clent oluyor. Clent, Mosca’dan ilk kurtulma girişiminde, ona yolda başlarına gelebilecek türlü tehlikeden bahsediyor ve evine dönmesini istiyor. Mosca’nın cevabı ise, “Mutlu bir son istemiyorum. Daha fazla hikâye istiyorum” oluyor.

Yazar Hardinge, ilk romanında hem edebi düzeyi yukarda tutmuş hem de sürükleyici bir hikâye kurmayı başarmış. Alt metinleri de gözden kaçırılmadığı takdirde gençlere gerçekten keyif verecek bir roman.

Gece Kaçakları
Frances Hardinge
Çev: Özlem Gayretli Sevim
İş Kültür Yayınları / 379 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz