İyi Kitap

Ezeli ve ebedi soru geliyor: Kimim ben?

Ezeli ve ebedi soru geliyor: Kimim ben?

Irmak ZİLELİ

Çocuklar kim olduklarını sorgulamıyor ya da hayatın iniş çıkışlarından etkilenmiyor dersek aldanırız. Çevremizdeki veletlere “Ben kimim?” sorusuyla çıkacakları macerada, yaşayacakları iyi kötü günlerle nasıl başa çıkacakları konusunda yol gösterecek iki resimli kitabımız var bu ay!

Size kim olduğunuzu sorsam nasıl tanımlardınız kendinizi? Bir anne? Bir öğretmen? Bir yazar? Sevgili? Eş? Bir hayvansever? Devrimci? İdealist? Sevdalı? Vatansever? Hepsi ya da hiçbiri? Belki ikisi, üçü birden. Sahi siz kimsiniz? Ben kimim ya da? Varoluşsal bir soru. Çoğunluğun ömür billah yanıtlayamadığı bir soru. Pek çoğunun üstünkörü yanıtladığı. Kimilerin bir şekilde yanıtlamayı becerdiği. Çok azının o yanıta göre yaşamını biçimlendirebildiği… Öyle ya, “Ben kimim?” sorusuna yanıt vermekle bitmiyor iş. Yanıta göre kaderinizi çizebilirsiniz. Evet, yanlış duymadınız, kaderinizi çizmekten söz ediyorum. Çünkü sanıldığı
gibi kader denilen şey, başkalarının çizip önünüze koyduğu bir hayat çizgisi değil. Bizzat kişinin kendi elleriyle yarattığı bir şey… İyi de o zaman o kader olmaz, diyeceksiniz. Adına başka bir şey demeli. O da olur. Gelecek diyelim isterseniz… Geleceğiniz, hayatınızın tümü, bu soruya verdiğiniz yanıta bağlı: Ben kimim?

Tek bir yanıt yok. Olması gerekmiyor. Sizi çepeçevre kuşatan, yanınızı yörenizi dolduran, sağınızı solunuzu besleyen birden fazla tanımlama yapabilirsiniz. Sizi bir bütün olarak tarif edecek ideal bir tanım bulabilirsiniz. Ne âlâ! Peki nasıl bir öncelik sıralaması yapacaksınız o tanımlar arasında? Ne de olsa, ben kimim sorusuna verilen yanıtların da kendi içinde bir hiyerarşisi olmalı. Sözgelimi siz her şeyden önce bir anne misiniz? Ya da her şeyden önce sanatçı? Politikacı? Âşık belki de. Laf aramızda, aşksa söz konusu olan, zordur önüne başka şeyin geçmesi. Bir dakka! Aşk yalnızca karşı cinse duyulan bir şey değil ki! Sanatçı sanatını aşkla yapmaz mı? Bir anne çocuğuna âşık değil midir? Bilim insanı keşfetme aşkıyla yanıp tutuşmaz mı? Öyleyse, “Ben kimim?” sorusunun tercümesi şöyle olmalı: “İçimde yanan aşk ne?” Madem hayatım bu soruya verdiğim yanıtla biçimlenecek, büyük bir tutkuyla bağlı olmalıyım o “kimliğe”, o “kimliğin” getirdiklerine. Öteki türlü beni saman gibi tatsız tuzsuz bir hayat bekler. Şu durumda, “Ben kimim” sorusuna vereceğimiz yanıt bir tür anahtar: “Mutlu olma” anahtarı.

ERKEN KALKAN YOL ALIR
Anne Ben Kimim? isimli kitapta, kahramanımız Mimi’nin yapmaya çalıştığı şey işte tam da bu… Soruyor Mimi; ben kimim, bir kimyager mi, bir heykeltraş mı, bir düşünür mü, bir balerin mi? Belki erken bir soru. Ama erken kalkan yol alır… Mimi şimdilik annesinin her şeyi. Ama gün gelecek bu sorulara verecek tek bir yanıtı olacak. O gün geldiğinde Mimi mutluluğun anahtarını bulacak. Kim olduğunu keşif yolculuğuna çıkmanın yaşı yok belki de. Çünkü bu öyle bir yolculuk ki,
ben “şuyum” dediğiniz andan sonra bile son durak bir türlü gelmiyor. Yanıtlar her geçen gün çeşitleniyor, kendi içinden yenilerini doğuruyor.

Öte yandan, herkesin yolculuğu Neyse ki, Ne Yazık ki’nin kahramanı Milo’nunki kadar zorlu olmadığı için sevinebiliriz. O “neyse ki” ve “ne yazık ki” kavramları
arasında gidip gelen uçsuz bucaksız bir maceranın içinde. Çeşitli anların her iki olasılığı da barındırabildiğini anlatan bir hikâye Milo’nunki. Bu hikâyeyi okuduğunuzda, onunki kadar renkli ve maceralı olmasa da kendi yaşamınızda da benzer durumların yaşandığını göreceksiniz. Şaşırtıcı bir durum, hiç böyle düşünmemiştim, diyeceksiniz. Bir yerden bir yere giderken karşınıza çıkan onca olayı gözden geçirin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Neyse ki şöyle oldu, ne yazık ki böyle oldu, türü cümleler nasıl da ardısıra geliyor. Hayatta olumsuzluklar ve olumluluklar ne denli iç içe. Hayat iyi ki tekdüze bir olumluluk ya da yorucu bir olumsuzluk dizgesinde şekillenmiyor. Bir tanesi pek sıkıcı, öteki de bir o kadar sarsıcı olurdu.

Milo’nun hikâyesiyse olasılıkların çeşitliliğini gösterirken eğlenceli bir okuma da sunuyor; sıradan değil maceralı bir yolculuğu anlatıyor. Balinanın karnına düşmeler mi istersiniz, korsanlarla zorlu bir mücadele mi, uzaylı dostlarla tanışma mı? Neyse ki sonunda varmak istediği yere varıyor da derin bir soluk alıyorsunuz. Ama ne yazık ki bu mutlu bir son değil. Maceranın henüz bitmediğini haber veren kötü bir sürpriz bekliyor Milo’yu… Neyse ki şans meleği bir alıp iki koyuyor da bunun ardından bir “neyse ki”nin geleceğini biliyoruz…

Anne Ben Kimim?
Marianne Valentine, Philip Giordano
Çeviren: Oğulcan Açıkel
Mavibulut Yayınları / 32 sayfa

Neyse ki, Ne Yazık ki
Michael Foreman
Çeviren: Aslı Motchane
Kırçiçeği Yayınları / 32 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz