İyi Kitap

Bonbon şekerinden bir yazar: Ian Whybrow

Bonbon şekerinden bir yazar: Ian Whybrow

Arden KÖPRÜLÜYAN

Kötülük yolunda başarısızlığa mahkûm, sevimli Küçük Kurt karakterinin babası Ian Whybrow’un yolunu İstanbul’a düşürdük. Beş kitaplık Küçük Kurt serisi hakkında okuyucularıyla söyleşen ve de mektup yazma atölyeleri gerçekleştiren yazara çocukların sormadıklarını sorduk.

Geçtiğimiz ay İstanbul’daki bir dizi ilköğretim okulunun çok özel bir konuğu vardı. Tudem Yayınları’nın sevilen Küçük Kurt serisinin dünyaca ünlü İngiliz yazarı Ian Whybrow, eşi Ann’le beraber bir hafta süren bir mektup yazma atölyesi için İstanbul’daydı.

Ian Whybrow tanışabileceğiniz en muhteşem çocuk yazarlarından biri. Onun mertebesine ulaşmış hiçbir dünya yazarının bu denli içten, komplekssiz ve sevecen olamayacağını samimiyetle söyleyebilirim. Adeta şeker gibi bir adam; üstelik ilerleyen yaşına rağmen, bitmek bilmeyen bir enerjiye ve yaşama sevincine sahip. Hayata karşı daima cömert davrandığından olacak, hayat da ona olağanüstü güzellikler sunmuş. Yüzün üzerinde kitabı bulunan Whybrow’un kitapları yirmi
sekiz ülkede yayımlanmış. Zengin gözlem yeteneği ve sınır tanımaz hayal gücüyle, yazmaya uzun yıllar daha devam edecek bir isim. Whybrow’u çocuk yazınına kazandıran, tesadüfi bir karşılaşmadan ilham alarak yazdığı Harry ve Bir Kova Dolusu Dinozor adlı seri olmuş. Serinin dünya çapında milyonlarca satması, çizgi filme uyarlanması ve oyuncaklarının üretilmesi onu bir anda İngiltere çocuk yazınının en ünlü kalemlerinden biri haline getirmiş.

İstanbul’un büyülü cazibesine kapılarak, “anlık bir zaafla,” İstanbul genelindeki on ilköğretim okulunda mektup yazma atölyesi düzenlemeye ikna olan yazar, bu atölyelere paralel olarak bir de mektup yazma yarışması düzenleyince, bir mektup sağanağına tutuldu!

Kırmızı Başlıklı Kız, Yalancı Çoban, Üç Küçük Domuzcuk gibi evrensel masallarda rol alan kurtları hep kötülükleriyle biliriz. Peki, sizi adı bu kadar kötüye çıkmış bir türden iyi bir karakter yaratmaya iten ne oldu?

Evet, kurtlar hep kötü hayvanlar olarak anılırlar. Hatta çoğu kez, masallardaki kurtların kendi stereotiplerinin kurbanı olduklarını görürüz. Tüm bu klişelere yeni bir yorum kazandırıp bir farklılık yaratmak için sempatik bir kurt figürü yaratmanın eğlenceli olacağını düşündüm. Dolayısıyla Küçük Kurt karakteri çok keyifli bir çalışmanın ürünü oldu. Herkes de böyle düşünüyor olmalı ki büyük şöhret kazandı.

Sizce çocuklar bir kurdun iyi ve zararsız olduğuna inanabilirler mi? Bu yeni olgu onların kafasındaki, kurt eşittir kötülük, algısıyla çelişmez mi?

Yakında görecekler! Bu, Küçük Kurt’un yazdığı mektuplardan da kolayca anlaşılabilir zaten. Küçük Kurt tıpkı bir insan gibi konuşuyor. Ailesiyle ilişkileri de diğer çocuklarınkine benzer nitelikte. Küçük Kurt’un diğer çocuklardan pek bir farkı yok yani. Çocuklar iyi ve kötü davranışlar arasındaki ayırımı bilirler. Ama biz nedense hep bilmediklerini varsayarız. Çocuklar Küçük Kurt’un maceralarını okuduklarında, kurtlar dünyasındaki yetişkinlerin, küçük kahramanımızdan neler talep ettiklerini anlamaya çalışacaklar. Tüm bunlar çocukların Küçük Kurt’un kötü alışkanlıklarını benimseyecekleri anlamına gelmez.

Küçük Kurt’un kötülüğü öğrenmek uğruna “zorla” atıldığı macerada başından geçenler çocuklara neden bu kadar çok keyif veriyor acaba?

Küçük Kurt’un erken hayat tecrübeleri, pek çok yönüyle her insanın izlemek zorunda kaldığı yollardan geçiyor. Her şeyden önce kahramanımızın, kendisinden beklendiği üzere, bir kurdun nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi gerekiyor. Olayın merkezindeki espriyi anlamak çok keyif verici. Çünkü Küçük Kurt’un dünyası insanların dünyasının tam tersi gibi… Küçük Kurt’la ailesi gibi, bizim de çifte standartlarımız var ve kuralları kendimize göre yorumlamaya bayılıyoruz.
Çocukların bu kitapları aileleriyle paylaşması çok hoşuma gidiyor. Bu paylaşım, onlara belirli bir konu üzerine sohbet etme ve tartışma fırsatı veriyor.

Çocuklara yönelik beş kitaplık bir seriyi mektuplarla anlatmak cesaret istiyor bence. Size bu cesareti veren ne oldu?

On sekizinci yüzyılda yazılan ilk İngiliz romanları mektup tarzında kaleme alınmış. Aslında mektup niyetine yazılmışlar da diyebiliriz. Ben de bu kültürün bir parçası olmayı arzuladım. Aynı zamanda kahramanımın, okurlarıyla mektupları aracılığıyla konuşmasının zorluklarını da yaşamak istedim. Küçük Kurt’un naif sesi, dünyayı yanlış yorumlaması, bir türlü doğru hecelemeyi becerememesi gibi zorluklar, geleneksel mektup yazma kurallarının ağır formlarıyla birleşince, bize onun karakteri hakkında pek çok ipucu sunuyor. Bunu yapmamın bir diğer sebebi de, hem yetişkin okurlara hem de çocuklara diş geçirebilecekleri bir şey verebilmekti.

Tony Ross’un çizimleriyle hayat verdiği Küçük Kurt karakteri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Hayallerinizdeki Küçük Kurt’u tam olarak yansıtıyor mu?

Tony Ross dünyanın en meşgul illüstratörlerinden biri. Çok talep gören bir isim. Onun kitaplarımı resimlemeyi kabul etmesi benim için çok heyecan verici. Ayrıca kitaptaki karakterleri hayata geçirebilmek için çok gayret gösterdiğini de söyleyebilirim. Karakterlerime hayat verirken onlara mizah ve sevecenlik kattığını düşünüyorum. Her birinin çocuğa benzeyen jest ve hareketlerine baktığınızda, Tony Ross’un detaylı gözlem yeteneğini görebilirsiniz. Renklendirme, arka plan oluşturma vb. konularda pek çok animatörle uzun süre çalıştı. Bu da kendini ne denli işine adayan biri olduğunu gösteriyor.

Küçük Kurt da büyüyüp baba olunca, kendi babası gibi, “iyi” oğlunu kötülük okuluna gönderecek mi? Ya da toplum baskısıyla göndermek zorunda kalacak mı?

Küçük Kurt, serinin ilk kitabı olan Küçük Kurt’un Kötülük Kitabı’nın sonunda, büyüyünce amcası Başkötü gibi üzgün ve toplumun dışladığı yalnız bir yaşlı olmak istemediğini dile getiriyor. Ama yine de nasıl birine dönüşebileceğini kim bilebilir?

“Küçük Kurt Mektup Yazma Atölyesi” kapsamında bir hafta boyunca İstanbul’daki on değişik ilköğretim okulunda atölyeler gerçekleştirdiniz. Bu çalışmaların katılımcılar üzerinde ne gibi etkiler bıraktığını düşünüyorsunuz?

Eşim Ann’le beraber, İstanbul seyahatimizden büyük keyif aldık. Tudem Yayınları tarafından davet edilmemiz bizim için bir ayrıcalıktı. Gittiğimiz her yerde, öğretmenler, kütüphaneciler ve yöneticiler tarafından olağanüstü sıcak bir ilgiyle karşılandık. Hatta çay veya kahve içip fikir alışverişi yapma fırsatını bile yakaladık. Ziyaret ettiğim okullar, hayranlık uyandırıcı şekilde yönetilen “dostça” kuruluşlardı. Öğrencileri de dinlemeye ve yeni şeyler öğrenmeye çok istekliydiler.

Atölyelere paralel olarak bir de mektup yazma yarışması düzenlendi. On okulun katıldığı yarışmada öne çıkan mektuplar hakkında genel bir değerlendirmede bulunmanızı istesek…

Öğretmenlerin ve öğrencilerin yarışmaya gösterdikleri ilgi ve sorumluluk hissi beni çok etkiledi. Özellikle de kaleme alınan mektupların standardı! Hiç kimse
çocukların verdiği cevaplar için önceden alıştırma yaptıklarını düşünemez. Samimi olmak gerekirse; mektupların çoğu yaşam dolu, özgün, yaratıcı ve dokunaklıydı. Mekanik bir mektup yazma alıştırmasının çok ötesindeydiler.

Küçük Kurt Sürü Lideri
Ian Whybrow
Resimleyen: Tony Ross
Çeviren: Elif Yalçın
Tudem Yayınları / 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz