İyi Kitap

Müziksiz bir hayat hatadır!

Çağlayan ÇEVİK

Beton plaza ormanlarının karton ofislerinde sıkışıp kalmış bir adamın, piyano aracılığıyla özgürlüğü yakalamasının hikâyesi… İlk bölümde kendi hayatını açıksözlülükle paylaşan yazar, kitabının ikinci bölümünü bir tür eğlenceli müzik tarihine dönüştürmüş.

Nietzsche’nin gündelik hayatta en çok kabul görmüş cümlesi, “Müziksiz bir hayat hatadır” olsa gerek. Gerçekten de profesyonel müzisyenler bir tarafa, sıradan bir dinleyiciyi bile alıp başka dünyalara götüren, bir nota vuruşuyla mutlu eden şey müziktir. İnsanoğlunun ilk bulduğu, hatta iletişim aracı olarak bile kullandığı sanat dalı müzik olabilir mesela. Dolayısıyla müzik dinlemeyen, dinlemediğini söyleyen insanın hayatında bir şeyler eksik demektir.

ONMAYAN YARA
Kimi hikâyeler duyarız; birileri tedavisi olmayan bir hastalığın üstesinden bir enstrüman çalarak gelmiştir. Psikolojik tedavi yöntemlerinden biri de müziktir. Pek çok müzisyenin, hayatını mahvetmenin eşiğinden müzik sayesinde döndüğünü görürüz. Ofis Faresinin Piyano Hikâyesi isimli kitap da müziğin ne kadar üstün bir sanat dalı olduğunu anlatıyor desek yanılmayız.

Osman Çakıroğlu’nun müzikle ilişkisi aslında o daha doğmadan başlamış. Anneannesinin ve annesinin piyanoyla ilişkisi bunun işaretlerini verir bize. İzmir Radyosu’nda kayıtları bile bulunan dedesinin dillere destan cümbüş virtüözlüğü de, baba tarafından müzik geleneğini gösterir. Çakıroğlu’nun hikâyesini özetlemekte fayda var; daha çocuk yaşta annesinin yönlendirmesiyle piyano dersi almaya başlar, birtakım sebeplerden ve kendi ifadesiyle “tembelliğinden” bırakır dersleri. Ama deyim yerindeyse “zehri almıştır” bir kere. Artık ne piyanodan ayrı kalabilmekte ne de piyanoyla yapabilmektedir.

MÜZİĞİN UZUN ÖYKÜSÜ
Daha sonra üniversite eğitimi için gittiği Amerika macerası başlar. Boston’daki hocası, piyanoyla ilişkisinin daha kesintisiz olmasını sağlasa da, uyguladığı kimi yanlış metotlar onu ileride epey zorlar. Kısa süreli New York macerası ise, piyano açısından da kısa olur. Binbir hasretle döndüğü memleketinde, yeniden piyanoya sarılır Çakıroğlu. Ancak ilk hocası kesinlikle bir piyanist olmadığı gibi, belki iyi bir müzisyen bile değildir ve piyanoyla ilişkisini bir türlü ilerletemez.
En sonunda bir arkadaşının tavsiyesiyle Serpil Hanım’ın öğrencisi olur. Yaşı artık otuza yaklaşmıştır ve muhtemelen hocasının en yaşlı öğrencisidir. Ancak bu sefer bir şeyler değişir hayatında. Bu kez derslerden kaçmanın yolunu aramaz ve dört elle sarılır piyanoya. Zira işsizliği dolayısıyla, öne süreceği bir bahanesi yoktur, üstelik memleketinden uzak kaldığı yıllarda kaybettiği dostlarının yerine geçecektir müzik ve piyano. Ya sonra? Sonrası mutlu bir birliktelik…

Osman Çakıroğlu’nun, aile köklerinden gelen müzik ilgisine ve piyano maceralarına rağmen, ne eğitimi ne de çalıştığı işler müzikle alakalı. Plazaların birkaç metrekarelik kutu gibi ofis ortamında müzik sayesinde yaşamın tadını çıkarıyor. Kendisini bir “ofis faresi” olarak adlandırsa da, aslında piyano ve müzik sayesinde meslektaşlarından kolaylıkla ayrıldığını söyleyebiliriz.

Kitabın ilk bölümünde piyanoyla inişli çıkışlı ilişkisini anlatıyor Çakıroğlu tüm detaylarıyla. Bir taraftan da günah çıkarıp hatalarıyla yüzleşiyor. Hiç dile getiremediği gizli arzusu olan konser piyanistliğine neden geçemediğini itiraf ediyor açık sözlülükle. Piyanoyla düzenli bir ilişki kurmasının ardından da bizimle başka piyano hikâyelerini paylaşıyor yazar. Ünlü besteci ve piyanistlerin yaşam hikâyelerini, en çok sevilen ve çalınan piyano baladlarının, bestelerin özelliklerini, takıntılı müzisyenleri, tek kollu müzisyenleri ve daha birçok şeyi anlatıyor kitabın ikinci bölümünde. Kimi zaman biraz üzüyor okurlarını, ama birkaç satır sonra hafif bir tebessüm kondurabiliyor dudaklarımıza.

Osman Çakıroğlu yalın, samimi diliyle hem kendi hayatını paylaşıyor bizimle, hem de müziğin ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor. Onun hayatından çıkaracağımız ders, gerek kendi hayatımızda gerekse çocuklarımızın hayatında müziğin aslında ne kadar önemli bir rol oynayabileceği. Yazının başında Nietzsche’den bir alıntı yapmıştık. Müziksiz bir hayatın hata olduğunu anlattığı gibi, müziğe karşı işlenecek hataların da önüne geçmemizi sağlayacak bir kitap Ofis Faresinin Piyano Hikâyesi.

Ofis Faresinin Piyano Hikâyesi
Osman Çakıroğlu
Pan Yayıncılık / 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz